10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Kokerwormen van 3 meter lang.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Ogromne, 3-metrowe wieloszczety.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Riesige Röhrenwürmer, 3 m groß.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Riftia hlbinná, ktorá meria 3 metre.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Stora ringmaskar, 3 meter långa.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Vermi tubolari giganti alti più di 3 metri.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Viermi tubulari gigantici, de câţiva metri lungime.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Τεράστια σκουλήκια, με ύψος σχεδόν τρία μέτρα.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Гигантски тръбовидни червеи, 10 фута (3 метра) високи.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.Огромные трубчатые черви по 25 см.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.בעולם שבו הם לא אמורים להיות. תולעי צינור ענקיות, בגובה 3 מטרים.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.في عالم لا يمكن أن نجدها فيه. ماسورة ضخمة, ساخنة وطولها 3 أمتار.
10 feet uzunluğunda dev tüp kurtları.ホルマリンがなかったので、保存するのに自分のウォッカを
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Aber etwas Unerwartetes passiert, wenn Sie einen Magneten in einer Aluminiumröhre hinunterfallen lassen.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Ale, gdy spuścisz magnes w dół aluminiowej rury, dzieje się coś niespodziewanego.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Dar uneori neașteptatul are loc atunci când lași să cadă un magnet printr-un tub de aluminiu.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.자석을 알루미늄 튜브에 떨어뜨리면 예상치 못한 일이 일어납니다.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Maar iets onverwachts gebeurt als een magneet door een aluminium buis valt.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Mais quelque chose d'inattendu se passe lorsque vous déposez un aimant dans un tube en aluminium.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Ma qualcosa di inconsueto succede quando fate cadere una calamita attraverso un tubo di alluminio.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Nhưng một điều bất ngờ xảy ra khi ta thả một nam châm xuống một ống nhôm.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Pero algo inesperado ocurre cuando dejamos caer un imán a través de un tubo de aluminio.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.Но нещо неочаквано се случва, като пуснеш магнит по алуминиева тръба.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.קורה כאשר מפילים מגנט בתוך צינור אלומיניום.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.يحدث حين ترمي مغناطيسا نزولا في أنبوب ألمنيوم.
Alüminyum tüpün üstüne mıknatıs damlattığınızda baklenmedik birşey gerçekleşiyor.そこで簡単な実験をご覧に入れましょう
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.この年代の人は警報機を持っていても
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.E' inciampata sul serbatoio dell'ossigeno.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Elle fit tomber sa réserve d'oxygène.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.그런데 그곳에서 산소통에 발이 걸려 넘어졌지요.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Przewróciła się na zbiorniku z tlenem.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.S-a împiedicat de tubul oxigen.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Sie stolperte über ihren Sauerstoffbehälter
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Y se tropezó con su tanque de oxígeno.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Ze struikelde over haar zuurstoftank.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Σκόνταψε πάνω στη φιάλη οξυγόνου της.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Мими там споткнулась о свою кислородную маску.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Тя се спънала в резервоара си с кислород.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.והעבירה אותה מביתה לדיור מוגן.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.وهناك تعثرت في إسطوانة الأكسجين.
Belki buraya olabilir, damarın burasına. İşte tüp....Nebudu příliš zacházet do detailů.
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu."Ca a l'air de fonctionner."
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu.그래서 각 진공관을 조정해서 메모리를 작동하게 했습니다.
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu.Laat staan de problemen met de software.. "Het had geen zin, ben naar huis gegaan."
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu. Tabii bir de programlama hataları vardı.Anh ấy phải tập trung tất cả các ống thì bộ nhớ mới chạy được, chứ chắng dám nói đến các vấn đề phần mềm.
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu..היה עליו למקד כל שפופרת כדי שהזכרון יפעל
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu.فأضطر إلى تركيز كل أنبوب فقط لإعادة تشغيل الذاكرة
Belleğin çalışması için her bir tüpü odaklaması gerekiyordu.問題が出るのはソフトだけではないのです
Bellek katot ışınlı tüpteydi (CRT) -- elektromanyetik tepkilere bir hayli duyarlı birçok nokta olarak.Bộ nhớ trong các ống tia ca tốt -- một mạng điểm trên mặt ống, cực kỳ nhạy với các xáo trộn điện từ.
Bellek katot ışınlı tüpteydi (CRT) -- elektromanyetik tepkilere bir hayli duyarlı birçok nokta olarak.메모리는 CRT안에 들어 있었으며-- 그 진공관의 표면의 여러개의 부분들은 인근한 전자기장에 매우 민감해서 방해를 받았습니다.
Bellek katot ışınlı tüpteydi (CRT) -- elektromanyetik tepkilere bir hayli duyarlı birçok nokta olarak.הזכרון אוחסן בשפופרות קרן קתודית .כל קבוצת הנקודות על פני השפופרת .מאד מאד רגיש להפרעות אלקטרומגנטיות
Bellek katot ışınlı tüpteydi (CRT) -- elektromanyetik tepkilere bir hayli duyarlı birçok nokta olarak.الذاكرة كانت مصابيح الأشعة المهبطية مجموعة من البقع على سطح الأنبوب حساسة جدا للتأثيرات الكهرومغناطيسية
Bellek katot ışınlı tüpteydi (CRT) -- elektromanyetik tepkilere bir hayli duyarlı birçok nokta olarak.ブラウン管表面のたくさんの点を使っており 電磁波の影響を受けやすい不安定なものでした このようなブラウン管を40個並べ
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Je weet dat je vlees nu al kunt kweken.
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.여러분은 이미 시험관에서 배양된 고기를 먹을 수 있다는걸 아실겁니다.
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Mint tudják, manapság létre lehet hozni húst laborban.
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Saben que ya pueden producir carne "in vitro".
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Sapete che è già possibile coltivare la carne in provetta.
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Sie wissen schon, dass man Fleisch in-vitro züchten kann.
Biliyorsunuz ki günümüzde zaten cam tüpte et yetiştirebiliyorsunuz.Ştiţi că deja se poate dezvolta carne in-vitro.