Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom tüm diğer çocukların kravat giydiklerini fark etti.Tom noticed that all the other boys were wearing neckties.
Tom tüm bundan zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to be enjoying all this.
Tom size ihtiyacınız olan tüm bilgiyi sağlayacaktır.Tom will provide you with all the information you need.
Tom tüm insan ırkından nefret eder.Tom hates the whole human race.
Tom hız konusundaki tüm rekorları kırdı.Tom broke all records for speed.
Onlar tüm planlarımızı reddettiler.They rejected all our plans.
Kuzey ışıkları, Grönland'ta tüm yıl boyunca görünür.Northern lights appear all year round in Greenland.
Tom tüm kitabı başından sonuna kadar okudu.Tom read the whole book from beginning to end.
Tom tüm Kutsal Kitabı başından sonuna kadar okudu.Tom read the whole Bible from beginning to end.
Tom tüm yazıyı başından sonuna kadar okudu.Tom read the whole article from beginning to end.
Baştan sona tüm kağıdı okudun mu?Have you read the whole paper from beginning to end?
Bu sözlükteki tüm kelimeler önemlidir.All of the words in this dictionary are important.
Tom tüm hayatı boyunca Harvard'a gitmeyi hayal etmişti.Tom had dreamed of going to Harvard all his life.
Tom ve Mary tüm arkadaş ve akrabalarını düğüne davet ettiler.Tom and Mary invited all their friends and relatives to the wedding.
Tren o kadar doluydu ki tüm gezi boyunca ayakta kalmak zorunda kaldım.The train was so packed that I had to stand up during the whole trip.
Tüm bu şeyleri nereden aldın?Where did you get all this stuff?
Tom'un saçı tüm gümüş rengi.Tom's hair is all silver.
Tüm yaptığım bir kadının aşkı içindi.All I did was for the love of a woman.
Kararınızı vermeden önce tüm sonuçları çok dikkatli düşünün.Think very carefully of all the implications, before you make your decision.
Tom'un tüm dünyadan arkadaşları var.Tom has friends all over the world.
Futbol takımımız geçen sezon tüm maçları kazandı.Our soccer team won every game last season.
Tom çekmecedeki tüm dosyaları inceledi.Tom went through all the files in the drawer.
Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.I didn't eat all the fries because they were too oily.
Tüm bunun ne hakkında olduğunu bana söyler misin?Could you tell me what this is all about?
Tüm yapmam gereken bu.That's all I have to do.
Tüm gece boyunca yağmur yağdı.It rained throughout the night.
Tom'a yazılan tüm mektuplar sıranın üzerinde.All the letters on the desk are addressed to Tom.
Bu tren Wimbledon'a kadar olan tüm istasyonlara uğrar.This train calls at all stations to Wimbledon.
Bu, benim üzerimde olan tüm paradır.This is all the money I have on me.
Tom tüm hafta sonu evde kaldı.Tom stayed home all weekend.
Ben tüm sabahı odun kesmekle geçirdim.I spent all morning chopping wood.
Ben tüm gerekli düzenlemeleri yapmanızı bekliyorum.I expect you to make all the necessary arrangements.
Yasaya göre tüm insanlar eşittir.All men are equal according to law.
Tüm kasaba kablolu TV'ye sahip.The whole town has cable TV.
On yıl içinde tüm evler internet bağlantısına sahip olacak.In ten years, all households will have Internet connection.
Şimdi tüm yapabileceğim beklemek.All we can do now is wait.
Her zaman tüm işi yapmak zorunda olmaktan usandım.I'm tired of always having to do all the work.
Bu bölgedeki tüm sokaklar ünlü kişilerin adını taşır.All the streets in this area are named after famous people.
Tüm paramıza ne oldu?What happened to all our money?
Tüm mobilyalarımıza ne oldu?What happened to all of our furniture?
Tom yeni bilgisayar programının tüm ayrıntılarını öğrenmek zorunda kaldı.Tom had to learn the ins and outs of the new computer program.
Keşke tüm aile fotoğraflarımıza ne olduğunu bilsem.I wish I knew what happened to all our family photos.
Seven bir kalp, tüm bilginin başlangıcıdır.A loving heart is the beginning of all knowledge.
Tüm bu insanlara ne olacak?What's going to happen to all these people?
Tüm elmalar kayboldu.All the apples disappeared.
Savaşta tüm aileni kaybetmenin nasıl olduğunu bilmiyorsun.You don't know what it's like to lose all your family in a war.
Savaşta tüm aileni yitirmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun.You don't know what it's like to lose all your family in a war.
Tüm yapmak istediğim bu.This is all I want to do.
Sana verdiğim tüm paraya ne oldu?What happened to all the money I gave you?
Tüm olanlardan önce hayat çok daha basitti.Life was so much simpler before all that happened.
Tom, senin tüm sorularını yanıtlamamı söyledi.Tom told me to answer all your questions.
Tom tüm vakit bana soru sormaya devam etti.Tom kept asking me questions the whole time.
Tom listedeki tüm soruları yanıtladı.Tom answered all the questions on the list.
Bunlar şimdi cevaplayacağım tüm sorular.Those are all the questions I'm going to answer right now.
Tom tüm sorularınıza cevap verdi mi?Did Tom answer all your questions?
Lütfen tüm görüş ve önerilerinizi Tom Jackson'a gönderin.Please send all comments and suggestions to Tom Jackson.
Tom tüm eşyalarını kutulara koydu ve onları Boston'a gönderdi.Tom put all his belongings in boxes and sent them to Boston.
Tüm toplumlar kapitalist haline geldi.All societies have become capitalist.
Tüm bunu nerede satın aldın?Where did you buy all this?
Biz tüm eşyaları o mağazadan satın aldık.We've all bought stuff from that store.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod