Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm sahip olduğum yaralı vücudum ve bir avuç kötü anılar.All I have is my wounded body and a handful of bad memories.
İstediğim tüm arkadaşlara sahibim.I have all the friends I need.
İhtiyacım olan tüm paraya sahibim.I have all the money I need.
Tüm bu olasılıkları hesaba kattım.I've considered all of those possibilities.
Tüm bu olasılıkları düşündüm.I've considered all of those possibilities.
Tüm bunları senin için yaptım.I've done all this for you.
Senin tüm filmlerini izledim.I've seen all your movies.
Ben tüm cevaplara sahip değilim.I don't have all the answers.
Tüm onların isimlerini bilmiyorum.I don't know all their names.
Bunun tüm hikaye olduğunu sanmıyorum.I don't think that's the whole story.
Ben tüm isimlerini biliyorum.I know all their names.
Tüm bu adamları tanıyorum.I know all those guys.
Ben artık senin tüm sırlarını biliyorum.I know all your secrets now.
Bilmediğim tüm kelimelere sözlükte baktım.I looked up all the words I didn't know in the dictionary.
Şüpheli tüm eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his things on the table.
Şüpheli tüm kişisel eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his personal effects on the table.
Şimdi tüm iyi insanların kendi ülkelerinin yardımına gelme zamanıdır.Now is the time for all good men to come to the aid of their country.
Tüm suçlamalarla ilgili temizlendin.You've been cleared of all charges.
Kızım dinozorların tüm farklı türlerin isimlerini biliyor.My daughter knows the names of all the different species of dinosaurs.
Kesinlikle tüm yardımını takdir ediyorum.I sure appreciate all your help.
Yağmur durmadı ve tüm gün boyunca devam etti.The rain didn't stop, and went on for the whole day.
Tüm başarısızlıklarının üstesinden geldiğini iddia ediyor.He claims that he's gotten over all his failures.
O tüm kalbiyle güldü.He laughed wholeheartedly.
Tüm kasaba bir yangında tahrip oldu.The entire town was destroyed in a fire.
Bir temmuzdan önce bu listedeki tüm kelimeleri öğrenmek istiyorum.I want to learn all the words on this list before July first.
Temmuz ortasına kadar bu listedeki tüm kelimeleri öğrenmek istiyorum.I want to learn all the words on this list by the middle of July.
Bugün okulumuz olmadığından evde kalıp tüm gün TV izledim.Since we had no school today, I stayed home and watched TV all day.
Tüm sıkı çalışmanız için teşekkürler.Thanks for all your hard work.
Katılanlar tüm ihtiyaçlarımızı tahmin etti.The attendants anticipated all our needs.
Bu şişeyi tüm diğerlerinden ayrı tutuyorum.I keep this bottle separate from all the others.
Ben uzun bir zaman önce Fransızca öğrenmiştim ama şimdi tüm hatırladığım "Bonjour".I studied French a long time ago, but now all I remember is "bonjour."
Tüm kızlar Tom'a âşık olmuş gibi görünüyor.All the girls seem to have fallen in love with Tom.
Tüm enerji israf edildi.All the energy was wasted.
Ben sadece tüm bunun bitmesini istiyorum, biliyorsun.I just want all this to be over, you know.
Tüm çiçekler güzel kokar.All flowers smell sweet.
Tüm zamanların en harika kitaplarından biri.It's one of the greatest books of all time.
Savaş ve Barış tüm zamanların en büyük kitaplarından biridir.War and Peace is one of the greatest books of all time.
Kar beyazdır çünkü onun molekülleri güneş ışınlarının tüm renklerini yansıtır.Snow is white because its molecules reflect all the colors of the sun's rays.
Tüm oda sessizleşti.The whole room became silent.
Şimdi yarı zamanlı mı yoksa tüm gün mü çalışıyorsun?Are you now working part-time or full-time?
Stalin tüm insanların babasıydı. -onun sağlıksız hayal dünyasında.Stalin was the father of all peoples - in his own unhealthy imagination.
Sıkıntı tüm kötülüklerin başlangıcıdır.Boredom is the beginning of all vices.
Dünyada acından ölen çocuklar olduğu için tabağındaki tüm yiyeceği ye.Eat all the food on your plate because there are starving children in the world.
Tüm yasalar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm kanunlar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm kanunlar adil midir?Are all laws just?
Tüm yasalar adil midir?Are all laws just?
O tüm gece çalıştı.He worked the whole night.
Eğer gidersen, tüm dünyaya ben yatarken beni okşadığını söylerim.If you leave, I'll tell all the world you fondle me while I sleep.
Tom dondurucudaki tüm dondurmayı yedi.Tom ate all the ice cream that was in the freezer.
Tüm defter kapaklarımın üzerine adımı yazdım.I wrote my name on the cover of all my notebooks.
Bana yaptığın tüm yardımı unutmayacağım.I'll never forget all the help you've given me.
Tom'un tüm krediyi almak isteyeceğinden eminim.I'm sure Tom will want to take all the credit.
Tüm mutfak zemini üzerinde su vardı.There was water all over the kitchen floor.
Tom pastadaki tüm mumları üfledi.Tom blew out all the candles on the cake.
Tom ailesi için tüm alışverişi yaptı.Tom did all the shopping for his family.
Tüm sorunlara neden olan kişi benim.I'm the one who caused all the problems.
Tüm dünyanın bizim hakkımızda bilmesini istiyorum.I want the whole world to know about us.
Tom'un tüm yardımını takdir ettiğinden eminim.I'm sure Tom appreciates all your help.
Ben tüm sorumluluğu alacağım.I'm going to take full responsibility.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tüm ile cümle - Sayfa 16 - tüm kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App