Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tüm dünyadan pul topluyoruz.We collect stamps from all around the world.
O, başarılı olmak için yeteneğine olan tüm inancını kaybetti.He had lost all faith in his ability to succeed.
Tüm gün boşum.I have the whole day free.
Tüm bunlar için Tom'u suçluyorum.I blame Tom for all of this.
Tüm bunlar için Tom'u suçlayacağım.I'll blame it all on Tom.
Tüm bunlar için seni suçlayacağım.I'll blame it all on you.
Köpeğini tüm gün evde bırakma.Don't leave your dog in the house all day.
Onların tüm isimlerini hatırlayamıyorum.I can't recall all their names.
Ha ha ha! Tüm sinekleri öldürmek mi istiyorsun?Hahaha! Do you want to kill all flies?
Birçok ülkede tüm televizyon programlarının altyazılarının olması normaldir.In many countries it is normal for all television programmes to have subtitles.
Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?Now what will all the idiots believe who remained alive?
Tüm odalar tutuldu.All the rooms are taken.
O, tüm ayak işlerini yaptı.He did all the legwork.
Tüm şüpheleri ortadan kaldırmaya çalıştım.I tried to remove all doubt.
Tüm ziyaretçiler birbiri ardına eve gitti.All the visitors went back home one after another.
Tüm yazı sistemlerinin avantajları ve dezavantajları vardır.All writing systems have advantages and disadvantages.
Umarım tüm hayallerin gerçekleşir.I hope that all your dreams come true.
Tüm vatandaşlar hukuka saygılı olmalı.All citizens should respect the law.
Tüm gelecek toplantılar bu odada düzenlenecek.All future meetings will be held in this room.
Tüm hayatım boyunca senin gibi biriyle tanışmak istedim.All my life I've wanted to meet someone like you.
Tüm suçlular hapse gitmemeli.Not all criminals should go to jail.
Gerekli tüm ürünleri çabucak al.Quickly buy all required items.
Alabileceğimiz tüm yardıma ihtiyacımız var.We need all the help we can get.
Tüm balıklar için teşekkürler.Thanks for all the fish.
Tüm diller varyasyonlara tabidir.All the languages are subject to variations.
Bir göze göz tüm dünyayı kör yapar.An eye for an eye makes the whole world blind.
Şu ana kadar tüm istediğim sadece yalnız bırakılmaktı.All I ever wanted was to just be left alone.
Tüm yorumlar gereksizdir.All the comments are superfluous.
Ben onu tüm kalbimle seviyorum.I love him with all my heart.
Tüm güzel karı kaçırıyorsun.You're missing all the lovely snow.
O, matematikte tüm diğerlerinden kat kat yukarıdaydı.In mathematics he was head and shoulders above all the others.
Tüm kitabı okudum.I read the entire book.
Onlar tüm töreni filme çektiler.They filmed the entire ceremony.
Tüm fonlar bir sonraki duyuruya kadar dondurulur.All funds are frozen until further notice.
Brendinin tümü bitmiş.The brandy is all gone.
Onlar ülkenin tüm kaynaklarını tükettiler.They exhausted all the resources of the country.
O tüm sorumluluğunu üstlendi.He assumed full responsibility.
O tüm öğleden sonra ağzını açmadı.He didn't open his mouth all afternoon.
Onlar tüm diğerlerinin önünde gittiler.They went ahead of all the others.
Gürültü tüm kasabayı telaşlandırdı.The noise alarmed the whole town.
Tüm maçları kazandıktan sonra şampiyon unvanını aldı.After winning all the matches, he got the title of champion.
Öldüğü zaman tüm ailesi onun etrafındaydı.All his family was around him when he died.
Tüm malzemeler tükendi.All the supplies ran out.
Tüm yumurtaları tek bir sepete koymamalısın.You shouldn't put all your eggs in one basket.
Tüm yaşamını bilime adadı.He devoted his whole life to science.
Bu tüm planlarımı bozar.This spoils all my plans.
Tüm ihtiyacımız olan iki yüz dolardı.Two hundred dollars was all we needed.
Onlar tüm mahkumları serbest bıraktı.They released all the prisoners.
Ben, alabildiğim tüm yardımı takdir ederim.I appreciate all the help I can get.
Sanırım tüm sürüşü Tom yaptı.I assume Tom did all the driving.
Sanırım tüm sorularımı cevapladın.I believe you've answered all my questions.
Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.All the police cars were equipped with bulletproof glass.
Ben bunu tüm gün yapabilirim.I can do this all day.
Dükkan tüm gün açık.The shop is open all day.
Kendim tüm ayrıntıları bilmiyorum.I don't know all the details myself.
Sahip olduğum tüm parayı dilenciye verdim.I gave the beggar all the money I had.
Mary'ye tüm hikayeyi anlattım.I told Mary the whole story.
O, tüm hikayeyi Mary'ye anlattı.He told Mary the whole story.
Tüm uçuşlar iptal edildiği için Boston'dan bir otobüse binmek zorunda kaldım.I had to take a bus from Boston because all the flights had been canceled.
Dün gece içtiğim tüm votkadan dolayı başım zonkluyor.My head is throbbing because of all the vodka I had last night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod