Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sigara içmek artık tüm iç hat uçuşlarında yasak.Smoking is now prohibited on all domestic flights.
Tüm parasını kumarda kaybetti.He lost all of his money gambling.
O, kumarhanede parasının tümünü kaybetti.He lost all of his money at the casino.
Gerçekten sana tüm söylemek istediğim bu.That's really all I want to say to you.
O, tüm düşüncelerini ve duygularını kayıt altına aldı.She chained up all his thoughts and feelings.
Her ikinize dünyadaki tüm mutlulukları diliyorum.I wish you both all the happiness in the world.
Tüm dünyadan pul topluyoruz.We collect stamps from all around the world.
O, başarılı olmak için yeteneğine olan tüm inancını kaybetti.He had lost all faith in his ability to succeed.
Tüm gün boşum.I have the whole day free.
Tüm odalar tutuldu.All the rooms are taken.
Umarım tüm hayallerin gerçekleşir.I hope that all your dreams come true.
Alabileceğimiz tüm yardıma ihtiyacımız var.We need all the help we can get.
Şu ana kadar tüm istediğim sadece yalnız bırakılmaktı.All I ever wanted was to just be left alone.
Brendinin tümü bitmiş.The brandy is all gone.
Tüm yumurtaları tek bir sepete koymamalısın.You shouldn't put all your eggs in one basket.
Ben, alabildiğim tüm yardımı takdir ederim.I appreciate all the help I can get.
Tüm uçuşlar iptal edildiği için Boston'dan bir otobüse binmek zorunda kaldım.I had to take a bus from Boston because all the flights had been canceled.
Ben tüm cevaplara sahip değilim.I don't have all the answers.
Tüm onların isimlerini bilmiyorum.I don't know all their names.
Şüpheli tüm eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his things on the table.
Şüpheli tüm kişisel eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his personal effects on the table.
Bir temmuzdan önce bu listedeki tüm kelimeleri öğrenmek istiyorum.I want to learn all the words on this list before July first.
Tüm zamanların en harika kitaplarından biri.It's one of the greatest books of all time.
Savaş ve Barış tüm zamanların en büyük kitaplarından biridir.War and Peace is one of the greatest books of all time.
Kar beyazdır çünkü onun molekülleri güneş ışınlarının tüm renklerini yansıtır.Snow is white because its molecules reflect all the colors of the sun's rays.
O tüm gece çalıştı.He worked the whole night.
Tom dondurucudaki tüm dondurmayı yedi.Tom ate all the ice cream that was in the freezer.
Harcadığın tüm paranın hesabını verebilir misin?Can you account for all the money you spent?
Yangın tüm binayı yakıp kül etti.The fire consumed the whole building.
Biri hariç tüm işçiler eve gitti.All the workers went home save one.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.Lincoln's parents remained poor all their lives.
Bob tüm sınıf arkadaşları arasında popüler idi.Bob was popular with all his classmates.
Gece çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all the workers objected to working at night.
Neredeyse tüm öğrenciler sınıftaydı.Almost all of the pupils were in the classroom.
Hemen hemen tüm öğrenciler söylentiye inandı.Almost all the students believed the rumor.
Neredeyse tüm yapraklar döküldü.Almost all the leaves have fallen.
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.All the leaves on the tree turned yellow.
Tüm erkekler çalışkandır.All the men are hardworking.
Adam Susan'ın tüm parasını soydu.The man robbed Susan of all her money.
Bizim dağda tüm yıl boyunca karımız var.We have snow on the mountain all the year round.
Dağ tüm yıl boyunca karla kaplı.The mountain is covered with snow all the year round.
Tüm servet onun kızına gidecek.All the property will go to his daughter.
Tüm para acil durumlar için ayrıldı.All of the money is reserved for emergencies.
Tüm para giysilere harcandı.All the money was spent on clothes.
Jack tüm çocuklar tarafından güldürüldü.Jack was laughed at by all the boys.
Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.All these goods are heavily taxed.
Burası tüm sene boyunca soğuk olur.It is very cold here all the year round.
Burası tüm sene boyunca soğuktur.It is very cold here all the year round.
Coca Cola reklamları tüm dünyada izlenebilir.Coca-Cola advertisements can be seen all over the world.
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.I ran all over town trying to borrow some money.
Tüm sıkıntılara rağmen katlandık.We hung on in spite of all the troubles.
Bize verdiğin tüm yardım için size çok minnettarız.We are very grateful to you for all the help you have given us.
Tüm dikkatinizi görevlerinize ayırın.Devote your whole attention to your duties.
Tüm dikkatini yaptığın işe ver.Give your whole attention to what you are doing.
Ben uyandığımda, diğer tüm yolcular inmişti.When I woke up, all other passengers had gotten off.
Tohumları tüm tarlaya serptik.We scattered seeds all over the field.
Bahçemdeki tüm yabancı otlardan kurtulmak için etkili bir yöntem arıyorum.I am looking for an effective method to get rid of all the weeds in my yard.
Tüm düzenlemeler bizim kalkmadan önce yapılmalıdır.All the arrangements should be made prior to our departure.
Renk tüm görünen şeylerin en kutsal unsurudur.Color is the most sacred element of all visible things.
Açgözlü küçük çocuk tüm yemeği yedi.The greedy little child ate all the food.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tüm ile cümle - Sayfa 13 - tüm kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App