tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu şehir devletleri Peloponez Savaşı (MÖ 431-404) sonrasında tümüyle Sparta'nın hakimiyeti altına girmişti.A város a Déloszi Szövetség tagja volt, és részt vett a peloponnészoszi háborúban (ie 431-404).
2003'te yapılan açıklamayla ise örgütün tümünün şiddet olaylarına son verdiğini duyuruldu.A szervezet által 2003-ban elfogadott akcióterv szerint a problémát átfogóan kell megközelíteni.
İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.Az épület minden oldalának azonos a tervezése.
Hemen hemen hepsinin çatıları tümüyle ahşaptır.A fák törzsét szinte teljesen elborítják a zuzmók.
0 tümüyle heteroseksüel anlamına gelirken, 6 tümüyle eşcinsel anlamına gelmektedir.0 merkitsee asteikolla täyttä heteroseksuaalisuutta ja 6 täyttä homoseksuaalisuutta.
Fransızlar böylece Yeni Fransa'nın hemen tümünü Britanyalılara bıraktı.Ranskalaiset päättivät lopulta antaa briteille kokonaan periksi.
Maçların tümünü AJ kazandı.Itä voitti jokaisen ottelun.
Günümüzde Finlandiya'nın tümünde tüketilmektedir.Nyt on aika suruinen, Suomen maassa kaikillen.
Kedigiller familyasının tümü kedi nezlesine tutulabilir.Kissarutto voi tarttua kaikenikäisiin kissoihin.
Bir diğer kıta da "doğaçlama" görüntüsü vermesi amacıyla tümüyle ritimsiz olarak bestelenir.Tämän vuoksi myös jokainen tuntematon luonnonlaki antaisi tulokseksi "suunniteltu".
Ancak grup 1969 yılında tümüyle dağıldı.Yhtye kuitenkin hajosi vuonna 1969.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Joku upseereista vei miekan mukanaan.
Tümünü Brezilya kazanıyor.Hän edustaa Brasiliensea.
7 Temmuz 1969'da Kanada federal devletinin tümünde Fransızca ve İngilizce eşit kabul edildi.7. heinäkuuta 1969 ranskasta tehtiin yhdenvertainen englannin kanssa koko liittovaltion hallituksessa.
Ancak şimdiye kadar ödülü kazananların tümü Britanya vatandaşıdır.Kilpailuun osallistuvien historioitsijoiden on oltava Britannian kansalaisia palkintoa myönnettäessä.
Bu iki buluş, tümüyle elektronik ilk televizyon sisteminin oluşturulmasını olanaklı kıldı.Sen optinen järjestelmä oli ensimmäisiä, digitaalisen valokuvakameran konstruktioita.
Tümüyle sırma işlemeli peştamallar de vardır.On myös olemassa puhtaan koristeellisia solmuja.
2015 yılı itibarıyla, sertifikaların tümü iptal edilmiştir.Vuoteen 2015 mennessä kaikki Tarjoustalot olivat muuttuneet Tokmanneiksi.
Bu grubun üyelerinin tümü inek gözlüklüdür.Yhtyeen kaikki jäsenet ovatkin kasvissyöjiä.
Birliğin SNK kararnamelerinin tümü her cumhuriyette geçerlidir (13).Jokaisessa DDR:n viidessätoista piirikunnasta (Bezirk) oli CDU:n oma piirikuntayhdistys.
Bu sistemlerin tümü UNIX System V işletim sistemini çalıştırıyordu.Tietokoneessa pystyi ajamaan UniCOS-nimistä Unix System V -pohjaista käyttöjärjestelmää.
Mesela alttaki eşitliklerin tümüne "E" diyelim.Yksin tavuna esiintyvä "e" kirjoitetaan ê, muulloin e.
Ama DES kadınlarının büyük çoğunluğu tümüyle heteroseksüel yönelime sahip olduğu belirtilmiştir.Siellä tamilit tunsivat, että singaleesienemmistö syrjii heitä.
Fakat katedral binası 1639'da tümüyle yeniden yapılmıştır.Vuonna 1937 katedraali uusittiin täysin.
Tümü sözcüğü ayrı olarak tanımlanmıştır.Sanan muita merkityksiä on lueteltu erillisellä täsmennyssivulla.
Bu donmuş ürünlerin tümü dondurma külahılarında, bardaklarda, sundae ve milkshake'lerde satılabilir.Näitä kaikkia jäätuotteita myydään vohveleissa, kupeissa, sundaeina ja pirtelöinä.
Bitki örtüsü genel olarak otlak alanlardır ve adanın tümü ağaçsızdır.Färsaarten kasvillisuus on melko matalaa, ja saarilta puuttuvat lähes täysin puut ja pensaat.
Yazdığı yapıtların tümü Orta Fransızca ile kaleme alınmıştır.Lähes kaikki hänen julkaistut teoksensa on kirjoitettu ranskaksi.
Şarkıların tümü Walter Becker ve Donald Fagen tarafından yazıldı.Walter Becker ja Donald Fagen ovat tehneet kaikki laulut.
Sessizlik işitilebilir sesin kısmen ya da tümüyle yokluğudur.Ääni voi olla tilanteeseen nähden liian luja, hyvin hiljainen tai kadota kokonaan.
Tümüyle yok edilene dek, viranenin üzerine kararlaştırılan yıkım inecek.Toistetaan, kunnes haluttu ennusteen pituus on täynnä.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Kapinan seurauksena 6000 orjaa ristiinnaulittiin Via Appian varrelle.
13 tane sancak günü vardır ve bunların tümü takvim tatilleridir.Vakiintuneita liputuspäiviä on kolmetoista ja ne ovat kaikki kalenterijuhlapäiviä.
Birliğin SNK kararnamelerinin tümü her cumhuriyette geçerlidir (13).Όλα τα διατάγματα από το SNK της Ένωσης ίσχυαν για κάθε δημοκρατία (13).
Video klibin tümünün resimli taslağı Amerika Birleşik Devletleri'nde sadece iki günde gerçekleşti.Ολόκληρο το μουσικό βίντεο ιστοριογραφήθηκε μόνο σε δύο μέρες στις ΗΠΑ.
Ödüllerin tümü 2008'de alınmıştır yalnızca The One Club Merit Ödülü 2009'da alınmıştır.Τα προαναφερθέντα βραβεία κερδήθηκαν το 2008 και το Βραβείο Αξίας The One Club απονεμήθηκε το 2009.
1552 yılı askeri harekat sonrası Csongrád vilayetinin tümü Türkler tarafından alındı.Το 1552 με στρατιωτική επιχείρηση όλη η επαρχία Csongrád απελευθερώθηκε από τους Τούρκους.
Kral Odası tümüyle granitten yontulmuştur.Ο Θάλαμος του Βασιλιά είναι καλυμμένος εξολοκλήρου με γρανίτη.
Yine de türün tümü tehlikede değildir.Το πάντα είναι είδος σε κίνδυνο.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Άφησαν όμως τα γυναικόπαιδα να παν όπου ήθελαν.
Görüşmelerde bu terimi reddetmiş, ancak kavramın kendisini tümüyle bırakmamıştır.Σε συνεντεύξεις της τον έχει αποκηρύξει, παρότι δεν έχει αποποιηθεί την έννοιά του ολοκληρωτικά.
Günümüzde, Arap ülkelerinin tümünde kalan Yahudilerin toplam sayısı sadece 8.000'dir.Σήμερα, περίπου 8.000 Εβραίοι παραμένουν σε αραβικά κράτη.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Καταγόταν από τα Σφακιά.
Sonra şehir tümüyle yakıldı.Έτσι κάηκε ολόκληρη η πόλη.
Hayvancılık ise, ülkenin tümünde yapılmaktadır.Η κτηνοτροφία ασκείται σε όλη τη χώρα.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Αυτά τα συμπτώματα δεν χρειάζεται να εμφανίζονται όλα την ίδια στιγμή.
2003 - Bağdat, tümüyle ABD'ye bağlı askeri birliklerin kontrolüne geçti.2003 - Η Βαγδάτη καταλαμβάνεται από τον αμερικανικό στρατό.
Şansölyenin atanması teorik olarak tümüyle devlet başkanının özgür tercihine bağlıdır.Θεωρητικά, ο Πρόεδρος της Δημοκρατίας μπορεί ελεύθερα να ορίσει το πρόσωπο της αρεσκείας του.
Omurgalı hayvanların neredeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.Μολύνουν σχεδόν όλα τα ζωικά είδη.
İstemli hareketler tümüyle kaybolmuştur.Οι ανεπιθύμητες ενέργειες είναι γενικά ήπιες.
Böylece Kuzey Amerika’daki kolonilerin tümü İngiltere’nin kontrolüne geçmiştir.Η πολιορκία έδωσε στην Αγγλία τον έλεγχο όλης της Βόρειας Γαλλίας.
Ancak filo dönüş yolunda yakalandığı bir fırtınada tümüyle battı.Ωστόσο, όλοι πέθαναν, σε θυελλώδη καταιγίδα επιστρέφοντας από την κορυφή.
Tümü sözcüğü ayrı olarak tanımlanmıştır.Η κάθε ερώτηση βαθμολογείται ξεχωριστά.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Όλες οι ιστορικές πηγές όμως συμφωνούν στο γεγονός του γάμου.
Temmuz 2011'de inşaat tümüyle durduruldu.Τον Ιούλιο του 2011 σταμάτησε οριστικά να λειτουργεί.
Gerçekte köy tümüyle boştu.Το υπόλοιπο τοπίο άδειασε εντελώς.
Ada ekonomisi hemen hemen tümüyle fosfat madenciliğne dayanır.Η Ισλανδία βασίζεται σχεδόν πλήρως στην ανανεώσιμη ενέργεια.
Bazen ulaşılan ürün tümüyle çeliktir.Το υλικό κατασκευής είναι, συνήθως, χάλυβας.
Bu hoş müzikle Argos'un gözlerinin tümü ağır ağır kapanır, giderek derin bir uykuya dalar.Ο Ερμής αποκοίμισε με τη γοητεία του αυλού όλα τα μάτια του Άργου, και ενώ κοιμόταν τον αποκεφάλισε.
Ancak Markham tartışmalardan tümüyle uzak durmadı.Ο Μάρντοκ όμως δεν είχε ικανοποιηθεί ακόμη από τα πειράματά του.
İlgili Sayfalar