tümü ile cümle

tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.Dar când am văzut templul din Efes, celelalte minuni au dispărut ca în ceață."
Alfabe 22 harftan ibaret olup bunların tümü ünsüz harflerdir.În total alfabetul conține 22 de semne, toate fiind consonante.
Nihayet 2 Mayıs'ta Kızıl Ordu binanın tümünde kontrolü sağladı.La 2 mai 1945 armata roșie a controlat în întregime clădirea.
Parekklesion'un tümü freskolarla süslüdür.Toata acțiunea este ilustrată din perspectiva frigiderului.
Bu araç tümüyle amfibik olabilmektedir.Acest tren este și un vehicul amfibie.
Tümünü Brezilya kazanıyor.Ea joacă și pentru Brazilia.
Ödüllerin tümü 2008'de alınmıştır yalnızca The One Club Merit Ödülü 2009'da alınmıştır.A primit Premiul pentru întreaga activitate la Gala Premiilor UNITER 2009.
Bundan sonra Ptolemaios'un Kıbrıs'taki egemenliği tümüyle son eridirildi.Astfel, întreg flancul stâng al lui Ptolemeu a fost învins.
Ama bu yöntemlerin tümü sadece yerel etki gösteriyordu.Aceste lupte au avut însă doar importanță locală.
Bu iki buluş, tümüyle elektronik ilk televizyon sisteminin oluşturulmasını olanaklı kıldı.Cei doi au văzut această oportunitate ca să își pornească propria companie software.
Tümü sözcüğü ayrı olarak tanımlanmıştır.Subiectul este exprimat printr-un cuvânt aparte.
Sindirim yoluyla emilmezler, bu nedenle tümü kas içine şırınga edilerek verilir.Dar n-au putut nici să-l miște, așa încât s-au înspăimântat cu toții.
Diğer yandan kuşatılıp tümüyle imha edilmemek için geri çekilmek zorundaydılar.El a fost în cele din urmă obligat să se retragă pentru a evita să fie încercuit.
Tümülüsler, yol boyunca ve doğuya doğru çıkan bayırda yer almaktadır.Extinderile se întâlnesc și pe vale în jos și de-a lungul drumului țării.
Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil.Nu ne-au dat voie să ieșim deloc afară.
1625 yılına gelindiğinde Estonya'nın tümü İsveç egemenliği altına girmişti.În Războiul Livonian din 1561, nordul Estoniei a intrat sub dominație suedeză.
Gün sonunda iki Rumen tümeni tümüyle muharebe dışı kalmıştır.La sfârșitul zilei, fuseseră stabilite două capete de pod izolate.
Filmin başrol oyuncularının tümü de bu şirketin kadrolu oyuncularıdır.Personajele din acest joc sunt tot cele din serialul TV.
Oranı o tarihte yüzde 6 olan Yahudi nüfusunun neredeyse tümü savaş sırasında yok edildi.Lagărul a fost locul a circa 10% din numărul total de oameni uciși în toată Iugoslavia din timpul războiului.
Hinduların hemen hemen tümü sığır etini yemeyi reddeder.Majoritatea hindușilor mănâncă carne.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.Ca rasplată cei care fac aceste desțeleniri vor primi privilegii.
Diğer yandan Hint Okyanusu İngiliz ve Hollandalılar tarafından tümüyle kontrol ediliyordu.Calea maritimă spre nord-est a fost căutată de englezi și de olandezi.
Tümü şehir merkezi aracılığıyla çalışan altı hat içerir.Există șase districte, fiecare purtând numele capitalei.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Toate sursele sunt unanime în acest sens.
Önceleri bu binanın bir kısmı kullanılırken daha sonra onarılmış ve tümü kullanılmaya başlanmıştır.Dacă ar exista, toată munca noastră este pierdută, și de-acum încolo trebuie luată de la început.
Muharebenin sonucunda Sovyet kolorduları hemen hemen tümüyle imha edildiler.Până la sfârșitul iernii a devenit clar că trupele sovietice erau epuizate.
Alman ve Macar birlikleri neredeyse tümüyle imha oldular.Cele două grupări de tancuri germane au fost distruse aproape în totalitate.
Tümülüsü şu an Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi yerleşkesinde bulunmaktadır.Moscova, unde se află acum școala nr 18.
Cephenin tümünde 6 Eylül’de taarruz hızı, neredeyse duracak kadar yavaşladı.Revărsările atingeau intensitatea maximă abia in luna septembrie, după care începeau să scadă.
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.La 28 iunie 2001, Centrul Sportiv a suferit un incendiu și a ajuns în stadiul de ruină.
11 Kasım 1208 yılında Frankfurt'ta yapılan bir seçimde seçici prenslerin tümünün desteğini elde etti.Az 1208. november 11-ei frankfurti választáson már elnyerte minden herceg támogatását.
Bu sistemlerin tümü UNIX System V işletim sistemini çalıştırıyordu.Mindezeken a rendszereken a UNIX System V operációs rendszer futott.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Az asszony pletykák egész sorára adott okot kijelentéseivel.
Bundan sonraki yaşamını tümüyle yazılarına adadı.Később teljesen az írásnak szentelte életét.
Mesela alttaki eşitliklerin tümüne "E" diyelim.A teljes szóanyagból mutatványképen a „CS”.
1945 yılında, Silezya'nın tümü Sovyet Kızıl Ordusu tarafından işgal edildi.1945-ben egész Sziléziát elfoglalta a szovjet Vörös Hadsereg.
Bu uçakların tümü operasyona katılmıştır.A repülőgépek aktívan részt vettek a hadműveletekben.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Feltűnő, hogy legtöbbször nem látunk egy alakot teljes egészében.
Harekâtın devamında Kızıl Ordu, aşağı Don - Donets koridorunu tümüyle geri almıştı.Az így megerősödött hadsereg egészen a Don vonaláig visszaszorította a Vörös Hadsereget.
Kralların tümü bilinmemektedir.Nem minden királylista említi.
Saatlerin tümü OAZDne göre verilmiştir.Az órákat óraistennők személyesítették meg.
Hayatının tümünü enstitünün çalışmalarına adadı.Egész életét az intézet falai között töltötte.
Başkan ve üyelerin tümü vali tarafından eyalet senatosu üyelerinin çoğunun görüşü ve oluru alınarak atanır.Mindegyiküket a kormányzó nevezi ki, a szenátorok tanácsai és beleegyezése alapján.
Tümüyle özgür yazılımdır.Teljes mértékben Javaban írva.
1970 sonrasında tümüyle yeni bir şiire yöneldi.A hetvenes évek vége felé merőben új költői hanggal jelentkezett.
Tümülüste henüz bilimsel bir çalışma yapılmamıştır.Mind a mai napig nincs rá tudományos magyarázat.
7 Temmuz 1969'da Kanada federal devletinin tümünde Fransızca ve İngilizce eşit kabul edildi.1969 – Kanadában a francia nyelvet az angollal egyenjogúnak ismerik el.
Filmin çekimleri tümüyle Paris'te yapılmıştır.A filmet teljes egészében Párizsban forgatták.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.A történet szinte végig egy börtönben játszódik.
Bu anlamda tümüyle özgün değildi.Azaz nem teljes egészében.
Yine de türün tümü tehlikede değildir.A fajok többsége nincs veszélyben.
Ilaṅkai (இலங்கை) ve Īḻam (ஈழம்) kelimeleri adanın tümünün Tamil dilindeki adlarıdır.Az Ilankai (Ilaṅkai (இலங்கை)) és Ílam (Īḻam (ஈழம்)) szavak az egész sziget elnevezésére szolgálnak tamilul.
Sovyet danışmanlar devlet yönetiminin neredeyse tümünü ele geçirmişlerdi.Az összes szovjet tanácsadónak azonnal távoznia kellett.
Karl Marx'a göre ise praksis, toplumsal organizasyonun tümünü değiştirmeye yönelik etkinlikler toplamıdır.Ahogy Otto Rank mondta, minden, amit önmagunkban megvalósítunk, megváltoztatja a külső valóságot is.
Kontrol fonksiyonlarının tümü vücut boyutuna bağlı değildir.A felhajtóerő nagysága nem függ a test anyagától.
Gerçekte köy tümüyle boştu.A vidék teljesen elnéptelenedett.
Tiyatro eleştirmeni Üstün Akmen, köşe yazısında oyuncu kadrosunu tümüyle iyi ve yaratıcı bulduğunu belirtti.A kritika írója szerint a remek színészi játék hatására az egész giccshalmaz hihetővé és természetessé válik.
Alfabe 22 harftan ibaret olup bunların tümü ünsüz harflerdir.Az ábécé 22 írásjegyből áll, ebből egy kivétellel mindegyik mássalhangzó.
Omurgalı hayvanların neredeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.Az állatot néhány majdnem teljes kövületből ismerjük.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.A kitörések azonban egyre ritkábbá váltak, és 1967. június 5-én abbamaradtak.
İlgili Sayfalar