tümü ile cümle

tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sessizlik işitilebilir sesin kısmen ya da tümüyle yokluğudur.Вади слуху — повна або часткова нездатність чути.
Tümü şehir merkezi aracılığıyla çalışan altı hat içerir.Система складається з 6ти ліній, всі з яких проходять через центр міста.
Stadyum, tümü koltuklu olmak üzere 20.532 seyirci kapasitesine sahiptir.За розрахунками проектантів, після повної модернізації арена вміщуватиме 20 068 глядачів.
Tümüyle buz kristallerinden meydana gelir.Складаються з кристаликів льоду.
Sülün, yabani tavuk ve siyah keklik ise, tümüyle koruma altına alınmışlardır ve avlanılmaları yasaktır.Як і інші види хижих птахів, яструб великий знаходиться під охороною, полювання на нього заборонене.
Dış kulakları körelmiş ya da tümüyle yok olmuştur.Очі напіввідкриті або повністю закриті.
Tümüyle sebzeden yapılan momolar Hindistan ve Nepal'de popülerlik kazanmaktadır.Полювання та торгівля цим видом повністю заборонені по всій Індії та Шрі-Ланці.
1992 yılından bu yana stadyumun tümü koltuklandırılmıştır.З 1996 року всі місця — сидячі.
Hemen hemen hepsinin çatıları tümüyle ahşaptır.Майже всі озера стічні.
Temmuz'da ise televizyon yayınlarının tümü renkli yayınlanmaya başladı.У червні всі незалежні газети були закриті.
Üçüncü sezonun yayımlandığı sırada Fox, programın tümüyle yayından kaldırılacağını duyurdu.Після показу третього сезону FOX вирішив скасувати показ серіалу.
2009 yılı itibarıyla 70 hane bulunmaktadır ve köy halkının tümü yerlilerden oluşmaktadır.У 2009 році в селі налічується 200 господарств і проживає 600 мешканців.
Tümünü Brezilya kazanıyor.У всіх перемогу здобула збірна Бразилії.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Але сам фільм я сприймав дуже погано.
Bu harekattan sonra Belçika Galyası tümüyle Romalılar kontrolü altına geçmiştir.Слідом за цим звільняє усю Белгіки від римлян.
Bu sonatların, üç org ve birkaç enstrümantal süit haricinde tümü klavsenledir.Всі копозиції, крім останніх трьох, — інструментальні.
Açıkçası şehrin tümü müstahkem mevkiye dönüştürülmüştü.Саме місто було перетворене на місячний пейзаж.
Bu iki buluş, tümüyle elektronik ilk televizyon sisteminin oluşturulmasını olanaklı kıldı.Далі Зворикін зайнявся створенням повністю електронної телевізійної системи.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Історія Тужилова, безперечно, тісно пов’язана з подіями, які відбувалися в краї в цілому.
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır.Майже вся інформація про греко-перські війни у наш час відома виключно з грецьких джерел.
Ben bunların tümünün sadece bir oyun olduğunu biliyorum.Знаю, що все це тільки гра.
Ancak Libya'da yaşayan İtalyanlar 1970 yılında tümüyle ülkeden uzaklaştırıldılar.Všichni libyjští Italové byli v roce 1970 vyhoštěni ze země.
11 Kasım 1208 yılında Frankfurt'ta yapılan bir seçimde seçici prenslerin tümünün desteğini elde etti.Ve volbách, konaných 11. listopadu 1208 ve Frankfurtu dostal hlasy všech zúčastněných volitelů.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Všech 6 000 zajatých otroků bylo na Crassův rozkaz ukřižováno podél Via Appia.
Üstelik Tılmıs (Tümülüs) höyüğünde herhangi bir kazı bile yapılmamıştır.Kozelka na nich (a na spoustě dalších) nenechal nit suchou.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Tím se změní úplně její život.
Karar parçalar halinde kabul edilmiş, metnin tümü için oylamaya gidilmemiştir.Rezoluce byla schvalována po částech, proto nebylo hlasováno o textu jako celku.
Kent halkı da I. Darius'un komutanlarının açıklamalarına göre tümüyle köleleştirildi.Všichni obyvatelé byli vzati do otroctví, tak jak to přikázal Dareios.
Sonra şehir tümüyle yakıldı.Posléze bylo město zapáleno.
Kuzey İrlanda yılın tümünde İskoçya'dan daha sıcaktır.Severní Irsko má oproti zbytku Irska o trochu chladnější klima.
Sekiz adet olan gözlerin tümü bir arada kümelenmiş, ön ortadakiler diğer hepsinden daha küçük.Lichopřeslenů vyrůstá až osm nad sebou, spodní jsou od sebe vzdálenější a horní k sobě bližší.
Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir.Ale tentokrát skončili rozptýlením pozornosti a zapomenutím svého úkolu.
Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı.Patriarchát tak získal plně arabský charakter.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Každá symetrická (respektive hermitovská) matice, jejíž vlastní čísla jsou kladná, je pozitivně definitní.
1992 yılından bu yana stadyumun tümü koltuklandırılmıştır.Od roku 1992 je Chvalov místní částí Stebna.
Hemen hemen tümüyle kanser cerrahisi alanında uygulanmaktadır.Téměř výhradně se v tomto směru věnoval rodnému Rakovnicku.
Bu savaş sonrasında Burgonyalılar'ın bağımsız devlet kurma hayalleri tümüyle ortadan kaldırılmıştır.Po ukončení války zůstával osud nezávislé Albánie nejistý.
Macar 1. Kolordusu tümüyle imha oldu.Původní zástavba zcela zanikla.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Ne všichni členové jsou suverénními státy.
Yeni sistemler için AT nin yerini tümüyle ATX devralmıştır.ATX svými přednostmi zcela nahradil zastaralý formát AT.
Lise mezunu olduktan sonra ise kendisini tümüyle müziğe verdi.Po maturitě se už zcela věnoval hudbě.
1996'da İstanbul’a yerleşti ve banka memurluğundan istifa edip tümüyle yazarlığa yöneldi.Roku 2003 opustil zaměstnání v bance a naplno se věnuje výtvarné tvorbě.
İnternet, çok protokollü bir ağ olup birbirine bağlı bilgisayar ağlarının tümü olarak da tanımlanabilir.Většinu reálných úloh lze dokonce počítat stejně rychle jako na počítači s kompletně propojenými procesory.
Bazen tümüyle dazlaklık oluşur.Někdy chybí zcela.
Daha çok filmlerdeki genel düzen ve tümünde görülmeyen bazı temel ilkelerin varlığıyla tanımlanırlar.Je pro nás mnohem důležitější znát základní kameny a některé z obecných pravidel.
Höyüğün tümünü kaplayan geniş bir yangın tabakası ortaya çıkarılmıştır.Představily se všechny soubory, které Stará hasička zastřešovala.
Halk eğitimi, toplumun eğitimini kapsayan politaların tümüne verilen ad.Rekola učí lidi milovat veřejný prostor.
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır.Skutečnosti důležité z hlediska řecko-perských válek jsou shrnuty v první knize.
Neuchâtel Gölü, tümüyle İsviçre sınırları içinde olan en büyük göldür.Je to největší jezero, které leží celé ve Švýcarsku.
Majör depresif bozukluğun patofizyoloji günümüzde tümüyle kavramsallıştırılamamıştır.Necitlivá barokní přestavba vyznívá dnes zcela nepochopitelně.
Alman kuvvetleri Kuzey Ukrayna'dan tümüyle atılmışlardı.Německé oddíly byly vyhnány z Žemajtska.
Sami dillerinin tümünde bu kelimenin ve türdeşleri bulunur.Z toho důvodu existují v dnešních jazycích pouze funkce nebo metody.
Kuşkusuz bu egemenliğin yanı sıra ahşap kirişlemeli düz tavan örtünün tümüyle ortadan kalktığı söylenemez.Neméně hloupé by však bylo se domnívat, že okamžikem uzavření chrámu přestalo existovat úplně.
Ancak grup 1969 yılında tümüyle dağıldı.Skupina se rozpadla v roce 1969.
Sevdiklerimin tümünün bu nazik hastalıktan can vermesini dilerim" diyordu.Mi-aș dori ca tot ce iubesc să piară de această boală ușoară”.
Oburluk, şehvet ve öfke resmin tümünde tespit edilebilir.Lăcomia, desfrânarea și mânia pot fi identificate în imagine.
Ancak Libya'da yaşayan İtalyanlar 1970 yılında tümüyle ülkeden uzaklaştırıldılar.Toți italienii din Libia au fost expulzați din Africa de Nord în anul 1970.
Bu illerin tümü isimlerini merkez olan şehirden almışlardır.Toate aceste regiuni își iau numele de la capitala lor.
Smolensk'in hemen hemen tümü, Smolensk Muharebesi sırasında harabeye dönmüştü.Orașul Smolensk a fost distrus aproape în întregime în timpul luptelor.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Învingătorii își strâng în jurul lor mai multe femele.
İlgili Sayfalar