tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün bunlara rağmen uçaklar radara tümüyle yakalanmaz değil.Poza tym nie wszystkie procesy pogodowe prowadzące do powstania tornad zostają wychwycone przez radar.
Her bir soruya verilen yanıtın sayısal değerlerinin tümü birer anakütle olur.Może więc odpowiedzi na wszelkie rodzące się pytania dostarczy nam scjentyzm?
Aşağıdaki kişilerin tümü Madalyayı almışlardı.Reprezentanci gospodarzy zgarnęli wszystkie medale.
Muharebenin sonucunda Sovyet kolorduları hemen hemen tümüyle imha edildiler.Po jego upadku miasto zostało niemal całkowicie zniszczone przez wojska osmańskie.
Bitki örtüsü genel olarak otlak alanlardır ve adanın tümü ağaçsızdır.Roślinność ogólnie jest dosyć dobrze zachowana ze względu na to, że wyspa jest niezamieszkana.
Tümüyle sebzeden yapılan momolar Hindistan ve Nepal'de popülerlik kazanmaktadır.Wszystkie te religie zachowały się na większą skalę jedynie na terytorium Indii i Nepalu.
Al-H uzaklıklarının tümü eş değere (172pm) sahiptir.17) och allt består genom honom (v.
Tümünde olmamakla birlikte çoğu durumda sorun kendi kendine düzelir.I många fall, men inte i alla, rättar problemen till sig själv.
Hatta bir sonraki yıl dersin yarısını değil tümünü üstlenmesi istenmişti.Istället för att behöva göra allt nästa år.
Matt Groening, normalde gözlerle çizime başlamakta, ardından burnu ve Bart’ın kafasının tümünü çizmektedir.Matt Groening börjar med ögonen, näsan, och sen konturerna av Barts huvud.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Som ung man korresponderade han med olika kvinnor.
Bu araç tümüyle amfibik olabilmektedir.Vagnen är dessutom amfibisk.
Aşağıdaki kişilerin tümü Madalyayı almışlardı.Samtliga deltagare tog medalj.
Alman direnci neredeyse tümüyle çöktü.Detta resulterade i att det tyska försvaret nästan totalt kollapsade.
0 tümüyle heteroseksüel anlamına gelirken, 6 tümüyle eşcinsel anlamına gelmektedir.Skalan rankar sexuellt beteende från 0 till 6, där 0 är helt heterosexuell och 6 är helt homosexuell.
Şarkıların tümü Walter Becker ve Donald Fagen tarafından yazıldı.Alla låtar skrivna av Walter Becker och Donald Fagen.
Adanın tümü Hawai Kontluğu (county) ıindedir.I administrativt hänseende tillhör hela ön countyt Hawaii County.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Han måste ta ett beslut som kommer att förändra hans liv för evigt.
Nüfusun üçte birini oluşturan Yerliler ise tümüyle ihmal edildi.Det faktum att en tredjedel av den amerikanska befolkningen var arbetslös gjorde dem försiktiga.
Lise mezunu olduktan sonra ise kendisini tümüyle müziğe verdi.När han gick i High School hoppade han av för att satsa fullt på musiken.
Üç Sovyet ordusu tümüyle imha edilmiştir.De tre legionerna blev fullständigt utplånade.
Sinn Féin, İrlanda adasının tümünde, 16 yaşından büyüklerin üye olabileceği bir siyasi oluşumdur.För att bli medlem i partiet måste man bo på den irländska ön och vara över 16 år.
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır.Det som i dag är känt om krigen kommer i stort sett uteslutande från grekiska källor.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Handelsvägar blev osäkra.
Ancak hukuk kuralları ahlak kurallarından birkaç açıdan tümüyle farklıdır.Ordenssällskap skiljer sig helt från det allmänna föreningslivet på flera sätt.
Bundan sonraki yaşamını tümüyle yazılarına adadı.Därefter ägnade han sig helt åt sitt författarskap.
Höyüğün üzerine Geç Antik Çağ'da yapılan bir tümülüs tahribata neden olmuştur.Detektivarbeten under mer än ett sekel i en gammal stads historia.
Ekranın tümü dokunmatiktir.Skärmen är en pekskärm.
II. Dünya Savaşı sırasında Japon işgaline uğradı ve hemen hemen tümüyle yıkıldı.Japan ockuperade staden under andra världskriget och under kriget förstördes staden nästan helt.
Günümüz bilgisayar dizgelerinin tümünde fazlaca kullanılır.Idag styrs nästan allting av datorer.
Sonra şehir tümüyle yakıldı.Nästan hela staden brann ner.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.Kraften i utbrottet minskade stadigt och 5 juni 1967 hade det slutat helt.
Sardes Tümülüs ^ "Manisa".Du är stilla ro; Serenad. , .
Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir.Innehållet kan vara helt fiktiv eller bygga på verkliga händelser.
1912 yılında bu görevinden istifa edip kendini tümüyle yazarlığa ve eğitmenliğe adamıştır.1919 tog han avsked som professor och ägnade sig helt åt sin skribent- och redaktörsverksamhet.
İlçe merkezinde ihtiyaçların tümünü karşılayabilecek esnaf işletmeleri bulunmaktadır.I städer äter den i princip allt människan efterlämnar.
Sessizlik işitilebilir sesin kısmen ya da tümüyle yokluğudur.Tystnad är en relativ eller total frånvaro av ljud.
Myxini sınıfının, tümü denizlerde yaşayan yaklaşık 30 türü vardır.I släktet Cryptotis finns cirka 30 arter som förekommer i nästan hela Amerika.
2003'te yapılan açıklamayla ise örgütün tümünün şiddet olaylarına son verdiğini duyuruldu.Genom Amsterdamfördraget 1999 utökades dock mandatet till att innefatta hela unionens verksamhet.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.När du har tillräckligt med Jobpoints kan du välja en kraft.
Gerçekte köy tümüyle boştu.Lastrummet hade i stort sett varit tomt.
Ukrayna'nın tümü ve Yukarı Oka toprakları Polonya-Litvanya birliğinin egemenliği altındaydı.Västra och centrala Ukraina förblev tills vidare under polskt styre.
Karar parçalar halinde kabul edilmiş, metnin tümü için oylamaya gidilmemiştir.Резолюція була прийнята частинами, отже, не було проведено голосування по тексту в цілому.
Bu toprak alımında tepe tümüyle düzlenmiştir.Весь пагорб був ним просякнутий.
Hayatının tümünü enstitünün çalışmalarına adadı.Присвятив своє життя служінню мистецтву.
Binanın tümü bir ev gibidir.Кожен будинок був як форт.
Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı.Останній товар араби цінили понад усе.
Mezarların tümü Roma devrine aittir.Усі посли отримали римське громадянство.
Ada ekonomisi hemen hemen tümüyle fosfat madenciliğne dayanır.Економіка Науру практично повністю базується на добуванні фосфоритів.
Görevinde tümüyle başarılı oldu.Свою місію він виконав успішно.
Esîrî alemden tümüyle çıkmışlardı.Вони просто втекли від всього...
Hatta bir sonraki yıl dersin yarısını değil tümünü üstlenmesi istenmişti.Проте, було вирішено не переносити експедицію на наступний рік, а провести її у що б то не стало.
Fakültedeki mesleki derslerin tümünü kendisi yürüttü.Це дозволило перейти в нього всім кафедрам факультету.
Bu veriler İngiltere ülkesinin tümü için ortalama verilerin altındadır.Дані являють собою середні валові річні зарплати в усіх країнах ОЕСР.
Tümü de Mor Kalp Nişanına layık görüleceklerdir.Всі вони цілком могли б виконувати роль загальноплемінного об'єкту поклоніння.
Yine de türün tümü tehlikede değildir.В цілому виду нічого не загрожує.
Bu arazilerde avcılık tümüyle yasaktır.Втім, у деяких країнах таке полювання заборонено.
Tümülüste henüz bilimsel bir çalışma yapılmamıştır.— в повній мірі ще не вирішена наукова проблема.
Bu yarışların tümü tek kişilik bisikletlerle yapılan yarışlardır.Запрошувались усі охочі з власними велосипедами.
Neredeyse tümü açkılıdır.Майже всі викреслені.
İlgili Sayfalar