tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Voor het oog vallen de bronnen dan samen.
Üç Sovyet ordusu tümüyle imha edilmiştir.Drie Sovjetlegers zijn ingesloten.
Viyana eyaleti Aşağı Avusturya eyâleti tarafından tümüyle çevrilmiştir.Centraal-Wenen was nu van de rest van Oostenrijk afgesloten.
Açıkçası şehrin tümü müstahkem mevkiye dönüştürülmüştü.De hele stad werd in feite omgebouwd tot concentratiekamp.
Tümü el yapımıdır.Het komplete handwerken.
Profesyonel yarışçılar bu yarışların tümüne katılırlar.Er worden in deze landen complete competities verreden door professionele coureurs.
Gök, hava ve uzay tümünü yansıtır.De zon symboliseert de lucht en het vele zonlicht in het gebied.
1976’dan sonra kendini tümüyle kitaplarına verdi.Vanaf 1976 wierp ze zich volledig op het schrijven.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Dit zou zijn leven grondig veranderen.
Bu araç tümüyle amfibik olabilmektedir.Het voertuig is niet amfibisch.
Tümüyle yenilenen i20, selefinden farklı bir tasarıma sahiptir.De i20 is qua design vrijwel compleet veranderd ten opzichte van de Getz.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Het signaal wordt helaas door bijna alles wat het tegenkomt beïnvloed.
Stadyum, tümü koltuklu olmak üzere 20.532 seyirci kapasitesine sahiptir.Het stadion heeft een capaciteit van 20.332 toeschouwers.
Hikâyeye göre meşe ağacının tümü temeli kurmak için kullanılır.Het houten kistje wordt alles voor haar.
C3 bitkilerinin tümü ışık solunumu yaparken, C4 bitkileri çok az ışık solunumu yaparlar.Bij C4-planten treedt geen lichtverzadiging op in vol zonlicht.
Bu cisimler hemen hemen ya da tümüyle görünmez olduklarından karanlık madde için mükemmel adaylardır.Gebreken variëren van belangrijk tot bijna onzichtbaar.
Dor kökenli devletlerin tümünde bu etki izlenebilirdi.En dat de veganistische streaker dit had moeten begrijpen.
Orijin'in koordinatları her zaman tümüyle sıfırdır.De coördinaten van de oorsprong zijn nul.
Saatlerin tümü OAZDne göre verilmiştir.Alle klokken zijn uit brons gegoten.
Toprak alınması ve su kanalları inşası sonucunda günümüzde yerleşme tümüyle ortadan kalkmıştır.Door het graven van sloten en kanalen werd het bewoonbaar.
Zorunlu reasürans devri, 1990'lardan sonra kademeli olarak kaldırıldı ve 31 Aralık 2001'de tümüyle son buldu.Negen jaar later werd de groep nieuw leven ingeblazen, maar op 31 december 1961 definitief ontbonden.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Een symmetrische matrix is dan en slechts dan positief-definiet als al haar eigenwaarden positief zijn.
O tümüyle siyah giyindi.Zij was helemaal in het zwart gekleed.
Bu bitkilerin tümü zehirlidir.Al deze planten zijn giftig.
Gerçi, o tümüyle doğru değil.Alhoewel, dat is niet helemaal waar.
Hinduların hemen hemen tümü sığır etini yemeyi reddeder.Wszyscy praktykujący hinduiści powstrzymują się od spożycia wołowiny.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Wsławił się licznymi skandalami związanymi z kobietami.
Tümü hayatını kaybetti.Stracił życie.
7 Nisan 1962’de tümü suçlu bulunup 30 yıla mahkûm edilir.7 kwietnia 1962 wszyscy zostali skazani na 30 lat więzienia.
Gene de, bu etkinin tümüyle ortadan kalktığına inanmamak gerek."Jeśli w pełni wątpisz, w pełni się obudzisz”.
Filmin çekimleri tümüyle Paris'te yapılmıştır.Zdjęcia powstały w całości w Paryżu.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.Częstotliwość erupcji zmniejszała się stopniowo, aby 5 czerwca 1967 ustać całkowicie.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Wszyscy zostali ścięci mieczem.
Enfekte olan kişilerde bu belirtilerin tümü, bir kısmı görülebilir veya hiçbiri ortaya çıkmayabilir.Pacjenci mogą mieć wszystkie z powyższych objawów, część z nich lub żadne.
Hemen hemen hepsinin çatıları tümüyle ahşaptır.Spłonął praktycznie cały dach.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Transport w Łodzi był jednak nadal całkowicie zdezorganizowany.
TAY Projesi değerlendirmesine göre höyük tümüyle tahrip olmuş durumdadır.Dzięki planowi Hana, cela zostaje zniszczona.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Sześć tysięcy pojmanych niewolników Krassus kazał dla postrachu ukrzyżować wzdłuż Via Appia.
Okhvat'a ilerleyen müfreze burada kuşatıldı ve 14 Ocak'ta tümüyle imha edildi.Stamtąd siły te skierowały się na Ochwat, gdzie zostały otoczone i całkowicie zniszczone 14 stycznia.
Bu araç tümüyle amfibik olabilmektedir.Jest to pojazd amfibijny.
2. CD'deki parçaların tümünün prodüktörlüğünü Fredrik Nordström yapmıştır.Produkcją materiału zajął się Fredrik Nordström.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Cenne są jednak wszystkie źródła nabytków.
General E. Soliankin'in 2. Tank Tümeni kuşatıldı ve hemen hemen tümüyle imha edildi.Dywizja Pancerna gen. Soliankina zostały prawie całkowicie zniszczone.
Bağımsız bir yargı sistemi de bunların tümünü kapsar.Applause posiada niezależne zawieszenie wszystkich kół.
Düşman amacına tümüyle ulaşmıştır.Naprzód, aż do zupełnego zniszczenia wroga!
Görevinde tümüyle başarılı oldu.Jego misja udała się w pełni.
Tümü Göçmen kökenlidir.Bo wszystko jest marnością.
1912 yılında bu görevinden istifa edip kendini tümüyle yazarlığa ve eğitmenliğe adamıştır.W 1912 roku całkowicie zrezygnował z pracy zawodowej i poświęcił się pisaniu.
Viyana eyaleti Aşağı Avusturya eyâleti tarafından tümüyle çevrilmiştir.Śródmieście Wiednia zostało tym samym odcięte od reszty Austrii.
Günümüzde Finlandiya'nın tümünde tüketilmektedir.Monety dla tego kraju są bite w Finlandii.
Yapının bazilika planı dahice tümüyle “gizlenmiş” durumdadır.Można spierać się, kiedy Układ Słoneczny został w pełni „odkryty”.
Maçların tümünü AJ kazandı.Wygrała ona wszystkie biegi.
Höyük, Ömertepe Köyü evleri tarafından tümüyle tahrip edilmiştir.Całkowicie wówczas zniszczono wszystkie domy wioski.
Alman Merkez Ordular Grubu'na bağlı birliklerin tümü ya öldürüldü ya da teslim oldu.Większość załogi fortu zginęła lub poddała się.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Nie ma potrzeby podawać wszystkich jednocześnie.
Standart modeldeki elementer fermionların tümü ölçme yüküne sahiptir.W modelu standardowym cząstkami Diraca są wszystkie fermiony elementarne.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Wszystkie te państwa należą do Unii Europejskiej.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Był to jeden z tych momentów, które całkowicie odmieniają życie.
Kuşatılan Kızıl Ordu birlikleri neredeyse Sovyet Güneybatı Cephesi kuvvetlerinin tümüydü.Prawie wszystkie zajęte przez Armię Czerwoną kraje stały się później satelitami ZSRR.
Köy halkının tümü silahşördü.Siedzibą władz gminy były Strzelce.
İlgili Sayfalar