tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.Il 29 gennaio 1996 un devastante incendio doloso distrusse il teatro.
Sonra şehir tümüyle yakıldı.Conquistata, la città fu completamente incendiata.
Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı.Tutto questo avveniva in piena sede vacante.
Bu tümülüsün Roma Dönemi'ne ait olduğu dahi ileri sürülebilir.Sicuramente le sue origini possono comunque essere riportate al periodo romano.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Si è reincarnato in Spada.
Bu haliyle askeri bir amaç için tümüyle kullanışsızdır.Attualmente possono essere considerati inutili allo scopo militare.
Fakat Baodouin'in komutasındaki birlikler tümüyle hezimete uğratıldı.La Sinagoga di Baden-Baden venne incendiata completamente.
Dolayısıyla teknelerin yaşları göz önüne alınmazsa tümü eş sayılabilirler."Tutti gli altri matrimoni non possono essere considerati come paritari.
İlin merkezi olan Terni şehri neredeyse yerle bir olmuş ve savaştan sonra tümüyle yeniden yapılmıştır.La città di Terni e la zona circostante sono state quasi completamente ricostruite nel dopoguerra.
Eski çağlarda inisiyeler ezoterik bilgileri inisiyasyon topluluğu dışında kalanlardan tümüyle gizlemezlerdi.Ogni generazione impara da ciò che mancava in quella precedente.
26 Mayıs 2009'dan itibaren adanın tümü UNESCO "Biyoküre Rezervi (Biosphere Reserve)" olarak ilan edilmiştir.Dal 7 novembre del 2000 l'insieme fu dichiarato Riserva della Biosfera.
Tekir kedilerin tümü bu durumu sergiler.Tutti gli squali odierni hanno questo tipo di articolazione.
Bu amaca ulaşabilmek için de, sosyal yaşamı tümüyle kontrol altında bulundurma hakkını kendinde görür.Quello che gli sfugge, invece, è il controllo della sua vita personale.
Bu soruların tümünü cevaplamalısın.Ты должна ответить на все эти вопросы.
Bu nedenle onu çamura bulaştırıp hatta tümüyle yok etmek istiyorlar.Поэтому ее растоптали в грязи, хотят даже полностью уничтожить.
Fez'deki Yahudi Mahallesi 1912 yılında Müslüman kalabalıklar tarafından neredeyse tümüyle yıkıldı.Еврейский квартал в Фесе был почти уничтожен мусульманской толпой в 1912 году.
1449 - Tumu Kalesi muharebesi: Moğollar Çin imparatorunu esir aldı.Тумуская катастрофа (1449) — монголы разбивают китайскую армию и захватывают императора.
Üstelik Tılmıs (Tümülüs) höyüğünde herhangi bir kazı bile yapılmamıştır.Однако в раздаче милостыни рука его не оскудела.
James Earl Jones, üç kısımın tümünde konuk oyuncu olarak göründü.Приглашённая звезда Джеймс Эрл Джонс озвучил главные роли во всех трёх рассказах.
Başsız ya da başlı gömütlerin tümü evlerin tabanın altına gömülüdür.Все солдаты, независимо от званий и подразделений, похоронены плечом к плечу.
Üç Sovyet ordusu tümüyle imha edilmiştir.Были разгромлены три советские армии.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Не все страны-члены ЕС входят в зону евро.
Bu haliyle askeri bir amaç için tümüyle kullanışsızdır.В целом, как военный приказ, он оказался совершенно бесполезен.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Она очень хорошо выразила то, что чувствовали все девушки.
Bu toprak alımında tepe tümüyle düzlenmiştir.Весь холм был им пропитан.
Yedi kitaplık seri, günümüz itibarıyla tümüyle tamamlanıp satışa sunulmuştur.Его семь собачьих голов делали каждое движение (передвижение, перемещение) божества усложненным.
İstemli hareketler tümüyle kaybolmuştur.Ошибочные ходы полностью отсутствовали.
Almanların tümü neredeyse güç kullanılarak Silezya'dan atıldı.От Сиракуз отпали почти все владения.
Hatta bir sonraki yıl dersin yarısını değil tümünü üstlenmesi istenmişti.Тем не менее, было решено не переносить экспедицию на следующий год, а провести её во что бы то ни стало.
Yapının bazilika planı dahice tümüyle “gizlenmiş” durumdadır.Весь потенциал „Вивисектора“ спрятан глубоко внутри».
Dönemin sonlarında doğru yağmur ormanları neredeyse tümüyle ortadan kalkmıştır.Но бурная после проливных дождей река скоро размыла насыпь.
Ancak Markham tartışmalardan tümüyle uzak durmadı.Всё было в порядке, если бы не сбежал Марти.
Parsellerin tümü yoludik çizgilerle bölümlemiştir.Вся сюжетная линия будет разделена на главы.
(Kimilerine göre ise bu yapı bir tümülüstür.)(Также Горгий ведёт рассуждение, о том, что сущего нет, поскольку оно ни единое, ни множественное.)
35,000 biletin tümü geri ödendi.Все 345 тысяч билетов были проданы.
Ancak müştemilatın üzerindeki saray tümüyle farazi olarak tasarlanmıştır.В селении имелась глина, которую употребляли только на печи.
Düşman amacına tümüyle ulaşmıştır.Неприятель обратился в полное бегство.
WAP'ın getireceği bu olanakların tümü elbetteki hemen gerçekleşmeyecek.Всё, что может дать страна, придёт не так скоро.
Sekiz adet olan gözlerin tümü bir arada kümelenmiş, ön ortadakiler diğer hepsinden daha küçük.У одних он существует непродолжительное время (папоротники), у других преобладает в течение всей жизни (мхи).
Eflak tümüyle Rus işgali altına girdi.Мы пошли туда — и попали в совершенно русскую обстановку.
VI. yüzyıldan başlayarak, Manicilik Batı'da neredeyse tümüyle yok oldu.К VI веку манихейство на Западе пришло в упадок.
İmha edilen uçakların hemen hemen tümü tanklar tarafından vurulmuştur.Они расстреливали танки почти в упор.
Ancak şimdiye kadar ödülü kazananların tümü Britanya vatandaşıdır.Все чемпионы были представителями Великобритании.
2008 yazında Genoa, Fiorentina'dan Vanden Borre'nin bonservisinin tümünü almıştır.По ходу сезона «Дженоа», в июне 2008 года, выкупила у «Фиорентины» все права на Ванден Борре.
Ama bu yöntemlerin tümü sadece yerel etki gösteriyordu.Как видно, все эти движения носили локальный характер.
Bu özelliklerin hiçbiri tümüyle sınırsız ve kesin değildir.Все иные домыслы являются необоснованными и ложными.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Движение железнодорожного транспорта было полностью парализовано.
Tekir kedilerin tümü bu durumu sergiler.Там их торжественно встречали все взрослые коты.
Bu nesnelerin tümü kütlelerine göre çok küçüktürler, dolayısıyla sıkışık olmalarından söz edilir.Из-за своего большого размера бывает очень неуклюжей, поэтому её все опасаются.
Bağımsız bir yargı sistemi de bunların tümünü kapsar.На независимом ресурсе жалобу видят все.
Şu anda Dover limanının rıhtımları tümüyle denizden kazanılan dolma arazi üzerindedir.Незавершённое здание Дора 2 в настоящее время используется верфью.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Каждый из них получил от черепахи меч.
Don, Peter'ın Lois için yaptıklarından büyülenir ve saldırıyı tümüyle durdurur.Дон, восхищённый поступком Питера, снимает заказ на убийство.
Maçların tümünü AJ kazandı.Они и разыграли все победы.
Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler.Все они были студентками Бестужевских курсов.
Adanın tümü Hawai Kontluğu (county) ıindedir.Все острова находятся в акватории Японского моря.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Поэтому в целом фильм пришёлся по душе.
Banka tümüyle Japonya hükûmetinene aittir ve bankanın bütçesiyle işlemleri devlet eliyle yürütülmektedir.Банк полностью принадлежит правительству Японии, а его бюджет и операции регулируются законом JBIC.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Было установлено, что все нейрегулины имеют EGF-подобный домен.
Şarkı sözlerinin tümü Kürtçe olan grup Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde konserlere çıkmıştır.Она принимала участие в песенных конкурсах, проводимых в различных городах Турции.
İlgili Sayfalar