tümü ile cümle

tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tümülüs, aynı zamanda Spartalıların son dövüştüğü tepedir.De este modo terminó la última carga de los espartanos.
Tümüyle yok edilene dek, viranenin üzerine kararlaştırılan yıkım inecek.Calentar, si es necesario, hasta disolución completa.
Ayrıca 89 Kızıl Ordu tümeninin, tümüyle ya da kısmen imha edilmiş olduğunu ileri sürmektedir.De todas éstas, 8 naves se perdieron, total o parcialmente.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.O sea, cambió toda la película.
İstasyonların tümünde değişen sayılarda Oligoket (halkalı solucanlar) türleri tespit edilmiştir.¿Han sido visualizadas todas las variables en juego?
Aşağıdaki kişilerin tümü Madalyayı almışlardı.Todos los presentes recibieron la Medalla Expedicionaria.
Yahudi Latincesi, Zarphatik, Şuadit, Katalanik ve Yahudi Aragoncası dillerinin tümü şu anda ölü dillerdir.El judeolatín, zarfático, shuadit, judeocatalán y judeoaragonés son ahora lenguas muertas.
Ağustos ayına kadar ertelenen teslim, 3 Ağustos günü tümüyle iptal edilmiştir.El dinero no depositado después de octubre se declaró nulo.
Bu yapı dizilerinin tümü limbik lob olarak bilinir.La lengua de estos grupos se conoce como idioma palta.
Tümü, birbirlerinden birkaç ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.Ambas estrellas se encuentran separadas entre sí al menos 10 años luz.
Enerji biçimlerinin tümünü kapsamaz.Ahorrar energía de todo tipo.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.Cada uno de los diez acusados se declararon no culpables.
Maçların tümünü AJ kazandı.Liga ganó todos los partidos.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.La calvaria ahora se identifica como perteneciente a la especie Homo erectus.
Frig kültürünün en önemli özelliği ise tümülüslerdir.Pero sin lugar a duda lo más característico de esta rica cultura son sus frescos.
İdrisi'ye göre 1150'ye doğru kent halkı Side'den göç etmiş, 12. yüzyılda Side tümüyle boşaltılmıştır.La Región de Murcia cuenta con, entre 120 y 150 días al año donde el cielo está totalmente despejado.
Tümüyle dolduğunda kapatılarak öylece bırakılması tasarlanmaktadır.Cuando está suficientemente cubierto de ellos se retira.
Bu garip acayip eserlerin tümü mermer taşından yapılmıştır.Todas estas esculturas están hechas de cemento blanco.
Ancak tümü birbirinden bağımsız hikâye.Todos los relatos son independientes entre sí.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Pero el destino hará que su vida cambie completamente.
Bahçecik' in merkezinde ise 1914 yılında tümü Ermeni olan 10,000 kişi yaşamaktaydı.Cuándo me casé en Bucarest allí era 10,000 personas en la calle.
Küçük yerleşim birimlerinin birçoğu tümüyle yıkıldı.Muchos de los edificios de apartamentos han sido casi completamente saqueados.
Fakat bu tedbirler tümüyle başarılı olmadı.Aquellas esperanzas resultaron en vano.
Bundan sonraki yaşamını tümüyle yazılarına adadı.El resto de sus días los dedicó por completo a la escritura.
Şarkı sözlerinin tümü Kürtçe olan grup Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde konserlere çıkmıştır.Los cantantes más famosos estrenaron sus composiciones en cada capital de Europa.
Düşman amacına tümüyle ulaşmıştır.El enemigo se encuentra totalmente al azar.
16 yaşındaki karısı doğum sırasında ölünce kendini tümüyle müziğe vermiştir.Aparentemente, cuando los jóvenes de aquel mundo cumplían 16 años, ellos colapsaban súbitamente.
Mezarlık alanı tümüyle küp mezarların olduğu yerleşme dışı bir mezarlıktır.Un cenotafio es un monumento mortuorio donde realmente no hay nadie enterrado.
İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.Los planos de ambos edificios son prácticamente idénticos.
Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalandı.No todas estas válvulas han sido removidas o reemplazadas.
Tom bütün bir şişe şarabın tümünü tek başına içti.Tom si è bevuto un'intera bottiglia di vino tutto da solo.
Birliğin SNK kararnamelerinin tümü her cumhuriyette geçerlidir (13).Tutti i decreti del SNK dell'Unione erano effettivi in ogni repubblica (13).
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Anche interi paesi sono stati dichiarati essere immersi nella cultura dello stupro.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.Tuttavia le eruzioni diminuirono costantemente, fino a cessare completamente il 5 giugno 1967.
Yahudi Latincesi, Zarphatik, Şuadit, Katalanik ve Yahudi Aragoncası dillerinin tümü şu anda ölü dillerdir.Lo Giudeo-Latino, lo Zarfatico, lo Shuadit e il Giudeo-Aragonese sono tutte lingue estinte.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Diverse donne, sin dall'inizio, si dissociarono dalle richieste delle altre donne.
Bu uçakların tümü operasyona katılmıştır.Tutta la squadra partecipa all'operazione.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Le fonti sono discordanti sul risultato.
2009 yılından bu yana, organizasyon tümüyle üye devletler tarafından finanse edilmektedir.A partire dal 2009 la fondazione riceve un apposito contributo statale.
İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.La storia dei due edifici va di pari passo.
Şarkıların tümü Walter Becker ve Donald Fagen tarafından yazıldı.Tutti i brani sono stati composti da Walter Becker e Donald Fagen.
Dolayısıyla oyun alanı üzerinde hiçbir baskıları yoktur ve (at dışında) tümüyle hareketsizdirler.Certo, non vi è nulla nel gioco stesso per tenerli svegli».
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Questo incontro cambierà definitivamente la sua vita.
Stacey Nelkin bir röportajda şöyle konuşmuştur: "Çekim tümüyle eğlenceli ve yalındı.Stacey Nelkin disse ad un giornalista, «Le riprese si rivelarono un grande divertimento.
TaM'a bağlı olan ulaşım araçlarının tümüne abone olunarak çeşitli indirimlerden faydalanılabilinir.Per quanto riguarda le dotazioni di sicurezza, la vettura offre soluzioni avanzate comuni a tutta la gamma.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Ogni matrice simmetrica definita positiva ha tutti gli autovalori strettamente positivi.
Savaşların tümünde savaşarak zapt etmek en üstün başarı değildir.Nelle eliminatorie della Coppa del mondo le cose non vanno meglio.
Böylece Sırbistan'ın tümü Osmanlıların eline geçmiş oldu.L'intero Alto Perù si trovò così nelle mani degli elementi rivoluzionari.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Ma questo non significa che i governi di queste nazioni siano uniti.
Eğer İndirilebilir İçeriği satın almışsanız içeriğe ulaşabilmek için oyunu tümüyle bitirmeniz gerekiyor.Se ci vedete bere, potete buttarci fuori da questo posto per sempre.
Şehir sınırları Nueces Körfezi ve Corpus Christi Körfezi ve kıyılarının tümünü içine almaktadır.I confini politici della città comprendono Nueces Bay e Corpus Christi Bay.
Bu terimlerin tümü özünde aynı anlamdadır.Tutte le sottoreti sono, per definizione, di questo tipo.
Binanın tümünde oldukça simetrik bir inşa görülür.L'edificio ha una struttura perfettamente simmetrica.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.6.000 schiavi verranno crocifissi lungo la Via Appia.
Olası biyolojik etkileşimlerin tümüne interaktom (interactome) adı verilir.Il complemento totale di tali interazioni biologicamente possibili è conosciuta come interattoma.
Yine de türün tümü tehlikede değildir.La specie non è a rischio.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Il suo percorso di conversione era completo.
Viyana eyaleti Aşağı Avusturya eyâleti tarafından tümüyle çevrilmiştir.L'Australia è circondata completamente dall'oceano.
Adanın tümü Hawai Kontluğu (county) ıindedir.L'intera isola costituisce il territorio della Contea di Maio.
Gerçekte köy tümüyle boştu.Il villaggio è del tutto disabitato.
İlgili Sayfalar