tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Binanın tümü bir ev gibidir.L'ensemble a la forme d'une maison.
Neredeyse tümü açkılıdır.Tout était largement amorcé.
Bundan önce, Timbaland albümün tümünün yapımcısının kendisi olacağını söylemişti.Par la suite, Timbaland produira quasiment tout l'album.
Omurgalı hayvanların neredeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.Pratiquement tous les animaux sont susceptibles de l'attraper.
Nagarjuna görüşlerinin tümü Prajnaparamita (Mahayana) metinlerinde yer almaktadır.Toute la dîme appartient au prieuré.
Bazen ulaşılan ürün tümüyle çeliktir.Le matériau est presque toujours de l'acier.
Bu üniversitelerin tümü Adelaide ve Gambier Dağı'nda bulunur.Toutes se trouvent à Adélaïde et Mount Gambier.
1984 yılında TRT tümüyle renkli yayına geçti.En 1984, Disney traverse une mauvaise passe.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Ce taxon est aujourd’hui considéré comme une forme d'Homo erectus.
Bu haliyle bulunduğu mekanın tümünü kaplamaktadır.Ceci est valable quel que soit l'endroit où cela apparaît.
Alfabe 22 harftan ibaret olup bunların tümü ünsüz harflerdir.L'alphabet comporte 22 lettres, qui sont toutes en principe des consonnes.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Il renie totalement ce film.
Üç Sovyet ordusu tümüyle imha edilmiştir.Seuls quatre destroyers américains restèrent pleinement opérationnels.
Esas olarak bir tümülüs olduğu düşünülerek kazıya girişilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Tout ce que nous croyons connaître se trouve d’un seul coup chamboulé.
Bir bilgisayar, bu bileşenlerin üçünün bir veya tümü gibi aynı anda hareket edebilir.Un même levier peut recevoir les trois types d'enclenchement à la fois.
1992 yılından bu yana stadyumun tümü koltuklandırılmıştır.Dès 1992, l'état des bâtiments inquiète.
Ancak tümü birbirinden bağımsız hikâye.Les nouvelles sont indépendantes les unes des autres.
Günümüzde Finlandiya'nın tümünde tüketilmektedir.Aujourd’hui, cette race est répandue en Finlande.
Maksimum lezzet için tümünün optimum bir konsantrasyonda olması gereklidir.Tout doit être dans une concentration optimale pour obtenir une sapidité maximale.
Daniel 2:44’ü dünyevî krallıkların tümünü yerle bir edecek Tanrı’nın krallığından dem vurarak yorumlar.2:34), et consommera entièrement la puissance de ces rois ».
Serviks kanseri olgularının neredeyse tümünde HPV enfeksiyonu olduğu gösterilmiştir.Il semble aujourd'hui acquis que pratiquement tous les cancers du sein se développent à partir d'un CCIS.
Şansölyenin atanması teorik olarak tümüyle devlet başkanının özgür tercihine bağlıdır.Ses décisions sont théoriquement libres de l'influence du gouvernement.
Bu tümülüsün Roma Dönemi'ne ait olduğu dahi ileri sürülebilir.Son origine, très ancienne, pourrait remonter à la fondation de Rome.
Frigyalılara ait tümülüsler de olmakla birlikte tümülüs yapımı daha çok Lidyalılar'da önem kazanmıştır.Grâce à cette victoire, les Liégeoises sont plus que jamais en tête.
Ancak şimdiye kadar ödülü kazananların tümü Britanya vatandaşıdır.Jusqu'à présent, tous les lauréats sont issus des États-Unis.
Mesela alttaki eşitliklerin tümüne "E" diyelim.Sur le socle figure, à tort, un "J".
Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler.Les goliards, ces clerici vagantes, étaient des étudiants errants.
Bu arazilerde avcılık tümüyle yasaktır.La chasse y est formellement interdite.
Binanın tümünde oldukça simetrik bir inşa görülür.Le volume du bâtiment présente une symétrie parfaite.
Gerçekte ise hâlen tümüyle Alman denizaltısıydı.Ce fut le dernier succès du sous-marin allemand.
Tümü saf ırk olan 30.000 büyükbaş hayvan, bunun yanında 30.000 küçükbaş damızlık hayvan bulunmaktadır.On compte alors 7 000 juments capables de se reproduire, dont 35 en race pure.
Hayatının tümünü enstitünün çalışmalarına adadı.Sa vie se passa tout entière dans les études de cabinet.
Tekir kedilerin tümü bu durumu sergiler.De curieux hommes-singes semblent orchestrer tout cela.
Fakat katedral binası 1639'da tümüyle yeniden yapılmıştır.La cathédrale a été fondée en 1693.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Tous les allèles ne sont pas apparus en même temps.
Düşman amacına tümüyle ulaşmıştır.Vous avez atteint en plein l'ennemi !
Bu yaklaşımların tümünde, yöntem seçimi ile birlikte, bir temel küme seçilmesi gereklidir.En todos estos enfoques, además de la elección del método, es necesario elegir un conjunto base.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.No todos estos países son Estados miembros de la Unión Europea.
Tümüyle özgür yazılımdır.Te he escrito con absoluta libertad.
Bazı matematikçiler tümünü, hiperişlemlerin örnekleri olarak kabul ediyor.Algunos matemáticos se refieren a todas esas variantes como ejemplos de hiperoperaciones.
Bunların tümünün değilse de büyük bir bölümünün onun buluşu olduğuna kuşku yoktur.No eligen su condición homosexual; ésta constituye para la mayoría de ellos una auténtica prueba".
Üye öğrencilerin tümü Slytherin öğrencileridir.Están inscriptos todos los estudiantes de Slytherin.
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.El 29 de enero de 1996 otro incendio destruyó completamente el teatro.
Brian'ın morâlini düzeltmek için Lois, Brian'a Peter'ın tümü Mr. T ile ilgili olan kitaplarını getirir.De vuelta a casa, Lois le entrega a Brian algunos libros de Peter (todos relacionados con Mr. T).
Al-H uzaklıklarının tümü eş değere (172pm) sahiptir.Cada uno de los puertos tiene asociado su propio MIC.
Yedi kitaplık seri, günümüz itibarıyla tümüyle tamamlanıp satışa sunulmuştur.Un día, mientras rezaba, aparecieron siete solidi (monedas de oro) frente a él.
Video klibin tümünün resimli taslağı Amerika Birleşik Devletleri'nde sadece iki günde gerçekleşti.Todo el vídeo fue realizado en sólo dos días en los Estados Unidos.
Bu İHA'ların tümü Linux üzerinde çalışmaktadır.Todos los firmwares están basados en Linux.
Gerçekte köy tümüyle boştu.El sitio estaba prácticamente vacío.
Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler.Todos los jugadores de aquel equipo eran alumnos del centro.
Bu sırada grup üyelerinin tümü dans etmektedir.Al final, todos bailan a su manera.
Alman direnci neredeyse tümüyle çöktü.El avance alemán se ve casi detenido.
Alman ve Macar birlikleri neredeyse tümüyle imha oldular.Las tropas alemanas destruyeron casi todo.
Avşa adası çevresi neredeyse hemen tümüyle plajdır.La playa está totalmente desierta ahora.
Diğer harflerin tümü ("Ñ", "G̃" ve digraflar dahil) sessizdir.El resto de las letras (incluyendo "Ñ", "G̃", y los dígrafos) son consonantes.
Sevdiklerimin tümünün bu nazik hastalıktan can vermesini dilerim" diyordu.Gracias a todos por contagiarme esta pasión".
Üçüncü sezonun yayımlandığı sırada Fox, programın tümüyle yayından kaldırılacağını duyurdu.Durante la tercera temporada, FOX anunció la cancelación definitiva de la serie.
Bu uçakların tümü operasyona katılmıştır.Todas las fuerzas colaboraban en la operación.
Öte yandan uzun kemiklerin tümünün kırık olması nedeniyle de boy ölçümleri elde edilememiştir.No se conocerá la abundancia en la tierra a causa de la escasez, porque ésta será muy grande.
Tümünü Brezilya kazanıyor.Fue ganado por Brasil.
İlgili Sayfalar