tümü ile cümle
tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Suyun işlevi günümüzde tümüyle farklılaşmıştır.Das Wasser selbst ist mittlerweile sehr sauber.
"O tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır."Sie blickt auf Euch in höchstem Stolz und mit blindem Vertrauen.
Atina, Yunan Bağımsızlık Savaşı sırasında tümüyle boşaltılmıştı.Mistra wiederum wurde während des Griechischen Unabhängigkeitskrieges stark zerstört.
16 yaşındaki karısı doğum sırasında ölünce kendini tümüyle müziğe vermiştir.16 Jahre vor ihrem Tod erblindete sie.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.6000 Gefangene lässt Crassus entlang der Via Appia kreuzigen.
Şehrin sanayi üretim fabrikalarının 3/4'u tümüyle tahrip edildi.Mit diesen Maschinen wurden 3/4 der Gesamtförderung des Bergwerks erzielt.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Eine symmetrische Matrix ist genau dann positiv definit, wenn alle ihre Eigenwerte positiv sind.
İlk Roma sikkelerinin tümü arka taraflarında gemi iskeleti motifi bulunmaktaydı.Ursprünglich hatten die drei nördlicheren Schiffe jeweils ein großes eisernes Schiebetor auf dieser Seite.
Tümünü Brezilya kazanıyor.Brasilien gewann gegen Belgien.
Bu iki buluş, tümüyle elektronik ilk televizyon sisteminin oluşturulmasını olanaklı kıldı.Somit ebneten die beiden den Weg zum vollständig elektronischen Fernsehen.
52 alt anahtarın tümü yaratılıncaya kadar bu işleme devam edilir.Dies wird wiederholt, bis nach insgesamt sechs Rotationen alle 52 Teilschlüssel gebildet wurden.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Textlich beziehe man sich fast ausschließlich auf Themen aus dem wirklichen Leben.
Tümülüs içindeki mozaik kalıntıları gün yüzüne çıkartılmayı beklemektedir.Das parkähnlich gestaltete Aussengelände ist tagsüber frei zugänglich.
Budapeşte'de binaların yüzde seksenden fazlası tümüyle yıkıldı ya da hasar gördü.Auf South Caicos wurden mehr als ein Drittel der Häuser deutlich beschädigt oder zerstört.
Hemen hemen hepsinin çatıları tümüyle ahşaptır.Bis auf das Dach sind die Thermen fast vollständig erhalten.
Balıkçıllar, görüş ile yiyeceğini saptarlar ve genellikle tümünü yutarlar.Sie prüfen jede Frucht auf Geschmack und fressen fast immer nur Teile davon.
Bu bölümlerin tümü iç kısımlarda yer alır.Diese Splitter verteilen sich in alle Himmelsrichtungen.
Tümüyle çaresiz bir haldeyken, Theseus Araştırma İstasyonu'nu keşfeder.Anstatt unerkannt zu fliehen, will er nun mit Teasle abrechnen.
Şarkıların tümü Walter Becker ve Donald Fagen tarafından yazıldı.Alle Songs wurden von Walter Becker und Donald Fagen geschrieben.
Bu gibi ilişkilerin tümü bir soyağacına dayandırılamaz.All diese Beziehungen lassen sich nicht in einen Stammbaum fassen.
Tümü tunç olan bu çalışmalardan Nuclear Energy, Şikago Üniversitesi yerleşkesinde yer almaktadır.Die Baupläne sind für jedermann vom Central Office der ISCYRA in Chicago erhältlich.
Bu kısm tumüyle "Zürih Kantonu" içindedir.Heute gehört das Gut dem Kanton Zürich.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Hierdurch sollte sich sein Leben völlig verändern.
Kralların tümü bilinmemektedir.Offensichtlich wurden die Könige nicht von allen Seiten anerkannt.
Küçük yerleşim birimlerinin birçoğu tümüyle yıkıldı.Viele kleinere Siedlungen wurden entvölkert.
Omurgalı hayvanların neredeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.Der Körper der Tiere ist fast durchsichtig.
Bu güreş türlerinin tümünde müzik, güreşin vazgeçilmez bir parçası olarak rol almaktadır.In einem Revuefilm wie diesem spielt zwangsläufig die Musik eine große Rolle.
Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı.Alle Räume besaßen aufwendige Stuckaturen.
Bu garip acayip eserlerin tümü mermer taşından yapılmıştır.Alle wesentlichen Werkstücke sind aus weißem Marmor hergestellt.
Ancak günümüzde, çalgı tümüyle Japonya'da ilgi görmekte ve bu ülkeyle özdeşleşmiş bulunmaktadır.Dieser Film wurde als sehr explizit angesehen und in Japan als nationale Schande empfunden.
26 Mayıs 2009'dan itibaren adanın tümü UNESCO "Biyoküre Rezervi (Biosphere Reserve)" olarak ilan edilmiştir.Seit dem 26. Mai 2009 ist das Biosphärengebiet Schwäbische Alb auch als UNESCO-Biosphärenreservat anerkannt.
Hall bu isim sayesinde kariyerinin tümünü kurtarmış diyebiliriz.Diesen Spitznamen behielt er über seine gesamte Karriere.
Kuzey İrlanda yılın tümünde İskoçya'dan daha sıcaktır.Und In der Nordschweiz heissester Tag des Jahres.
2000 yılına kadar tümüyle dolması beklendiği halde şu ana kadar sadece %50’si dolmuş bulunmaktadır.Möglicherweise wird er bis ins Jahr 2100 beinahe vollständig verschwunden sein.
Bu anlamda tümüyle özgün değildi.Selbstständig war es allerdings nicht.
Avşa adası çevresi neredeyse hemen tümüyle plajdır.Die Umgebung der Bucht ist fast vollständig naturbelassen.
İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.Das Design beider Gebäude ähnelt sich leicht.
Percy Jackson ve Yunan Tanrıları:Percy Jackson'nun yunan mitolojisinin tümünü anlatmasıdır.In Percy Jackson erzählt: Griechische Göttersagen werden die Göttersagen aus Sicht von Percy Jackson erzählt.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Als Jenseitige werden diejenigen bezeichnet, die total aus der Kultur ausgetreten sind.
Ama bu yöntemlerin tümü sadece yerel etki gösteriyordu.Diesen Erscheinungen wurde aber nur eine lokale Bedeutung zugemessen.
2009 yılından bu yana, organizasyon tümüyle üye devletler tarafından finanse edilmektedir.Depuis 2009 l'organisation est entièrement financée par les pays membres.
Bu yaklaşımların tümünde, yöntem seçimi ile birlikte, bir temel küme seçilmesi gereklidir.Dans toutes ces approches, en plus du choix de la méthode, il est nécessaire de choisir une base adéquate.
Kaynak : BBC Weather Ermenistan'ın tümü, deprem bölgesinde bulunmaktadır.Source : BBC Weather L'Arménie entière est située dans une zone à forte activité sismique.
35,000 biletin tümü geri ödendi.Finalement, plus de 35 000 tickets furent remboursés.
Tümünü Brezilya kazanıyor.Il est remporté par le Brésil.
Stacey Nelkin bir röportajda şöyle konuşmuştur: "Çekim tümüyle eğlenceli ve yalındı.Stacey Nelkin déclare : « le tournage était amusant.
Kralların tümü bilinmemektedir.Ce qui arrive aux rois Zuwa n'est pas connu.
Sevdiklerimin tümünün bu nazik hastalıktan can vermesini dilerim" diyordu.Je voudrais que tous ceux que j'aime mourussent de cette douce maladie.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Elle y révélait ses nombreuses conquêtes féminines.
Kromozomların ayrılma modelinin Mendel’in varsayımını tümüyle desteklediğini belirtti.Il remarque que le modèle de séparation des chromosomes supporte tout à fait la théorie de Mendel.
Bu araç tümüyle amfibik olabilmektedir.Le véhicule est entièrement amphibie.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.Chacun des dix accusés plaide non coupable.
Alman direnci neredeyse tümüyle çöktü.Le front allemand s'est complètement effondré.
Üstelik Tılmıs (Tümülüs) höyüğünde herhangi bir kazı bile yapılmamıştır.Il n'y a pas de tourbillons (zone morte) créés sur la voile.
26 Mayıs 2009'dan itibaren adanın tümü UNESCO "Biyoküre Rezervi (Biosphere Reserve)" olarak ilan edilmiştir.Le 26 mai 2009, l'ensemble de l'île est reconnu réserve de biosphère par l'Unesco.
Tümülüsler Hitit krallarının mezarlarıdır.Les hérauts des tombes étaient les champions des rois des tombes.
Kral Odası tümüyle granitten yontulmuştur.La salle du roi est richement meublée.
Viyana eyaleti Aşağı Avusturya eyâleti tarafından tümüyle çevrilmiştir.La Basse-Autriche entoure complètement le land-capitale de Vienne.
Karar parçalar halinde kabul edilmiş, metnin tümü için oylamaya gidilmemiştir.La résolution a été adoptée en pièces; aucun vote a eu lieu sur la résolution dans son ensemble.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Tous ces pays étaient des États-membres de la Commission économique des Nations unies pour l'Europe.
İlgili Sayfalar