tümör ile cümle

tümör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hans Eysenck 1997'de Londra'da beyin tümörü nedeniyle ölmüştür.Hans Eysenck avled av cancer på ett sjukhus i London 1997.
Kendileri tümörijenik değildir.Den är inte torvbildande.
Akromegali hastalığının %90 ı hipofiz bezindeki tümörden kaynaklanır.I cirka 99 av 100 fall uppstår akromegali till följd av adenom i hypofysen.
Benign tümörler kanser değildirler.Denna är benign, och alltså inte relaterad till cancer.
Beyin tümörü teşhisiyle radyasyon terapisi gördüğü sırada vefat etti.Han överlevde tack vare strålbehandling.
Tümörlet: İyicil nöroendokrin tümördür.CUT = missad kvalgräns.
Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır.Злоякісні пухлини у побуті називають раком кістки.
Benign tümörler kanser değildirler.Етилбензен не є канцерогеном.
Grubunun ismi Aivokasvain (Beyin Tümörü) idi.Його ім'ям також назвали вирізку мозочкового намету (Пахіонова вирізка).
Bunlar iyicil tümörlerdir.До того ж, вони хороші плавці.
Malign tümörü oluşturan hücreler o kadar farklılaşmışlardır ki orijinlerinin ne olduğunu söylemek imkânsızdır.Деякі рослини так видозмінились, що важко навіть визначити їх предків.
CA-125 tümör markeridir.Стандарт IEEE-1295 визначає Motif API.
Ne yazık ki bu tümörler genellikle büyük boyutlara ulaşmadan belirti vermezler.Tyto normy si často neuvědomujeme, dokud je neporušíme.
Hans Eysenck 1997'de Londra'da beyin tümörü nedeniyle ölmüştür.Hans Eysenck zemřel na nádor mozku v londýnském hospicu.
Çene tümörlerinin tedavisi.Nasadí léčbu hruštičkami.
p53 ya da diğer adıyla tümör protein 53 (TP53), hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.p53 je protein kódovaný genem TP53 a zároveň transkripční faktor zabraňující vzniku nádorů.
Bu tümör grubu sıklıkla kemoterapi ve/veya radyoterapi ile tedavi edilir.U malobuněčného karcinomu plic se obvykle používá chemoterapie a/nebo radioterapie.
Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir.Creșterea tumorilor mai mari poate fi încetinită prin chimioteraprie și radioterapie.
1984'te beyin tümörü ameliyatı geçirdi ve iyileşti.Simenon a suferit o intervenție chirurgicală pentru o tumoră pe creier în 1984 și a avut o recuperare bună.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.În ambele cazuri, teme multiple pot coexista în aceeași operă.
Benign tümörler kanser değildirler.Excrescențele cauzate de endometrioză nu reprezintă cancer.
2010'da Franklin bir tümörü aldırmak adına konserlerini iptal etti.2017-ben Franklin ismét több koncertet lemondott egészségügyi problémákra hivatkozva.
Tümör, vücuttaki tüm doku ve organlarda meydana gelebilir.Minden testüregben és üreges szervben létrejöhet.
Dikkat edilmesi gereken nokta hiçbir yakınması olmayan hastalarda da hipofizde tümör görülebilmesidir.Például a betegeknek az elhanyagolt térfélen történő eseményekre való visszaemlékezés sem könnyű.
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.Syöpäsolut ilmentävät niille erityisiä antigeenejä, joita ei ole normaaleissa soluissa.
Benign tümörler kanser değildirler.Kivessyöpä ei ole penissyöpä.
Kendileri tümörijenik değildir.Teoksia ei ole suomennettu.
Örneğin Li-Fraumeni syndromu tümör baskılayıcısı p53'teki mutasyonlardan kaynaklanır.Oireyhtymän aiheuttavat p53:n mutaatiot.
Neredeyse sadece çocuklarda görülen bir tümör türüdür.Poikasena se on lähes läpikuultava.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.Molempia värimuotoja voi elää samassa pesässä.
Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır.Τα κακοήθη νεοπλάσματα κοινώς αποκαλούνται καρκίνος.
Tümör iyi huyluydu fakat bir süre kısmi yüz felcine sebep oldu.Ο όγκος ήταν καλοήθης, αλλά είχε ως αποτέλεσμα να υποστεί για ένα διάστημα μερική παράλυση στο πρόσωπο.
2002 yılında, Ruffalo'da bir çeşit beyin tümörü olan akustik nöroma hastalığına rastlandı ve ameliyata alındı.Το 2002, ο Ράφαλο διαγνώστηκε με ακουστικό νεύρωμα, ένα είδος εγκεφαλικού όγκου και έκανε εγχείρηση.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.Περιστασιακά και τα δύο φύλα βρίσκονται στο ίδιο δέντρο.
Kendileri tümörijenik değildir.Έτσι, δεν είναι ισοτοπικοί.
16 Eylül 2014 itibarı ile sol testisindeki tümöre bağlı kanser hastalığına yakalandığını açıklamıştır.Στις 16 Δεκεμβρίου, οι γιατροί ανακάλυψαν μία σκιά στον αριστερό πνεύμονα.
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.I juli 1952 fik Kesselring konstateret kræft i struben.
Bu tümörler tipik olarak yavaş büyürler.Sværhedsgraden af disse symptomer formindskes typisk hurtigt.
31 Temmuz 2004'te Jobs, pankreasında bulunan kanser tümörünü aldırtmak için ameliyata girdi.Den 31. juli 2004 blev han opereret for neuroendokrin kræft i bugspytkirtlen.
Bunlar iyicil tümörlerdir.Disse er lysfølsomme.
Dikkat edilmesi gereken nokta hiçbir yakınması olmayan hastalarda da hipofizde tümör görülebilmesidir.I værste fald kan det give øjenskader på publikum som endnu ikke kan kureres.
Kendileri tümörijenik değildir.De er ikke torsjonsnøytrale.
13 Eylül 1871'de beyin tümöründen vefat etti.Han døde 24. september 1871 av en hjernesykdom.
Genellikle iyi huylu bir tümör olarak bilinir.Den er allment oppfattet å være en godartet svulst.
Pat Kavanagh'ı, 20 Ekim 2008'de beyin tümörü sebebiyle kaybetti..Hans hustru Pat Kavanagh, som var litteraturagent, døde den 20. oktober 2008 av hjernekreft.
Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır.Tumor ganas disebut kanker.
Benign tümörler kanser değildirler.Malformasi ini bukanlah kanker.
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.Sel tumor mengekspresikan antigen yang tidak ditemukan pada sel normal.
Aynı yıl 4 Eylül'de yapılan operasyonda karnında iki tümör varlığı ortaya çıktı.Một cuộc phẫu thuật diễn ra vào tháng 9 cùng năm đã cho thấy có hai khối u ở bụng bà.
Bağışıklık sisteminin başka bir önemli rolü de tümörleri tanıması ve yok etmesidir.Một vai trò quan trọng khác của hệ thống miễn dịch là xác định và loại bỏ khối u.
Tümör ismini, ilk olarak bu tür bir tümörü tarif eden Alman cerrah Max Wilms'den (1867-1918) almıştır.Nó được đặt theo tên của Bác sĩ Max Wilms, là bác sĩ ngoại khoa người Đức (1867–1918) đầu tiên mô tả nó.
Kendileri tümörijenik değildir.Chúng không tạo bào tử.
Bu gen, hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür ve dolayısıyla bir tümör baskılayıcısıdır.Gen này là một nhân tố phiên mã điều chỉnh chu kỳ tế bào và do đó chức năng như là một gen đè nén bướu.
Wilms tümörlü hastaların yaklaşık % 10 kadarında henüz ilk tanı sırasında metastazlar bulunmaktadır.Khoảng 99% thai nhi mắc hội chứng Turner đều sẩy tự nhiên trong khoảng ba tháng đầu tiên.
Çoğunlukla iyi huylu bir tümördür.Thường là một nhóm hạch bị sưng to.
Tümör antijenleri viral antijenlere benzer yollarla MHC sınıf I molekülleri üzerinden sunulur.Các kháng nguyên khối u được trình diện trên các phân tử MHC I loại tương tự như các kháng nguyên virus.
Başta adenom olarak oluşabilir (yani iyicil bir bezsel tümör olarak).初めの名乗りを義盛(よしもり)という。
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.腫瘍による形質転換細胞は正常細胞にない抗原を発現する。
Neredeyse sadece çocuklarda görülen bir tümör türüdür.子供 迪にだけ見える子供の姿をした幽霊のようなもの。
Tümör antijenleri viral antijenlere benzer yollarla MHC sınıf I molekülleri üzerinden sunulur.腫瘍抗原はウイルス抗原と同じようにMHCクラスI分子上に提示される。

İlgili Sayfalar