tümör ile cümle

tümör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Nöroendokrin tümörlerin nadir bir şeklidir.Son muy raros los tumores de la uretra.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.El estado de metilación de algunos genes puede ser usado como un marcador de teratogénesis.
Kendileri tümörijenik değildir.No son magnéticos.
48 yaşında beyin tümörü nedeniyle New york'ta öldü.Murió en Madrid con 42 años a causa de una enfermedad cerebral.
Kıkırdaksı kapsülü olan lipom, iyi huylu (tedavi edilebilir) bir tümör çeşididir.Il paraplacodo (Paraplacodus broilii) è un rettile estinto, appartenente ai placodonti.
Bağışıklık sisteminin başka bir önemli rolü de tümörleri tanıması ve yok etmesidir.Un altro ruolo importante del sistema immunitario è quello di identificare ed eliminare i tumori.
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.Le mutate cellule tumorali esprimono antigeni che non si trovano sulle cellule normali.
Ekim 1969’da bir beyin tümörü teşhisi kondu ve 29 Mayıs 1970 cuma günü öldü.Nell'ottobre 1969 le fu diagnosticato un tumore al cervello e morì venerdì 29 maggio 1970.
Beyin tümörü hastaları üzerinde klinik deneyleri 1997'de tamamlanmıştır.I test clinici condotti sui pazienti con forme tumorali cerebrali furono completati nel 1997.
Tümör antijenleri viral antijenlere benzer yollarla MHC sınıf I molekülleri üzerinden sunulur.Gli antigeni tumorali sono presentati sulle molecole MHC di classe I in un modo simile agli antigeni virali.
Yaşargil epilepsi ve beyin tümörünü kendi bulduğu yöntemlerle tedavi etmiş.Ha trattato l'epilessia e i tumori al cervello con strumenti di sua invenzione.
Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır.La manifestazione in forma maligna di un tumore viene anche chiamata cancro.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.Lo stato di metilazione di alcuni geni può essere usata come biomarker per la tumorigenesi.
Örneğin Li-Fraumeni syndromu tümör baskılayıcısı p53'teki mutasyonlardan kaynaklanır.Например, синдром Li-Fraumeni обусловлен мутациями в гене онкосупрессора p53.
Aynı yıl 4 Eylül'de yapılan operasyonda karnında iki tümör varlığı ortaya çıktı.Операция, проведённая в сентябре того же года обнаружила две опухоли в брюшной полости.
Tümörler benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) olabilirler.Могут быть съёмными и несъёмными (неотьёмными).
CA-125 tümör markeridir.CA-125 — маркер рака яичников.
Gerçekten de, beşinci sezonda Joyce beyin tümöründen ölecek.В конце 5 сезона Бонни умирает как якорь.
Yanı sıra, Tumorchester noise grubuyla da çalışıyor.Он, по слухам, также занимается некромантией.
Tümör, vücuttaki tüm doku ve organlarda meydana gelebilir.Может вызывать у человека гнойные воспалительные процессы почти во всех органах и тканях.
Benign tümörler kanser değildirler.Акулы не подвержены раковым заболеваниям.
Akromegali hastalığının %90 ı hipofiz bezindeki tümörden kaynaklanır.10 % случаев заболевания у детей вызваны норовирусом.
Semptomlar, primer tümörlerin lokalizasyonuna göre değişebilir.Симптомы варьируют в зависимости от местоположения опухоли.
Bu hareketin olmaması tümör veya enfeksiyon oluşumunun sebebi olabilir.Процесс может быть как неинфекционного, так и инфекционного генеза.
Yaşargil epilepsi ve beyin tümörünü kendi bulduğu yöntemlerle tedavi etmiş.Яшаргил лечил эпилепсию и опухоли головного мозга с помощью инструментов собственного изобретения.
Test sonuçları geldiğinde, Peter'ın göğsündeki şişliğin iyi huylu bir tümör olduğu anlaşılır.Результаты теста показали, что Питер — умственно отсталый.
Bunlar: Tümörler amaçsızca ürerler.ものおき моно-оки): для невостребованных вещей.
En sık ve en agresif primer beyin tümörüdür.Классический и наиболее часто встречающийся вариант — атеросклероз сосудов головного мозга.
Tümörlerden kaynaklanan bazı istisnalar hariç, çoğu birincil hücre kültürünün sınırlı yaşam süresi vardır.باستثناء بعض مشتقة من الأورام، فإن معظم ثقافات الخلية الأولية لها عمر محدود.
Başlangıçta bu operasyon başarılı olduğunu düşündü, ancak tümörün büyümesi sadece yavaşlamıştı.في البداية كان يعتقد أن العملية كانت ناجحة، ولكن الورم كان قد أوقف نشاطه.
Hans Eysenck 1997'de Londra'da beyin tümörü nedeniyle ölmüştür.ومات هانز آيزنك في بيت رعاية بلندن عام 1997 نتيجة لإصابته بورم في المخ.
Fibroadenom kadın memesinin en sık görülen benign (iyi huylu) tümörüdür.فالمائع ذو اللزوجة المنخفضة (صابون مثلا)، يتدفق بسرعة أكبر من المائع ذي اللزوجة العالية (صمغ مثلا).
Genellikle iyi huylu bir tümör olarak bilinir.غالباً ما توصف بأنها خلية واحدة سميكة.
Bağışıklık sisteminin başka bir önemli rolü de tümörleri tanıması ve yok etmesidir.Outro papel importante do sistema imunitário é a identificação e a eliminação de tumores.
Tümör antijenleri viral antijenlere benzer yollarla MHC sınıf I molekülleri üzerinden sunulur.Os antígenos tumorais são apresentados em moléculas MHC Classe I de forma semelhante aos antígenos virais.
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.As células modificadas dos tumores expressam antigénios que não estão presentes em células normais.
Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir.O crescimento dos tumores de maior dimensão pode ser atrasado com quimioterapia e radioterapia.
Çok büyük tümörler nefes darlığına sebep olabilirler.Ambos os tipos podem causar sérias disfunções respiratórias.
Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır.As neoplasias malignas são comumente chamadas de câncer.
Çoğunlukla iyi huylu bir tümördür.Geralmente um óptimo Contraste ANSI.
Birkaç molekül türü, glial tümör formasyonunu tetiklemek ve oluşturmak için serbest bırakılır.Várias famílias de moléculas são liberadas que promovem e conduzem a formação de cicatrizes gliais.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.Apesar disso, ambas as espécies podem ser vistas, às vezes, na mesma árvore.
Amerikalı mucit Alexander Graham Bell, kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.De forma independente, Alexander Graham Bell também sugeriu a utilização de radiação desta forma.
Bu durum genellikle Turner sendromunda veya tümör hücrelerinde görülür.São às vezes observados em algumas meninas com a Síndrome de Turner ou em células de tumor.
İki tümör Hamburg'da yapılan ameliyat ile çıkarıldı ancak yapılan ameliyattan sonra belden aşağısı felç kaldı.Faleceu dias após uma cirurgia no abdômen, da qual não se recuperou.
Bu, öldürücü T hücrelerinin tümör hücrelerini "anormal" olarak tanımasına izin verir.Isto permite aos linfócitos T citotóxicos reconhecer como anormal a célula do tumor.
Bazı genlerin metilasyon durumu tümörigenez için bir biyomarker olarak kullanılabilir.Árvore morta de algumas espécies pode ser usada como pesticida fumigante.
Tümörü çıkarıldı ve kemoterapiye başlandı.O tratamento começou imediatamente, incluindo a quimioterapia.
Tümörlerin temel 3 özelliği vardır.As retas possuem 3° de inclinação.
Gerçekten de, beşinci sezonda Joyce beyin tümöründen ölecek.In het vijfde seizoen sterft Jonathan aan een hartaanval.
İki tümör Hamburg'da yapılan ameliyat ile çıkarıldı ancak yapılan ameliyattan sonra belden aşağısı felç kaldı.Twee tumoren werden in Hamburg verwijderd, maar hij raakte hierdoor verlamd vanaf zijn middel.
Amerikalı mucit Alexander Graham Bell, kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.Onafhankelijk hiervan stelde ook Alexander Graham Bell voor om straling op deze manier te gebruiken.
31 Temmuz 2004'te Jobs, pankreasında bulunan kanser tümörünü aldırtmak için ameliyata girdi.31 lipca 2004 roku Jobs poddał się operacji usunięcia nowotworu trzustki.
Daha sonra hızlı ilerleyen bir tümör olduğu saptandı fakat babası kör oldu ve öldü.(1849).Na czele odsieczy przedarł się do oblężonej Suczawy, ale został ranny i wkrótce zmarł.
Diğer tüm beyin tümörlerinin aksine beyin sapı tümörleri tedavisinde ameliyat tercih edilmez.W przeciwieństwie do środków znieczulających ogólnie nie wpływają na świadomość i funkcje mózgu.
Kötü huylu tümörler de kendi içinde ikiye ayrılır.Urzeczeni sobą rozstają się z trudem.
1987 yılında beyin tümöründen ameliyat olmuştur.W 1980 został poddany operacji mózgu.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.Często oba te style współistnieją w jednej kompozycji.
SERS kullanılarak bu PEGlenmiş altın tanecikleri tümörün yerine tespit etmekte kullanılabilir.Hur ska agenterna nu hitta igen den dyrbara puderdosan?
Buradaki tümörleri ameliyatla alınsa da kısa süre sonra akciğerinde de tümörler keşfedildi.I april opererades tumören bort, men snart upptäcktes fler tumörer på hans lungor.

İlgili Sayfalar