tüketmek ile cümle

tüketmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Japonya, çok fazla kâğıt tüketmektedir.Japan consumes a lot of paper.
Zamanımı tüketmek için seni öldüreceğim.I'm going to kill you for wasting my time.
Bir sumo güreşçisi günde 20.000 kalori tüketmekten başka hiçbir şey düşünmez.A sumo wrestler thinks nothing of consuming 20,000 calories a day.
Daha az yakıt tüketmek çevre için daha iyidir.Consuming less fuel is better for the environment.
Esrar satın almak ve tüketmek birçok ülkede kanunen yasaklanmıştır.Buying and consuming cannabis is prohibited by law in many countries.
Zamanın kendini tüketmekten başka hiçbir işlevi yoktur. Kül bırakmadan yanar.Time has no function but to consume itself. It burns without leaving ashes.
Çok fazla incir tüketmek motoru bozmaya neden olabilir.Consuming figs in excess could cause loose stools.
Aşırı incir tüketmek cırcıra davetiye çıkarabilir.Consuming figs in excess could cause loose stools.
Her yerde fareler vardır ve halkın bütün yiyeceğini tüketmektedirler.She is put upon by them at every turn, preparing food, running errands.
OAuth yetkilendirme mekanizması olarak güvenli RSS/ATOM feedlerini tüketmek için kulanılır.OAuth can be used as an authorizing mechanism to consume secured RSS/ATOM feeds.
Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir.Current high-performance video cards tend to consume a great deal of power.
Doritos yanığı ile tüketmek, "yanığı soğutmak" demekdir.It is meant to be consumed with Doritos burn, to "cool the burn".
Küçük cihazlarda ( hesap makinaları, park metreleri) sadece doğru akım tüketmektedirler.In small devices (e.g. calculators, parking meters) only direct current (DC) is consumed.
Tabii ki hala tüketmekten hoşlanıyoruz.We still like to consume, of course.
Görünen o ki, et tüketmekten hiç bahsedilmiyor. Bu ibadeti oldukça ciddiye alıyorlar.They take this sanctuary in time very serious.
Toplum olarak 50'li yıllarda olduğundan, iki katı fazla et tüketmekteyiz.We as a society are eating twice as much meat as we did in the 50s.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Even worse, it teaches that more consumption is the right reward for being a good citizen.
Ve onların zafer ölmek, yangın ve toz gibi, öpücük, tüketmek Hangi tatlı balAnd in their triumph die; like fire and powder, Which, as they kiss, consume: the sweetest honey
Sanırım bu enerjiyi bu kadar hızlı tüketmek hakkımız değil.And we don't have a birthright to just use that up as fast as we are, I think.
Bu doğru, bu sermaye. Tüm kaynaklarını tüketmektense seçim yapıyor.He is choosing instead of to consume all of his resources.
Seyirci her şeyi hemen tüketmek istiyordu.The audience wanted to consume everything, immediately.
Bu görev büyük miktarda insan ve para kaynağı tüketmektedir.This task is consuming large human and financial resources.
OAuth yetkilendirme mekanizması olarak güvenli RSS/ATOM feedlerini tüketmek için kulanılır.OAuth can be used as an authorizing mechanism to consume secured RSS/ATOM feeds.
Bir hücre kısmen diğerini tüketmektedir.Another one of the cells is a drawing of Doge, an Internet meme.
"Tüketmek seni tüketir" diyen anti-tüketimci şablon grafitiAn anti-consumerist stencil graffiti saying "Consuming consumes you"
Tarım, küresel bor üretiminin% 11'ini, ağartıcı ve deterjanlar ise yaklaşık% 6'sını tüketmektedir.Agriculture consumes 11% of global boron production, and bleaches and detergents about 6%.[80]
İnsan denen varlığın tek amacı tüketmek.Zu verbrauchen, das ist der einzige Zweck der menschlichen Existenz.
Cole, KOOL marka mentollü sigaralarının tiryakisiydi ve günde üç paket kadar tüketmekteydi.Wayne selbst sah die Ursache in den drei bis vier Schachteln Zigaretten, die er jeden Tag geraucht hatte.
Her yerde fareler vardır ve halkın bütün yiyeceğini tüketmektedirler.Kennzeichen aller Rubus-Arten sind die Früchte, sie sind bei Mensch und Tier beliebte Nahrung.
Bir insan yiyecekler ile birlikte yılda ortalama bir ilâ iki damla karminik asit tüketmektedir..Der durchschnittliche Mensch verbraucht ein bis zwei Tropfen Karminsäure jedes Jahr mit der Nahrung.
Bu nedenle, iç yakıtını Güneş'ten çok daha hızlı tüketmektedir.Luft ist unendlich viel schneller als Wasser.
Genel olarak, değişen her bir bileşen, sabit bir bileşenden daha çok enerji tüketmektedir.En général, les composants qui commutent utilisent plus d'énergie que ceux qui restent dans un état statique.
Cole, KOOL marka mentollü sigaralarının tiryakisiydi ve günde üç paket kadar tüketmekteydi.Андре Морелл был заядлым курильщиком: он выкуривал до трёх пачек сигарет в день.
Ülke, petrol üretiminin çoğunu tüketmekte ancak bir miktar ham petrol ve petrol ürünleri ihraç etmektedir.A China consome a maior parte de sua produção, mas exporta pequenas quantidades de petróleo e seus derivados.
Her yerde fareler vardır ve halkın bütün yiyeceğini tüketmektedirler.Zij brengt alles voort en voedt alles wat tot het plantenrijk behoort.
Cole, KOOL marka mentollü sigaralarının tiryakisiydi ve günde üç paket kadar tüketmekteydi.Cole rookte drie pakjes Kool-mentholsigaretten per dag.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.Runt 1910 hade Frankrikes absintkonsumtion nått upp till ca 36 miljoner liter per år.
Bardak, içecekleri tüketmekte kullanılan, genellikle camdan yapılmış mutfak eşyası.Většinou skleněná nádoba, která se naplňuje vodou.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.1910-re a franciák 36 millió liter abszintot ittak évente (és mellé majdnem 5 milliárd liter bort).
Varlıklı kesim, şeker yönünden zengin besinler tüketmekteydi ve bu durum dişeti hastalıklarına neden oluyordu.Aine ärsyttää voimakkaasti silmiä aiheuttaen kyynelvuotoa.
Geleneksel LCD ekranlardan daha az enerji tüketmektedir.LCD-TV kuluttaa vähemmän sähköä kuin plasmatelevisio.
Geleneksel LCD ekranlardan daha az enerji tüketmektedir.Bruger mere strøm end tilsvarende LCD-type.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.Rata-rata seorang Prancis meminum 90 liter anggur per tahun.
Her yerde fareler vardır ve halkın bütün yiyeceğini tüketmektedirler.各地にある樹はすべて人の手で接木(つぎき)などで増やしたものである。
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.到1910年,法国人每年消费36万升苦艾酒,相比他们近5亿升葡萄酒的年消费量。
Girdap akımları, büyük miktarada enerji tüketmektedir.哭泣時會產生巨大能量。
Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir.Seriál tam dosahuje veľmi vysoké čísla sledovanosti.
Varlıklı kesim, şeker yönünden zengin besinler tüketmekteydi ve bu durum dişeti hastalıklarına neden oluyordu.Prehrana premožnih je bila bogata s sladkorji, ki so pospeševali bolezni zob.
Doritos yanığı ile tüketmek, "yanığı soğutmak" demekdir.Vältida tuli lubja liiga pikka kuumutamist, „surnuks põletamist”.
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Al mismo tiempo, Europa está consumiendo actualmente el doble de lo que pueden producir sus tierras y mares.
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Biodiversiteit handhaven, ook op wereldvlak, is essentieel voor mensen
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Evropa zároveň konzumuje dvakrát více než vyprodukuje její půda nebo moře.
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Hkrati poraba v Evropi dvakrat presega produkcijsko zmožnost evropskih kopenskih in morskih ekosistemov.
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Luonnon monimuotoisuuden säilyttäminen myös maailmanlaajuisesti on erittäin tärkeää ihmisille
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Samtidigt konsumerar Europa för närvarande dubbelt så mycket som dess land- och havsområden kan producera.
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Zachowanie różnorodności biologicznej, także na poziomie globalnym, ma najwyższą wagę dla człowieka
Avrupa şu anda, arazilerinin ve denizlerinin üretebildiğinin iki katını tüketmektedir.Zároveň Európa v súčasnosti spotrebuje dvojnásobok toho, čo jej pôda a moria môžu vyprodukovať.
Bu bir sıkıntı, çünkü belki işitmişsinizdir oturmak nesillerimizi tüketmektedir.וזאת בעיה, כי כפי שוודאי שמעתם, הישיבה היא העישון של הדור שלנו.
Bu bir sıkıntı, çünkü belki işitmişsinizdir oturmak nesillerimizi tüketmektedir.و هذه تعتبر مشكلة لأنه و كما تعلمون يشبه الجلوس بادمان هذا العصر.
Bu doğru, bu sermaye. Tüm kaynaklarını tüketmektense seçim yapıyor.Ele está escolhendo ao invés de consumir todos os seus recursos.

İlgili Sayfalar