Bu tuhaf şey, bu meslekle olan ilişkimi yeniden düzenlememe yol açtı.最近 回顧録を書き上げました 題名は-
Bu tuhaf.To dziwne.
Bu, tuhaf.Tohle je divný.
Bu tuhaf.Underligt ...
Bu tuhaf.Underligt...
Bu tuhaf.Περίεργο.
Bu tuhaf.Это странно.
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Acho que estes anormais são um ativo valioso na vida académica".
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Czuję, że te świry przydają się jednak w studenckim życiu".
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Ezek a gyíkok konkrétan az egyetem jó oldala."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Ich habe das Gefühl, diese Spinner sind tatsächlich ein Gewinn für die Studienzeit."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Ik voel dat deze rare snuiters een aanwinst zijn voor het universitaire leven."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum." (Kahkaha)"Je sens que ces gens bizarres sont en réalité un plus de la vie au collège" (Rires)
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum." (Kahkaha)"Sento che questi pazzi siano davvero un vantaggio per la vita del college" (Risate)
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""어쩜 대학생활의 꽃은 주위에 널려있는 오타쿠들일지도"
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Siento que estos bichos raros en realidad son un bien para la vida universitaria."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Simt că ciudații ăștia oferă valoare vieții de student."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Πιστεύω πως αυτά τα φρικιά τελικά αποτελούν προσόν στη φοιτητική ζωή".
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Чувствам, че тези грозници са всъщност актив в живота на колежа."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""Я чувствую, что эти чудаки, на самом деле, одна из ценностей жизни в колледже."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum.""אני מרגיש שהמוזרים האלה הם בעצם נכס לחיים הסטודנטיאליים".
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum."أشعر أن هذه الأشياء الغريبة في الواقع هي الأصل الكلي للحياة."
"Bu tür tuhaf tiplerin kolej hayatının değerli şeyleri olduklarını hissediyorum."(笑)
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."A alquimia deste país é estranha."
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."Alchemia tego kraju jest dziwna".
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."Det här landets alkemi är konstig."
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."Dette lands alkymi er underlig."
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."La alquimia de este país es extraña".
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."L'alchimia di questo Paese è strana".
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."Tämän maan alkemia on outoa."
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."αυτή η χώρα έχει περίεργη αλχημεία."
"bu ülkenin simyası tuhaf1 dedi."В этой стране необычная алхимия".
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?A alquimia deste país... é estranha?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?Alchemia tego kraju... jest dziwna?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?Det här landets alkemi...är konstig?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?Dette lands alkymi ... er underlig?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?La alquimia de este país... ¿es extraña?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?L'alchimia di questo Paese... è strana?
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?Tämän maan alkemia on outoa...
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?Η αλχημεία της χώρας... είναι περίεργη;
Bu ülkenin simyası... tuhaf mı?В этой стране... необычная алхимия?
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Algo me parece incongruente desde que entrei neste país, mas isto...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Da quando sono arrivata in questo paese, provo una strana sensazione, ma questo...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Nåt har känts fel sen jag kom till det här landet. Men det här...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Noget føles forkert, efter jeg kom til dette land. Men det her ...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Odkąd jestem w tym kraju, wszystko jest dziwne, ale to...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Tämä maa on koko ajan tuntunut omituiselta- -mutta tämä...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Tengo una sensación rara desde que he llegado a este país, pero esto...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Νιώθω περίεργα από τότε που ήρθα σε αυτή τη χώρα, αλλά αυτό...
Bu ülkeye geldiğimden beri bir şeyler tuhaf geliyordu, fakat bu...Мне в этой стране всё время что-то кажется не так, но это...
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf전 몇시간 동안이나
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Alors j'ai passé des heures et des heures à essayer de donner un sens à cet étrange jour de la marmotte.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Also verbrachte ich Stunden um Stunden damit, den Nutzen dieses Wiederholungsspiels aufzudecken.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Așa că am petrecut ore în șir încercând să găsesc sensul acelei zile ciudate a Cârtiței.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Así que pasé horas y horas tratando de encontrar el sentido de este extraño "Día de la Marmota".
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ho passato ore e ore a cercare di dare un senso a questo strano Giorno della Marmotta.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ik heb lang geprobeerd iets te begrijpen van deze bizarre herhaling van de geschiedenis.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Órákat és órákat töltöttem azzal, hogy értelmet találjak ebben a furcsa "Idétlen időkig" szituációban.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Så jeg har brugt timer på timer på at prøve at få denne mærkelige Groundhog Day til at give mening.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Spędziłam wiele godzin próbując zrozumieć ten dziwny Dzień Świstaka.