Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Tôi đã phải trải qua hàng giờ cố gắng hiểu cái điều chán nản kì quặc này.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Έχω ξοδέψει ώρες επί ωρών προσπαθώντας να καταλάβω την περίεργη Μέρα της Μαρμότας.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Прекарвах часове след часове, опитвайки се да осмисля този странен Ден на Мармота.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Я размышляла часами, пытаясь разобраться в этом странном Дне Сурка.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhafאז ישבתי שעות על גבי שעות
Bu yüzden saatlerimi bu tuhafلقد قضيت ساعات وساعات
Bu yüzden saatlerimi bu tuhafこの妙な冬眠からの目覚めの意味を考えました
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Alles aan mijn werk is veel onvoorspelbaarder geworden.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Alles an meiner Arbeit ist nun skurriler.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.A műveim sokkal játékosabbá váltak.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Karya-karya saya telah menjadi lebih aneh.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.제 작품 활동에 관한 모든 것들이 좀 더 장난기 있고 엉뚱해졌죠.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Moje prace stały się bardziej figlarne i kapryśne pod każdym względem.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Todo en mi obra se ha vuelto más fantasioso.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Totul din lucrările mele a devenit mai straniu.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Toute mon oeuvre a commencé à devenir fantaisiste.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Τα πάντα γύρω από τη δουλειά μου έχουν γίνει πιο παιχνιδιάρικα.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Всё в них стало эксцентрично.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.Всичко, свързано с работата ми, е станало по-ексцентрично.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.כל הנוגע לעבודות שלי הפוך להיות שובב יותר.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.كل نواحي عملي أصبحت رمزية.
Çalışmalarımla ilgili herşey daha da tuhaflaştı.これは 「俺って 何考えてたんだ?」
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.A kínai nyelvet beszélő tulajdonképpen olyasmit is mondhat, ami nagyon furcsán hangozhat az angol füleknek.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Auf Chinesisch kann man im Grunde etwas sagen, was sich auf Englisch sehr merkwürdig anhört.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Čínský mluvčí může jednoduše říct něco, co zní anglickému posluchači velmi zvláštně.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.En kinesisk taler kan dybest set sige noget der lyder meget mærkeligt i en engelsk talers ører.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.In cinese si può sostanzialmente dire qualcosa che in inglese suona molto strano.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.중국어를 하는 사람은 영어 사용자가 듣기에 매우 어색한 말을 합니다.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Mereka akan berkata hal yang terdengar sangat aneh bagi orang yang berbicara Bahasa Inggris.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Một người nói tiếng Trung về cơ bản có thể nói điều gì đó mà nghe có vẻ rất kì lạ đối với người nói tiếng Anh.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Po chińsku można powiedzieć coś, co brzmi bardzo dziwnie dla angielskojęzycznego odbiorcy.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Um falante de chinês pode dizer algo que soa muito estranho a alguém que fale inglês.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Un orador chino puede básicamente decir algo que suena muy extraño a los oídos de un hablante de inglés.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Un vorbitor chinez poate spune ceva care sună foarte ciudat pentru un englez.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Wat in het Chinees normaal klinkt, klinkt in het Engels misschien heel vreemd.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Ένας κινέζος ομιλητής μπορεί βασικά να πει κάτι που ακούγεται πολύ περίεργο σε έναν Άγγλο ομιλητή.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Говорящий на китайском может сказать нечто очень странно звучащее для англоязычного.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Китайскоговорящ индивид просто може да каже нещо, което звучи много странно в ушите на англоговорящ човек.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Слова китайця зазвичай звучатимуть дуже дивно для носія англійської.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.דובר סינית יכול בעצם לומר משהו שנשמע מאוד מוזר לאוזניו של דובר אנגלית.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.النّاطق يالصينيّة يمكنه أن يقول شيئا سيبدو في غاية الغرابة بالنّسبة لأذن النّاطق بالانجليزية.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.中国語なら大丈夫です 過去でも現在でも未来でも "It rain" と言って構いません
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Cepat keluar! <i> Ini aneh.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Esci immediatamente! Che strano.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Iesi afara! E ciudat.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Komm schnell raus! Das ist seltsam.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Podejdź tu szybko! Dziwne.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Vous allez venir rapidement ! C'est bizarre.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.Έλα έξω γρήγορα! Παράξενο.
Çık dışarı! <i>Bu tuhaf.إنه لأمر غريب. يستحيل أن يتسبب لـي-تيي-اكَ بمشاكل(خاصة) لـفتاة
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Ehi, ragazzini, non osate fare scherzi con mia figlia o la pagherete cara!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Hvis I børn prøver på noget med min datter, - - så må I betale for det.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Jos te vekarat pelleilette minun tyttäreni kanssa- -saatte maksaa siitä kalliisti!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Meninos, se tentarem alguma maluquice com a minha filha, pagarão por isso!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!¡Niños, si intentáis hacerle algo raro a mi hija, lo pagaréis!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Om ni barn försöker nåt med min dotter- -får ni betala för det.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Spróbujcie sprawić przykrość mojej córce, to się z wami policzę.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Μην κάνετε χαζομάρες με την κόρη μου, γιατί θα το πληρώσετε!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Эй, мальчики, если вы вздумаете шутить со моей дочерью, вы за это поплатитесь!
Çoğu zaman seslendirilişindeki tuhaflıkla dalga geçilen단어"onion," 은 종종 불규칙적이며 이상하다고 비웃음을 당하죠,