Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.Und man brachte Salomo Rosse aus Ägypten und allerlei Ware; und die Kaufleute des Königs kauften die Ware
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.Vua Sa-lô-môn do nơi Ê-díp-tô mà được ngựa; một đoàn con buôn của vua đi kiếm mua từng bầy, giá phải chăng.
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.И за Соломона докарваха коне из Египет; кервани от царски търговци ги купуваха по стада с определена цена.
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.Коней же царю Соломону приводили из Египта и из Кувы; царские купцы покупали их из Кувы за деньги.
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.Коней Соломону приводили из Египта и из Кувы; купцы царские изКувы получали их за деньги.
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.ומוצא הסוסים אשר לשלמה ממצרים ומקוא סחרי המלך מקוא יקחו במחיר׃
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.ומוצא הסוסים אשר לשלמה ממצרים ומקוה סחרי המלך יקחו מקוה במחיר׃
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.وكان مخرج الخيل التي لسليمان من مصر. وجماعة تجار الملك اخذوا جليبة بثمن
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.وكان مخرج الخيل التي لسليمان من مصر. وجماعة تجار الملك اخذوا جليبة بثمن.
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.所 羅 門 的 馬 是 從 埃 及 帶 來 的 、 是 王 的 商 人 、 一 群 一 群 、 按 著 定 價 、 買 來 的
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.所 羅 門 的 馬 是 從 埃 及 帶 來 的 . 是 王 的 商 人 一 群 一 群 按 著 定 價 買 來 的
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.所羅門 的 馬 是 從 埃及 帶來 的 、 是 王 的 商人 、 一 群 一 群 、 按 著 定價 、 買來的
Süleymanın atları Mısır ve Keveden getirilirdi. Kralın tüccarları atları Keveden satın alırdı.所羅門 的 馬 是 從 埃及 帶來 的 . 是 王 的 商人 一 群 一 群 按 著 定價買 來的
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A medzi vrchnou dvoranou uholnou a medzi Ovčou bránou opravovali zlatníci a kramári.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A mezi palácem úhlovým až do brány bravné opravovali zlatníci a kupci.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A między salą narożną aż do bramy owczej poprawiali złotnicy i kupcy.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Argintarii şi negustorii au lucrat între odaia de sus din colţ şi poarta oilor.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A szeglet hágója és a juhok kapuja között pedig javítgatának az ötvösök és a kereskedõk.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Còn những thợ vàng và tay buôn bán đều sửa phần giữa nơi góc thành và cửa Chiên.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Còn những thợ vàng và tay buôn_bán đều sửa phần giữa nơi góc thành và cửa Chiên .
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.E entre a câmara da esquina e a porta das ovelhas repararam os ourives e os mercadores.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.En vanaf die hoek tot de Schaapspoort waren de goudsmeden en handelaars bezig met de herstelwerkzaamheden.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.In med vežo stolpovo in Ovčjimi vrati so popravljali zlatarji in trgovci.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.성 모퉁이 누에서 양문까지는 금장색과 상고들이 중수하였느니라
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Kultasepät ja kauppiaat korjasivat muurin Kulmasalin ja Lammasportin väliltä.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Les orfèvres et les marchands travaillèrent entre la chambre haute du coin et la porte des brebis.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Och mellan Hörnsalen och Fårporten arbetade guldsmederna och köpmännen på att sätta muren i stånd.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Og mellem Hjørnesalen og Fåreporten arbeidet gullsmedene og kremmerne.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Og mellem Tagbygningen ved Hjørnet og Fåreporten arbejdede Guldsmedene og Kræmmerne.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Und zwischen dem Söller und dem Schaftor bauten die Goldschmiede und die Krämer.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Y los fundidores y los comerciantes restauraron entre la sala alta de la esquina y la puerta de las Ovejas
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Και μεταξυ της αναβασεως της γωνιας εως της προβατικης πυλης, επεσκευασαν οι χρυσοχοοι και οι μεταπραται.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.А между нагорнището, при ъгъла и овчата порта, поправяха златарите и търговците.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.А между угольным жильем до ворот Овечьих чинили серебряники иторговцы.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.ובין עלית הפנה לשער הצאן החזיקו הצרפים והרכלים׃
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.وما بين مصعد العطفة الى باب الضأن رممه الصياغون والتجار
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.銀 匠 與 商 人 在 城 的 角 樓 、 和 羊 門 中 間 修 造
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.銀匠 與 商人 在 城 的 角樓 、 和 羊門 中 間 修造
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››A ki találván egy drágagyöngyre, elméne, és mindenét eladván a mije volt, megvevé azt.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››a ktorý najdúc jednu drahocennú perlu odišiel a predal všetko, čo mal, a kúpil ju.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››e encontrando uma pérola de grande valor, foi, vendeu tudo quanto tinha, e a comprou.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Il a trouvé une perle de grand prix; et il est allé vendre tout ce qu`il avait, et l`a achetée.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Ineens ontdekt hij er één van grote waarde. Hij verkoopt alles wat hij heeft en koopt die ene kostbare parel.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››In ko najde eden dragocen biser, gre in proda vse, kar ima, in ga kupi.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››ja löydettyään yhden kallisarvoisen helmen hän meni ja myi kaikki, mitä hänellä oli, ja osti sen.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››khi đã tìm được một hột châu quí giá, thì đi bán hết gia tài mình mà mua hột châu đó.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››khi đã tìm được một hột châu quí_giá , thì đi bán hết gia_tài mình mà mua hột châu đó .
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››극히 값진 진주 하나를 만나매 가서 자기의 소유를 다 팔아 그 진주를 샀느니라
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Kterýž nalezna jednu velmi drahou perlu, odšel a prodal všecko, což měl, a koupil ji.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Który znalazłszy jednę perłę bardzo drogą, odszedł, i posprzedawał wszystko, co miał, i kupił ją.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››och då han har funnit en dyrbar pärla, går han bort och säljer vad han äger och köper den.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››og da han fandt een meget kostbar Perle, gik han hen og solgte alt, hvad han havde, og købte den.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››og da han fant en kostelig perle, gikk han bort og solgte alt det han hadde, og kjøpte den.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Şi, cînd găseşte un mărgăritar de mare preţ, se duce de vinde tot ce are, şi -l cumpără.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››trovata una perla di grande valore, va, vende tutti i suoi averi e la compra
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Und da er eine köstliche Perle fand, ging er hin und verkaufte alles, was er hatte, und kaufte sie.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››Y habiendo encontrado una perla de gran valor, fue y vendió todo lo que tenía, y la compró
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››οστις ευρων ενα πολυτιμον μαργαριτην, υπηγε και επωλησε παντα οσα ειχε και ηγορασεν αυτον.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››и, като намери един скъпоценен бисер, отиде, продаде всичко що имаше и го купи.
Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.››і знайшовши він одну перлу дорогоцінну, пійшов та й продав усе, що мав, та й купив її.