Ana içeriğe geç
Sözlük

tü ile cümle

tü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tuz sezon yiyeceği için kullanılır.Salt is used to season food.
Tuz yiyeceği çürümekten korumak için yardımcı olur.Salt helps to preserve food from decay.
Bir tek gün için bile tuzsuz yapamayız.We cannot do without salt even for a single day.
Bana tuzu ve biberi uzat lütfen.Pass me the salt and pepper, please.
Biz tuzla terbiyeleriz.We season with salt.
Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.I wanted some salt, but there was none in the jar.
Hiç tuz kaldı mı?Is there any salt left?
Hiç tuz kalmadı.There is no salt left.
Resim derinliği olmadığı için tuhaf görünüyor.The picture looks strange because it has no perspective.
Sigaralarınızı kuru tutun.Keep your cigarettes dry.
Ziyafete tüm hızıyla devam edildi.The banquet was in full swing.
İngilizler genel olarak tutucu insanlardır.The English are generally a conservative people.
İngilizler, genellikle, tutucudur.Englishmen are, on the whole, conservative.
Uluslararası futbol turnuvasında İngiliz takımı Brezilya takımını yendi.The English team beat the Brazilian team in the international football tournament.
İngilizce tüm dünyada öğrenilir.English is studied all over the world.
İngilizce evrensel bir dildir ve tüm dünyada kullanılmaktadır.English is a universal language and is used all over the world.
İngilizce diplomasi ve turizmde faydalıdır.English is useful in diplomacy and tourism.
İngilizcede normal cümle yapısı özne - yüklem - nesne /tümleçtir.In English, the usual sentence structure is Subject - Verb - Object/Complement.
Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.A lot of English words are derived from Latin.
Yağmur yağmasa balık tutmaya giderim.If it were not raining, I would go fishing.
Tüyler kuşlara özgüdür.Feathers are peculiar to birds.
Bana tüm ayrıntıları ver.Give me chapter and verse.
Onların tüm yıl boyunca çok yağmuru var.They have much rain all the year round.
Tüm yıl boyunca aynıydı.It was the same all year round.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı, bu zaman zarfında evde kaldım.It rained heavily all day, during which time I stayed indoors.
Tüm gün sürekli yağmur yağdı.It rained continuously all day.
Günlük turlar önerir misiniz?Do you offer any all-day tours?
Tüm bu işi bir günde yapmayı zor buluyorum.I find it difficult to do all this work in a day.
Tüm günü buna ayırabiliriz.We can make a day of it.
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi.Out of the frying pan and into the fire.
Biri hariç tüm işçiler eve gitti.All the workers went home save one.
Benime gel ve balık tutmaya git.Come along with me and go fishing.
Doktorun tüm çabaları boşunaydı ve adam çok geçmeden öldü.All the doctor's efforts were in vain and the man soon died.
Bir doktorun aletleri kesinlikle temiz tutulmalıdır.A doctor's instruments must be kept absolutely clean.
Bir mide tümörüm vardı ve onu ameliyat ettirmek zorunda kaldım.I got a stomach tumor and had to have it operated on.
Olağandışı düşük ısılar bu yıl düşük kaliteli pirinç hasatından sorumlu tutulmaktadır.Unusually low temperatures account for the poor rice crop this year.
Bunu sade bir Türkçe ile söyleyebilir misiniz?Could you say that in plain English?
Balık tutmaya oldukça sık giderdim ama şimdi nadiren gidiyorum.I used to go fishing quite often, but now I rarely go.
Akan Gölü'nün üstü buz tuttu.Lake Akan is frozen over.
Biz sözümüzü tutmalıyız.We should keep our promise.
Biz hala tüm gerçekleri öğrenmek zorundayız.We have yet to learn all the facts.
Sorunu tüm açılardan düşündük.We considered the problem from all angles.
Tüm zorluklarımızın üstesinden geleceğiz.We shall overcome all our difficulties.
Onu fazla mesai yapmaktan muaf tuttum.I exempted her from working overtime.
Takımımız üniversiteler arası turnuvada kazandı.Our team won in the intercollegiate tournament.
Londra'nın nüfusu, diğer tüm İngiliz şehirlerinden çok daha büyüktür.The population of London is much greater than that of any other British city.
Halatı tutun.Take hold of the rope.
İpi tut ve seni yukarı çekeceğim.Take hold of the rope, and I'll pull you up.
İpi tut.Hold the rope.
İpe tutun.Hold on to the rope.
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.Holding on to the rope firmly, I came safely to land.
Kraliyet Shakespeare Şirketi önümüzdeki hafta Venedik Tüccarını sunuyor.The Royal Shakespeare Company is presenting The Merchant of Venice next week.
Ben tüm plakları sattım.I sold off all my records.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.Lincoln's parents remained poor all their lives.
Raketi sıkı tut.Hold the racket tight.
Aslan ve kaplan kedinin iki farklı türüdür.The lion and the tiger are two different species of cat.
Tuzu alabilir miyim acaba?The salt, if you please.
Tüm yabancı kelimelere bir sözlükte bakman gerekiyor.You should look up all unfamiliar words in a dictionary.
Benzer bir durumda, şirket sorumlu tutuldu.In a similar situation, the company was held liable.
Sık sık gölde balık tutmaya giderdim.I would often go fishing in the lake.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod