Tüm günü plajda geçirdik.We spent the entire day on the beach.
Oraya vaktinde varmak için biz bir taksi tuttuk.We took a taxi so as to get there on time.
Profesör Turner'a yüksek saygımız var.We have a high regard for Professor Turner.
Tuhaf bir şey görmedik.We saw nothing strange.
Hepimiz tükenene kadar saatlerce müzik eşliğinde dans ettik.We danced to the music for hours until we were all exhausted.
Barış burnumuzda tütüyor.We long for peace.
O kadar çok işimiz var ki alabileceğimiz her türlü yardımı kabul ederiz.We are so busy we'd take any help we could get.
Özel dedektifler tuhaf davaları araştırmak için kiralanırlar.Private detectives were hired to look into the strange case.
Kağıt kolaylıkla tutuşur.Paper catches fire easily.
Dişlerimizi her zaman temiz tutmalıyız.We must always keep our teeth clean.
Dişlerini temiz tutmalısın.You must keep your teeth clean.
Tüm eşyalarınızı yanınıza almayı unutmayın.Be sure to take all your belongings with you.
Zaman tüm kırık kalpleri iyileştirir.Time heals all broken hearts.
Zaman tüm yaraları iyileştirir.Time heals all broken hearts.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zaman tükeniyor.Time is running out.
Her türlü zamanımız var.We have all kinds of time.
O zaman zaman tuhaf şeyler söyler.Once in a while he tells strange things.
Önümüzdeki Pazar gününü boş tutun.Keep next Sunday free.
Jiro başka türlü hareket edemedi.Jiro could not act otherwise.
Kendimizi temiz tutmalıyız.We should keep ourselves clean.
Odanı temiz ve düzenli tut.Keep your room neat and tidy.
Odamı mümkün olduğunca temiz tutmak istiyorum.I want to keep my room as neat as possible.
Elinden geldiğince odanı temiz tut.Keep your room as neat as you can.
Sözlükteki tüm kelimeleri hatırlamaya çalışmak yararsızdır.It is useless to try to remember all the words in the dictionary.
Kendimi masadan muaf tuttum.I excused myself from the table.
Resim bir iğne ile tutturuldu.The picture was held on by a pin.
Tüm kredi kartları kabul edilir.All major credit cards are accepted.
Bir ev kadını tutumlu olmalıdır.A housewife should be economical.
Korkuluğa tutun.Hold on to the rail.
Küpeşteyi tutun.Hold the handrail.
Ellerini temiz tutmalısın.You must keep your hands clean.
Ellerimizi temiz tutmalıyız.We must keep our hands clean.
Gitmesine izin vermeyin. Sıkı tutun.Don't let go. Hold on tight.
Sahip olduğum tüm para budur.This is all the money I have.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
Tüm yardımlarına teşekkür etmek amacıyla sana öğle yemeği ısmarlamak istiyorum.I'd like to treat you to lunch to thank you for all your help.
Tutuklu serbest bırakıldı.The prisoner was given his freedom.
Tutukluya özgürlüğü verildi.The prisoner was given his freedom.
Tutuklu onu tutan gardiyanlardan kaçtı.The prisoner broke away from the guards who were holding him.
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Amcam çok sigara içen biridir; tütün onun için kaçınılmazdır.My uncle is a very heavy smoker; tobacco is indispensable to him.
Gitmeden önce tuvaleti kullanmak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to use the toilet before you go?
Tüm düzenlemeler bizim kalkmadan önce yapılmalıdır.All the arrangements should be made prior to our departure.
Mümkünse, balık tutmaya gitmek istiyorum.I'd like to go fishing if possible.
Baharda pek çok turist Kyoto'yu ziyaret eder.A great many tourists visit Kyoto in spring.
Süt sıcak bir günde uzun süre tutulmaz.Milk does not keep long on a hot day.
Sıcaklık bütün gece beni uyanık tuttu.The heat kept me awake all night.
Tüm evraklar bantlandı ve kasada muhafaza edildi.All the papers were taped up and kept in the safe.
Belgeyi iç cebinde tut.Keep the paper in the inside pocket.
Bazı kızlar o tür müzikten hoşlanıyor ve bazıları hoşlanmıyor.Some of the girls like that sort of music, and some don't.
Neredeyse tüm kızlar nazik.Almost all girls are kind.
Kadınlar tuvaleti nerede? Ellerimi yıkamak istiyorum.Where is the ladies' room? I want to wash my hands.
Tüm oyunu kazanma umudu kayboldu.All hope of winning the game vanished.
Bir tüccar malları alan ve satan bir kişidir.A merchant is a person who buys and sells goods.
Tüccar onun cehaletinden faydalandı ve resmi çok ucuz aldı.The dealer took advantage of her ignorance and bought the picture very cheap.
General boğayı boynuzlarından tuttu ordusunu felaketten kurtardı.The general took the bull by the horns and saved his army from disaster.
küçük köpeğin sahibi onu boynundan tuttu ve onu azarladı.The owner of the small dog gripped its neck and scolded it.
Küçük arabalar, düşük yakıt tüketimi nedeniyle çok ekonomiktir.Small cars are very economical because of their low fuel consumption.
Bir tutam biber eklemeye ne dersin?How about adding a touch of pepper?