Bugünün Türkiye'sine bir zamanlar sultan egemen oldu.Once the Sultan ruled over what today is Turkey.
Sıcak suyun tümünü kullanma.Don't use all the hot water.
Güzel bir gün ve canım balık tutmak istiyor.It is a fine day and I feel like going fishing.
Bu öğleden sonra kısa bir araba turu atalım.Let's take a short drive this afternoon.
Çayımız tükendi.We've run out of tea.
Dükkanında ne tür eşyalar satıyorsun?What kinds of goods do you sell in your shop?
Bu sizin sorumluluğunuzdadır. Bu gülüp geçiştireceğiniz türden şeyler değil.This is your responsibility. It's not the kind of thing you can laugh off.
Tat vermek için tuz ve biber ilave et.Add salt and pepper to taste.
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.I ran all over town trying to borrow some money.
Param tükeniyor.I am running short of money.
Param tükendi.I have run short of money.
Müşterileri hoşnut tutmalıyız.We must keep the customers satisfied.
Bana biraz tuz getirir misin?Would you bring me some salt?
Tuzu bana uzat.Pass me the salt.
Lütfen bana tuzu uzatır mısın?Could you please pass me the salt?
Sen tutuklusun.You are under arrest.
Dilini tut! Çok fazla konuşuyorsun!Hold your tongue! You talk too much!
Tavsiye edebileceğin mutfak ya da restoran türleri var mıdır?Are there any types of cuisine or restaurants that you could recommend?
Motor tükendi.The engine gave out.
Hiç kimse Emily'den daha güzel elmalı turta pişirmez.No one bakes a finer apple pie than Emily.
AIDS araştırma dünyasında yer alan tüm değişiklikleri takip edemem.I can't keep track of all the changes taking place in the world of AIDS research.
Bizim üniversite çok fazla elektrik tüketir.Our college uses far too much electricity.
Ailem tümü erken kalkar.My family are all early risers.
Tüm sıkıntılara rağmen katlandık.We hung on in spite of all the troubles.
Dünyadan birçok hayvan türü yok oldu.Many kinds of animals have vanished from the earth.
Bize verdiğin tüm yardım için size çok minnettarız.We are very grateful to you for all the help you have given us.
Bir yunus bir memeli türüdür.A dolphin is a kind of mammal.
Yunus balığı bir tür memelidir.A dolphin is a kind of mammal.
Bu tür kelebeklerin artık soyu tükenmiş bulunmaktadır.Butterflies of this species are now extinct.
Bazı vahşi hayvanlar tükenme eşiğinde.Some wild animals are on the verge of extinction.
Ben her zaman sözümü tutarım.I always keep my word.
Her zaman sözünü tutmalısın.You should always keep your word.
Ellerini temiz tut.Keep your hands clean.
Her zaman ofisini düzenli tutmak.Always keep your office tidy.
Bu sözlüğü her zaman el altında tut.Always keep this dictionary handy.
Her zaman sınıf arkadaşlarına gösteriş yapan türde bir çocuktu.He was the kind of kid who was always showing off to his classmates.
Mademki bir söz verdin, onu tutmalısın.Once you have made a promise, you must keep it.
İngilizlerin tutucu olduğu söyleniyor.The English are said to be conservative.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Bazı kuş türleri uçamaz.Some kinds of birds can't fly.
Bazı tür kuşlar uçamaz.Some kinds of birds can't fly.
Alkol tüketimi her yıl artıyor.Alcohol consumption is increasing every year.
Sahip olduğum tüm parayı ona verdim.I gave her all the money I had.
Mümkün olan tüm araçlar denendi.All possible means have been tried.
Tüm oyunların en önemli özelliği kurallar tarafından yönetilmesidir.The most important feature of all games is that they are governed by rules.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.I felt so sleepy that I could hardly keep my eyes open.
Güneş tüm muhteşem güzelliğiyle parlıyordu.The sun was shining in all its splendid beauty.
Birkaç kuş o ağacın dallarına tünemiş.Some birds are sitting on the branch of that tree.
O mağazada şeker ve tuz satıyorlar.They sell sugar and salt at that store.
O adam tümüyle bir egoist.That man is an egotist through and through.
Ben sık sık nehirde balık tutmaya giderim.I often go fishing in the river.
O mavi-beyaz parlayan yıldız Sirius'tur.That blue-white shining star is Sirius.
Ben sık sık onlarla birlikte balık tutmaya giderim.I often go fishing with them.
O tür elbise şimdi moda.That kind of dress is now in fashion.
O ev tuğla ile inşa edilmiştir.That house is built of bricks.
O turun zaten bir yedek listesi var.That tour already has a waiting list.
Odanızı düzenli tutmalısınız.You must keep your room tidy.
Tüm yapmanız gereken düğmeye basmaktır.All you have to do is press the button.
Japon yiyeceğinin hangi türlerini seversin?What kinds of Japanese food do you like?
Hangi tür Japon yiyeceklerini seversin?What kinds of Japanese food do you like?