‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››E quem cair sobre esta pedra será despedaçado; mas aquele sobre quem ela cair será reduzido a pó.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››És a ki e kõre esik, szétzúzatik; a kire pedig ez esik reá, szétmorzsolja azt.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››In kdor na ta kamen pade, se razbije, a na kogar on pade, ga razdrobi.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Ja joka tähän kiveen kaatuu, se ruhjoutuu, mutta jonka päälle se kaatuu, sen se murskaa."
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Kẻ nào rơi trên hòn đá ấy sẽ bị giập nát , còn kẻ nào bị đá ấy rớt nhằm thì sẽ tan_tành như bụi .
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Kẻ nào rơi trên hòn đá ấy sẽ bị giập nát, còn kẻ nào bị đá ấy rớt nhằm thì sẽ tan tành như bụi.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››이 돌 위에 떨어지는 자는 깨어지겠고 이 돌이 사람 위에 떨어지면 저를 가루로 만들어 흩으리라 하시니
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Og den, som falder på denne Sten, skal slå sig sønder; men hvem den falder på, ham skal den knuse."
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Og den som faller på denne sten, han skal knuses, men den som den faller på, ham skal den smuldre til støv.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››(Orang yang jatuh pada batu itu, akan hancur; dan orang yang ditimpa batu itu, akan tergilas menjadi debu.)
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Und wer auf diesen Stein fällt, der wird zerschellen; auf wen aber er fällt, den wird er zermalmen.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››και οστις πεση επι τον λιθον τουτον θελει συντριφθη εις οντινα δε επιπεση, θελει κατασυντριψει αυτον.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››И който падне върху тоя камък ще се смаже; а върху когото падне, ще се пръсне.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››и тот, кто упадет на этот камень, разобьется, а на кого он упадет, того раздавит.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››І хто впаде на сей камінь, розібєть ся; на кого ж вїн упаде, роздавить того.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››והנפל על האבן ההיא ישבר ואשר תפל עליו תשחקהו׃
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››ومن سقط على هذا الحجر يترضض ومن سقط هو عليه يسحقه
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››誰 掉 在 這 石 頭 上 、 必 要 跌 碎 . 這 石 頭 掉 在 誰 的 身 上 、 就 要 把 誰 砸 得 稀 爛
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››誰掉 在 這石頭 上 、 必要 跌碎 . 這石 頭掉 在 誰 的 身上 、 就要 把 誰砸 得 稀爛
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.그리고 태평양의 모든 섬들 중 이스터 섬은 토양의 영양분을 회복시켜주는 먼지를 아시아로부터 가장 적게 받은 곳입니다.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Pulau Paskah di kepulauan Pasifik mendapat paling sedikit debu dari Asia, yang menyuburkan kembali tanahnya.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Wyspa Wielkanocna dostaje ich najmniej.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Пасха, із усіх островів Тихого океану, отримує найменше пилу з Азії для відновлення родючості ґрунтів.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.מכל האיים שם, לאי-הפסחא מגיע הכי מעט אבק מאסיה, שעשוי לשקם את פוריות אדמתו.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.جزيرة الفصح, من بين جزر المحيط الهادي صاحبة الحظ الأقل من هذا التراب القادم من اسيا ليجدد خصوبة التربة. ولكن
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.太平洋諸島の中で一番届き難かったのがイースター島でした そしてその要因は 1999年まで理解されていませんでした
Bu yüzden... Hadi toz olun, televizyon izliyorum.Takže jděte pryč, koukám se na televizi.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››C`est pourquoi je me condamne et je me repens Sur la poussière et sur la cendre.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Daarom walg ik van mijzelf en uit berouw verneder ik mij in stof en as."
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Därför tager jag det tillbaka och ångrar mig, i stoft och aska.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Darum spreche ich mich schuldig und tue Buße in Staub und Asche.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››De aceea mi -e scîrbă de mine şi mă pocăiesc în ţărînă şi cenuşă.``
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Derfor kaller jeg alt tilbake og angrer i støv og aske.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››ért hibáztatom [magam] és bánkódom a porban és hamuban!
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››jeg tager det derfor tilbage og angrer i Støv og Aske!
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››그러므로 내가 스스로 한하고 티끌과 재 가운데서 회개하나이다
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Oleh sebab itu aku malu mengingat segala perkataanku dan dengan menyesal aku duduk dalam debu dan abu.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Pelo que me abomino, e me arrependo no pó e na cinza.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Perciò mi ricredo e ne provo pentimento sopra polvere e cenere
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Por tanto, me retracto, y me arrepiento en polvo y ceniza
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Preto zavrhujem a ľutujem, a to v prachu a v popole.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Pročež mrzí mne to, a želím toho v prachu a v popele.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Przetoż żałuję i pokutuję w prochu i w popiele.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Sentähden minä peruutan puheeni ja kadun tomussa ja tuhassa."
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Vì vậy, tôi lấy làm gớm ghê tôi, Và ăn năn trong tro bụi.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Vì_vậy , tôi lấy_làm gớm_ghê tôi , Và ăn_năn trong tro bụi .
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Zato zaničujem sebe in kesam se v prahu in pepelu!
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››δια τουτο βδελυττομαι εμαυτον, και μετανοω εν χωματι και σποδω.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››Затова отричам се от думите си, И се кая в пръст и пепел.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››поэтому я отрекаюсь и раскаиваюсь в прахе и пепле.
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››על כן אמאס ונחמתי על עפר ואפר׃
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››لذلك ارفض واندم في التراب والرماد
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››因 此 我 厭 惡 自 己 、 〔 自 己 或 作 我 的 言 語 〕 在 塵 土 和 爐 灰 中 懊 悔
Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.››因此 我 厭惡 自己 、 〔 自己 或 作 我 的 言語 〕 在 塵土 和 爐灰 中 懊悔
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Alors plus il y a de poussière, plus ça révèlera la photo.
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Astfel, cu mai mult praf, cu atât imaginea devine mai vizibilă.
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Cuanto más polvo hay más se va a revelar la foto.
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Dus hoe meer stof, des te beter je de foto ziet.
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Então quanto mais pó temos, mais vai revelar a foto.
Bu yüzden ne kadar çok toz olursa, fotoğrafı o kadar ortaya çıkarır.Im więcej kurzu osiadało, tym bardziej ukazywało się zdjęcie.