Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Entonces sacudieron el polvo de sus pies contra ellos, y se fueron a Iconio
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Hai người đối cùng họ phủi bụi nơi chơn mình , rồi đi đến thành Y-cô-ni .
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Hai người đối cùng họ phủi bụi nơi chơn mình, rồi đi đến thành Y-cô-ni.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.두 사람이 저희를 향하여 발에 티끌을 떨어 버리고 이고니온으로 가거늘
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Mas estes, sacudindo contra eles o pó dos seus pés, partiram para Icônio.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Men de rystede Støvet af deres Fødder imod dem og droge til Ikonium.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Niin he pudistivat tomun jaloistansa heitä vastaan ja menivät Ikonioniin.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Paul et Barnabas secouèrent contre eux la poussière de leurs pieds, et allèrent à Icone,
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Pavel şi Barnaba au scuturat praful de pe picioare împotriva lor, şi s'au dus în Iconia,
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Sie aber schüttelten den Staub von ihren Füßen über sie und kamen gen Ikonion.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Εκεινοι δε εκτιναξαντες τον κονιορτον των ποδων αυτων επ' αυτους, ηλθον εις το Ικονιον.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.А учениците се изпълниха с радост и със Святия Дух.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Вони ж обтрусивши порох од ніг своїх на них, пійшли в Іконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Они же, отрясши на них прах от ног своих, пошли в Иконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.והמה נערו עליהם את העפר מעל רגליהם וילכו לאיקניון׃
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.اما هما فنفضا غبار ارجلهما عليهم وأتيا الى ايقونية.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著 眾 人 跺 下 腳 上 的 塵 土 、 就 往 以 哥 念 去 了
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著眾 人跺 下腳 上 的 塵土 、 就 往 以 哥念 去了
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Coretan dari kotoran berlari sepanjang dinding, di sana-sini berbaring kusut dari debu dan sampah.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Csíkok szennyeződés futott végig a falakon, itt-ott feküdt gubanc a por és szemét.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Dungile de murdărie a fugit de-a lungul pereţilor, aici şi acolo să incurcaturile de praf şi gunoi.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Faixas de terra correu ao longo das paredes; aqui e ali jazia emaranhados de poeira e lixo.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Franjas de tierra corría a lo largo de las paredes, aquí y allí estaba ovillos de polvo y basura.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.여기 먼지와 쓰레기 꼬인 거기 누워, 흙의 줄무늬는 벽을 따라 갔어.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Proge umazanije tekel ob stenah, tu in tam postaviti tangles prahu in smeti.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Raitoja lika juoksi pitkin seiniä, siellä täällä antaa kiemurat pölyä ja roskaa.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Schmutzstreifen lief an den Wänden, hier und da lagen Knäuel von Staub und Müll.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Šmouhy špíny běžel podél zdi, tu a tam ležel spleti prachu a smetí.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Smugi brudu biegł wzdłuż ściany, gdzieniegdzie leżały splotów z kurzu i śmieci.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Šmuhy špiny bežal pozdĺž múru, tu a tam ležal spleti prachu a smeti.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Strepen van vuil liep langs de muren, hier en daar lagen knopen van stof en afval.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Striature di sporcizia correvano lungo le pareti, qua e là laici grovigli di polvere e immondizia.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Striber af snavs løb langs væggene, her og der lå ledningsrod af støv og skrald.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Strimmor av smuts rann längs väggarna, här och där låg trassel av damm och skräp.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Traînées de saleté a couru le long des murs, ici et là gisaient les enchevêtrements de poussière et d'ordures.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Vệt bẩn chạy dọc theo bức tường ở đây và có nằm đám rối của bụi và rác thải.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Ραβδώσεις βρωμιά έτρεξε κατά μήκος των τειχών? Εδώ και να ορίσει εκεί σύγχυση της σκόνης και των σκουπιδιών.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Полосы грязи побежал вдоль стены, кое-где лежали клубки пыли и мусора.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Смуги бруду побіг уздовж стіни, подекуди лежали клубки пилу та сміття.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.Черти на мръсотия се завтече по стените; тук и там да заплитане на прах и боклук.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.פסים של לכלוך רץ לאורך הקירות, פה ושם שכב סבכים של אבק ואשפה.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.ركض الشرائط من الأوساخ على طول الجدران ، وهنا وهناك تكمن التشابك من الغبار والقمامة.
Burada ve kir, toz ve çöp Tangles orada yatıyordu; Çizgiler duvarları boyunca koştu.最初は、彼の姉が到着したとき、グレゴールは特に不潔に自分自身を位置づけ
Burası ne tozlu.C'è così tanta polvere qui.
Burası ne tozlu.Der er så støvet.
Burası ne tozlu.Det är så dammigt.
Burası ne tozlu.Está todo cubierto de polvo.
Burası ne tozlu.Ile tu kurzu.
Burası ne tozlu.Isto está poeirento.
Burası ne tozlu.Onpa pölyistä.
Burası ne tozlu.Υπάρχει παντού σκόνη.
Burası ne tozlu.Как тут пыльно.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››239400
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››A kdož by padl na ten kámen, rozrazíť se; a na kohož upadne, setřeť jej.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››A kto by padł na ten kamień, roztrąci się, a na kogo by on upadł, zetrze go.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Als u over deze steen valt, zult u te pletter slaan. En als deze steen op u valt, zult u vermorzeld worden."
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››A ten, kto padne na ten kameň, rozrazí sa, a na koho by padnul, toho rozdrtí.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Celui qui tombera sur cette pierre s`y brisera, et celui sur qui elle tombera sera écrasé.
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››Chi cadrà sopra questa pietra sarà sfracellato; e qualora essa cada su qualcuno, lo stritolerà»
‹‹Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.››El que caiga sobre esta piedra será quebrantado, y desmenuzará a cualquiera sobre quien ella caiga