Bu suyun akıcılığı kadar gizemli bir konu.Толкова е мистериозно колкото и това, че водата е течна.
Bu suyun akıcılığı kadar gizemli bir konu.Это явление не сложнее, чем жидкое состояние воды.
Bu suyun akıcılığı kadar gizemli bir konu.זה מסתורי בערך כמו הנזילות של המים.
Bu suyun akıcılığı kadar gizemli bir konu.إنه غامض بمقدارغموض خاصية سيولة الماء
Bu suyun akıcılığı kadar gizemli bir konu.そうでしょう? 流動性は水分子が液体を -
Bu suyun bulunduğu seviyeydi.Dette er hvor væsken var.
Bu suyun bulunduğu seviyeydi. Tüpün bu ucunda su bir seviyeye kadar yükselecek.Alors, voilà est la distance que je l'ai poussé.
Bu suyun bulunduğu seviyeydi. Tüpün bu ucunda su bir seviyeye kadar yükselecek.Takže tady byla kapalina, kapalina stoupne o nějakou úroveň.
Bu suyun bulunduğu seviyeydi.Тук беше течността.
Bu suyun bulunduğu seviyeydi.זה היה המצב של הנוזל.
Bu suyun bulunduğu seviyeydi.وهنا حيث كان السائل
Bu suyun donmasıdır.Dér hvor vandet fryser.
Bu suyun donmasıdır.Det är när vatten fryser.
Bu suyun donmasıdır.Eso es agua congelandose
Bu suyun donmasıdır.Ez a víz megfagy.
Bu suyun donmasıdır.바로 이 점에서 물이 업니다
Bu suyun donmasıdır.Toto je bod mrazu.
Bu suyun donmasıdır.هذه هي درجة تجمد الماء
Bu suyun kaynayacağı veya da buharlaşacağı sıcaklıktır. .Das ist die Temperatur bei der Wasser verdampfen wird oder das Wasser wird Kochen.
Bu suyun kaynayacağı veya da buharlaşacağı sıcaklıktır. .To jest temperatura, w której woda będzie parować lub w której zacznie się wrzeć.
Bu suyun kaynayacağı veya da buharlaşacağı sıcaklıktır. .To je teplota, při které voda se bude měnit na páru nebo při které vaří.
Bu suyun kaynayacağı veya da buharlaşacağı sıcaklıktır. .水が沸騰します。 しかし、何かが起こる。
Bu suyun yer değiştirdiği hacmin ölçüsüdür.Takže tohle je objem té vytlačené vody,
Bu suyun yer değiştirdiği hacmin ölçüsüdür.Това е обемът на изместената вода.
Bu suyun yer değiştirdiği hacmin ölçüsüdür.זה נהפח של המים שנדחו.
Bu suyun yüzeyi.Tohle je její povrch.
Bu suyun yüzeyi.Това е повърхността й.
Bu suyun yüzeyi.אלה פני הנוזל.
Bu ülkelerdeki kentsel atık suyunun% 90'ı arıtılmadan nehir, göl veya denize akıtılır.Nos países em desenvolvimento 90% das águas urbanas residuais despejam sem tratamento nos rios lagos ou mar.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Aceste structuri ar permite un flux liber al apei.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Ces structures laisseraient passer librement les courants aquatiques.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Dessa strukturer skulle tillåta fritt flöde av vatten genom dem.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Deze structuren zouden de vrije stroming van water toelaten.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Diese Strukturen würden es dem Wasser ermöglichen, immer frei zu fliessen.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Ezeken a szerkezeteken szabadon átáramlik a víz.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Konstrukcje te umożliwiałyby swobodny przepływ wody.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Nämä rakenteet antaisivat veden virrata vapaasti kaikkialle.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Queste strutture consentiranno il libero passaggio delle correnti d'acqua.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Te strukture bi omogočale prost pretok vode skoznje.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Tyto konstrukce by umožňovaly volné proudění vody ve všech částech.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Αυτές οι κατασκευές θα επέτρεπαν την ελεύθερη ροή του νερού.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Их конструкция предусматривает свободную циркуляцию воды.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.Тяхната структура ще позволява свободен поток на водата.
Bu yapılar, suyun engellenmeden akmasına izin verir.وهذه المنشآت تسمح بتدفق المياه في جميع الأنحاء.
Bu yaz, New York: Suyun düşmesiyle çok ilgili bir şey var, suyun düşmesi için gereken zaman.Deze zomer, in New York: het ding met vallend water is vooral de tijd die water nodig heeft om te vallen.
Büyolüminesans'ı denizlatı suyun içinde hareket etmeye başlamadan göremiyorsunuz,잠수정이 물 속을 전진할 때까지는 발광을 볼 없어요.
Büyolüminesans'ı denizlatı suyun içinde hareket etmeye başlamadan göremiyorsunuz,Sie sehen erst Lumineszenz, wenn das Boot nach vorne fährt.
Büyolüminesans'ı denizlatı suyun içinde hareket etmeye başlamadan göremiyorsunuz,לא רואים פליטת אור עד שתא-הצלילה מתחיל להתקדם במים,
Büyolüminesans'ı denizlatı suyun içinde hareket etmeye başlamadan göremiyorsunuz,انت لا ترى الضوء المتلأليء حتى تبدأ الغاطسة بالتحرك قدما الى الامام،
Büyolüminesans'ı denizlatı suyun içinde hareket etmeye başlamadan göremiyorsunuz,生物発光は見えません 前進すると生き物がスクリーンに衝突して
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?Chodziło o stworzenie odpowiednika, w zależności od punktu widzenia,
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?생명줄이라면 어떨까 라고 말이지요. 만약에 우리가 대운하의
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?Что, если бы это был эквивалент, зависящий от того, где мы,
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?מה אם הוא עורק חיים? מה אם היא שווה-הערך, תלוי במקום שאתה נמצא,
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?ماذا إذا كان هو شريان الحياة؟ ماذا إذا إنه يعادل، اعتمادا على مكان تواجدكم،
Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından?それが 大運河のように 観光や居住 脱塩や農業など
Bu yüzden yukarıdaki suyun belli bir ağırlığı var. -Estamos em um ambiente gravitacional e assim esta água tem alguma massa.
Bu yüzden yukarıdaki suyun belli bir ağırlığı var. -שאנו נמצאים בסביבה גרביטציונית, על כן למים יש משקל.
Bu yüzyılın hedefine ulaşabiliriz: Güvenilir içme suyuna erişimi olmayan insanların sayısını yarılamak.lahko dosežemo cilj tisočletja in razpolovimo število ljudi brez dostopa do varne pitne vode.
Celsius biriminde başlangıç noktası suyun donma noktası olarak alınmış.Sie wählten den Gefrierpunkt des Wassers.