Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Par contre, il y a bien des choses qu'on ne peut pas voir, sous l'eau.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Sok láthatatlan dolog is van a víz alatt.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Sunt însă şi multe lucruri pe care nu le puteţi vedea, în adâncuri.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Zároveň je toho ale dosť, čo vidieť nemôžete, pod vodou.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Zároveň je toho ale hodně, co vidět nemúžete, pod vodou.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Има много неща, които не могат да се видят, под водата.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.Многое можно также увидеть под водой.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.אבל יש גם הרבה דברים שאי אפשר לראות. מתחת למים.
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.ولكن هناك الكثير مما لا يمكن رؤيته تحت الماء
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.仲有好多你見唔到嘅問題 喺海底
Bir de suyun altında olduğu için göremedikleriniz var.海の中はどうなっているのでしょう
Birkaç sene önce sel oldu, insanlar 20 km. zorlukla suyun içinde yürümek zorunda kaldı.우리는 몇년전 홍수가 났던 뭄바이의 소방관들을 설득하지 못햇습니다. 그래서 사람들은 물속을 헤치고 20km를 걸어야 했습니다.
Birkaç sene önce sel oldu, insanlar 20 km. zorlukla suyun içinde yürümek zorunda kaldı.A tűzoltóságot sem bírtuk meggyőzni
Birkaç sene önce sel oldu, insanlar 20 km. zorlukla suyun içinde yürümek zorunda kaldı.Und wir konnten die Feuerwehr nicht überzeugen, in Mumbai, wo eine Flut vor einigen Jahren
Birkaç sene önce sel oldu, insanlar 20 km. zorlukla suyun içinde yürümek zorunda kaldı.数年前に洪水があったとき 人々は20kmも水の中を歩かなければならなかった 消防署にこの自転車があれば
Bir kase suya karabiber ekin ve arkadaşlarınızdan kara biberi suyun kenarında toplamalarını isteyin.후추를 용기에 뿌리고 당신 친구에게, 후추가 그릇 가장자리로 가게 하겠다고 말하세요.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluyduAu săpat o fântână dar au găsit apă mai sărată decât oceanul.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluyduHọ đào một cái giếng, nhưng phát hiện ra là nước còn mặn hơn cả nước biển.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluyduVykopali studnu, ale nalezli jen vodu slanější než samo moře.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluydu'Εσκαψαν πηγάδι και βρήκαν νερό αλμυρότερο κι απ'της θάλασσας.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluyduВыкопав колодец, моряки нашли воду ещё более соленую, чем в океане.
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluydu,הם חפרו באר .אך מצאו מים מלוחים יותר מהים
Bir kuyu kazdılar ama buldukları su deniz suyundan daha tuzluyduحفروا بئر , لكن وجد ماء أملح من البحر
Bir mol suyun entropisi 69.9 ama 70 alalım 2 ile çarparsak iki mol suyun entropisini buluruz.Takže plus 2krát... Sem napíšu prostě 70. 69,9 je téměř 70.
Bir mol suyun entropisi 69.9 ama 70 alalım 2 ile çarparsak iki mol suyun entropisini buluruz.Така, имаме плюс два пъти-нека си напишем 70 тук. 69,9, почти 70.
Bir mol suyun entropisi 69.9 ama 70 alalım 2 ile çarparsak iki mol suyun entropisini buluruz.ועוד 2 כפול... נכתוב כאן 70. 69.9 זה כמעט 70.
Bir mol suyun entropisi 69.9 ama 70 alalım 2 ile çarparsak iki mol suyun entropisini buluruz.فيكون مضافا اليه 2 مضروبا في.. -لنكتب 70 هنا 69.9 هي تقريبا 70.
Bir örnek vererek suyun altındaki basını inceleyelim.בואו נסתכל על זה בצורה קצת יותר
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.A biodiversita je indikátorem toho, kolik vody je zadržováno či kolik léčivých rostlin tu může růst.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.A bioróżnorodność jest wskaźnikiem równowagi zasobów wodnych, jak dużo leków można tutaj pozyskać.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Az élővilág hűen tükrözi a kiegyensúlyozott víz-háztartást, és a gyógyszer-ellátást is.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.그런데 생물다양성은 그 자체가 하나의 지표가 됩니다 물 균형도나 약재 보유정도를 파악할 수 있죠
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Und biologische Vielfalt ist ein Indikator, für die Wasserbilanz, wie viel Medizin hierbehalten werden kann.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.А биоразнообразие - это показатель того, сколько необходимо воды; сколько необходимо иметь лекарств.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Биоразнообразие е индикатор за баланса на водата и това колко вещества могат да бъдат задържани.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.אבל אתם יכולים גם למדוד את חזרת המגוון הביולוגי. והמגוון הביולוגי הוא סמן לכמות המים שניתן לאזן,
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.وهذا التنوع البيئى مؤشر إلى أي مدى تكون المياه متوازنة، وكم من الأدوية يمكن أن تحتفظ بها هنا.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.保たれているのかがわかります。 そして、私は自然の降水機を作りあげました。
Bizim arazinin yüzü %de 40'ı tarıma bile ayrılsa suyun %70inide kullansak육지 면적의 40%, 우리가 사용하는 물의 70%,
Bizim arazinin yüzü %de 40'ı tarıma bile ayrılsa suyun %70inide kullansakZajmuje 40% lądów, wykorzystuje 70% używanej wody i emituje 30% gazów cieplarnianych.
Bizim arazinin yüzü %de 40'ı tarıma bile ayrılsa suyun %70inide kullansakובכל זאת, אנו לא מרבים לדבר על כך. אז כיום ישנה הנוכחות האדירה של החקלאות
Bizim arazinin yüzü %de 40'ı tarıma bile ayrılsa suyun %70inide kullansakسواء كان ذلك ب 40 بالمئة من سطح الأرض أو 70 بالمئة من المياه التي نستخدمها
Bizim arazinin yüzü %de 40'ı tarıma bile ayrılsa suyun %70inide kullansak私たちの水の70%を使用し 温室効果ガスの30%を排出しています
Böylece bir bardak suyun içinde ayrıştığını izleyebilir... ...veya yıllarca sabit bırakabilirsiniz.Anda dapat melihatnya larut seketika dalam segelas air atau membuatnya stabil selama bertahun-tahun.
Böylece bir bardak suyun içinde ayrıştığını izleyebilir... ...veya yıllarca sabit bırakabilirsiniz.물 한컵으로 즉시 녹거나, 아니면 몇년 동안이나 지속하는 것을 볼 수 있습니다.
Böylece bir bardak suyun içinde ayrıştığını izleyebilir... ...veya yıllarca sabit bırakabilirsiniz.כך שניתן לראות אותו מתמוסס בכוס מים או לגרום לו להיות עמיד ויציב במשך שנים.
Böylece bir bardak suyun içinde ayrıştığını izleyebilir... ...veya yıllarca sabit bırakabilirsiniz.وبالتالي يمكن مشاهدتها تتحلل لحظيا في كأس من الماء أو جعلها ثابتة لسنوات.
Böylece bir bardak suyun içinde ayrıştığını izleyebilir... ...veya yıllarca sabit bırakabilirsiniz.何年も変化しないようにもできます 食べることもでき 免疫反応を起こさず
Böylece yađ, köpük gibi suyun üstüne çýkar sonra kazýnýr ve zift elde edilir.엄청난 에너지를 쏟아붓고 막대한 오염물질을 쏟아내며 (마야 롤빈 가니 / 도미니온 신문) 타르 샌드에서 석유를 뽑아내는 이유는
Bu bardağa, saniyede 1 santimetre küp su doldururken, suyun yüksekliği, saniyede 0.3 santimetre artıyor. -Jusqu'à 0,3 quelque chose centimètres par seconde est le taux auquel
Bu bardağa, saniyede 1 santimetre küp su doldururken, suyun yüksekliği, saniyede 0.3 santimetre artıyor. - -Maar dat ben ik vergeten.
Bu bardağa, saniyede 1 santimetre küp su doldururken, suyun yüksekliği, saniyede 0.3 santimetre artıyor. -اذاً 0.3 شيئ ما سنتيمتر لكل ثانية هي النسبة التي ستتغير بها نسبة ارتفاع الماء كلما وضعت 1
Bu çizgi aynı zamanda suyun yüzeyidir. -To tutaj, to powierzchnia wody.
Bu çizgi aynı zamanda suyun yüzeyidir. -Точно това тук е повърхността на водата.
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirirCela rend nos récepteurs beaucoup plus sensibles au arômes amers du jus d'orange, ce qui donne ce goût atroce.
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirirCiò rende i recettori più sensibili all'amaro contenuto nel succo d'arancia che causa quel gusto terribile.
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirirĐiều này khiến tế bào cảm nhận nhạy bén hơn với vị đắng trong nước cam. Tạo ra vị đắng nghét
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirir이것은 수용체를 더욱 민감하게 만들어 OJ의 쓴맛을 불쾌하게 만듭니다.
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirirPrzez to receptor staje się bardziej wrażliwy na gorzki smak w soku i w efekcie sok nam nie smakuje.
Bu durum, acı tat alma reseptörlerimizi portakal suyundaki acı moleküllere daha hassas bir hale getirirЭто их делает гораздо более чувствительными к горькому вкусу апельсинового сока и делает его таким ужасным.