MADIMAK AŞI: Madımak kaynayan suyun içine atılır.Skoletjenesten: Løft vandet med forbundne kar.
Kentin içme suyunun büyük bir kısmı Ülemiste Gölü'nden karşılanır.En del af byens drikkevand stammer fra søen.
Hesaplamalar sonucu anlaşılmıştır ki, kuyunun deniz suyunun seviyesi ile hiçbir ilgisi yoktur.Det er dog væsentligt at bemærke, at vægtprocenter ikke kan sættes lig med rumfangsprocenter.
Suyunun bağırsaklara iyi geldiği söylenir, ama artık kullanılmamaktadır.Det var på tide at trække en streg i sandet og sige, at nu går den ikke mere.
Suyun içerisinde yarma soğutulur iyice.Sår heles hurtigt i vandet.
Suyun sıcaklığı 15 derece civarındadır.I denne kreds er temperaturen omkring 15 grader.
Senin suyun var.Du har vand.
Cavendish Dünya'nın yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun 5.448 ± 0.033 katı olduğunu ortaya çıkardı.Cavendish fant at Jordens tetthet var 5.448 ± 0.033 ganger tettheten til vann.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.I mange tilfeller har saltsjøer høyere konsentrasjon av salt enn havvann.
(Bir nehrin suyunun kara olması, çamurlu, kahverengi olması anlamındadır.)Ved lite vann kan elven gå tørr, og elveleiet blir helt tørt (Versickerungen).
Deniz suyunun pH değeri 7.5 ile 8.4 değerleri arasında sınırlıdır.Sjøvannets pH er begrenset til intervallet mellom 7,5 og 8,4.
Ak, suyun rengidir.Vann er kjøleveske.
Mükemmel bir yüzücü ve dalgıçtırlar, avlayacakları balığı suyun altında takip ederler.Den er en utmerket svømmer, og lever av fisk som den forfølger under vannet.
Suyun içinde hidrojen yerine deuterium bakımından zenginleştirilmiş suya ağır su denir.Dåpen er en dåp med full neddykkelse i vann, kalt troende dåp.
Bu, suyun serin yüzeyde birikmesine neden olur.Dette gjør at de med letthet kan ta seg frem gjennom vann.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Deretter var det bare å spe på med sprit til den gikk i oppløsning.
Fakat bu barajın suyundan yararlanamazlar.De vil ikke ha noen nytte av heisen.
Bir zombiyi suyun dibine çeker.George finner et dødt legeme i vannet.
Dünyadaki içme suyunun yaklaşık %20'si buradadır.20% av konjakken stammer herfra.
Örneğin suyun kırılma indisi 1.33'tür.Innsjøen er regulert med reguleringshøyde mellom 1 333 og 1 307 moh.
Sonra kadın kendini suyun akışına bırakır, gider.Like etterpå ombestemmer hun seg og kaster seg ut i vannet og løper tilbake til han.
Amerikan Film Enstitüsü, Suyun Sesi'ni yılın en iyi 10 filminden biri olarak seçti.Det amerikanske filminstituttet har utpekt The Shape of Water som en av årets beste filmer.
Suyun sıcaklığı 44 derece olup bileşiminde hidrokarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum iyonları bulunmaktadır.Vannet i kildene er på ca. 45 grader og inneholder blant annet kalsium, magnesium og natrium.
MS 125'te Zhang Heng, küreyi gerçek zamanlı olarak döndürmek için suyun gücü kullandı.Pada tahun 125 M Zhang Heng menggunakan tenaga air untuk memutar bola supaya tepat waktu.
Suyun birçok farklı katı hali olduğu söylenebilir.Air dapat dikatakan memiliki beberapa wujud padat yang berbeda.
İstediği yere sihirli bir portal açabilir ve suyun üzerinde koşabilir.Dia bisa membuka gerbang dimensi dimanapun dia mau.
Onlara göre yasak olan Hamr, üzüm suyundan belirli bir şekilde imal edilen maddedir.Di sana mereka disuguhi dengan minuman anggur yang membuat sifat liar mereka muncul.
Şürele “Suyun başı ne tarafta?” diye sorarsa, ona suyun aktığı taraf gösterilmelidir.Berfirmanlah Allah: "Jadilah cakrawala di tengah segala air untuk memisahkan air dari air."
Asteroit kuşağında ayrıca Dünya'nın suyunun kaynağı olabilecek ana kuşak kuyruklu yıldızları da bulunur.Sabuk asteroid juga memiliki komet sabuk utama yang mungkin merupakan sumber air bumi.
Tablonun asıl konusu suyun şaraba dönüşmesidir.Keajaiban yang dibuatnya termasuk mengubah air menjadi anggur.
Suyun dışarıya doğru itilmesi roketin hava içinde hatırı sayılır bir mesafe kat etmesine neden olabilir.Pengusiran air sehingga dapat menyebabkan roket untuk melompat jarak cukup jauh ke udara.
Soğuk dere suyunu Muğla’ya getirmiştir.Mereka mencurahkan air dingin dalam bejana bagimu.
Kendisi glutamatın kombu deniz yosununun suyuna lezzet verdiğini belirlemiştir.Dia menemukan bahwa glutamat adalah penyebab lezatnya kaldu dari ganggang laut kombu .
En basit faz diagramları bir maddenin örneğin suyun basınç-sıcaklık diagramlarıdır.Diagram fase yang paling sederhana adalah diagram tekanan-temperatur dari zat tunggal, seperti air.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.Namun sinyal pada ELF bisa menembus lebih dalam.
Yakıt deniz suyundan kolayca elde edilebilir.Kalium dapat juga diproduksi dari air laut.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.Air minum yang terkontaminasi dapat disterilkan dengan zat kimia yang bernama temefos untuk membunuh larva.
Suyun ısıtılması da bu konuda kullanılabilecek başka bir çözüm yoludur.Pemanasan adalah salah satu cara ekstraksi yang juga dilakukan.
Irmaklardaki suyun temel kaynağı yağışlardır.Sumber air bersih yang utama adalah air hujan.
Suyunu iyice çekince toplar haline getirilir.Lantas, apabila ia mendapatkan mangsanya, air yang telah ia teguk dimuntahkan.
Hayat suyunu aramaya devam eder.Ia hendak mencari sumber air.
Bu, suyun serin yüzeyde birikmesine neden olur.Ini memungkinkan baginya untuk berjalan di atas pasir lembut.
Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.Gaya punggung adalah berenang dengan posisi punggung menghadap ke permukaan air.
Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır ve süzülür.Air yang terkandung di dalam awan silih berganti menguap dan mencair.
Fakat insan vücudunda suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacak kadar azdır.Alkana hampir tidak dapat bercampur dengan air, jadi kandungannya dalam air laut bisa dikatakan amat sedikit.
Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.Sering berburu di sepanjang badan air.
Buz suyun donmuş haline verilen addır.Es adalah air yang membeku.
Yüzme amacıyla kullanılan suyun niteliği.Bisa digunakan sebagai tempat berenang.
Mahallenin adının üç adet şebeke suyundan gelmektedir.Namanya berasal dari sebuah mata air setempat.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Kami ingin pergi dari sini, sebab semakin mengeringlah air di danau.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).Wahana air yang satu ini sangat seru, karena pengunjung akan tersiram air yang ada.
Suyun içinde hidrojen yerine deuterium bakımından zenginleştirilmiş suya ağır su denir.Dalam istilah kepabeanan dan cukai; minuman beralkohol disebut sebagai Minuman Mengandung etil alkohol (MMEA).
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.Asal usul nama "Sendang" berarti sumber mata air.
Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır.Sebagian besar sisa wilayah Palestina dikendalikan oleh Israel.
Nehrin üzerinde barajlar (Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları) yapılmış, suyun doğal akışı bozulmuştur.Kepercayaan aliran hulu dan hilir sungai ibarat rejeki.
Suyun sıkışması sonunda önce çamur, sonra toprak, en sonra da taş olur.Bila udara bertambah kepadatannya maka muncullah berturut-turut angin, air, tanah, dan kemudian batu.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.Air laut lebih banyak mengandung garam.
Su yüzüne dönerek çıkar ve yalnızca derin dalış yapacağı zaman kuyruğunu suyun dışına belirgin olarak çıkarır.Ketika Nabi mulai masuk Madinah, dia tidak mendapati air yang dapat digunakan selain air sumur Rumah.
Kentin içme suyunun büyük bir kısmı Ülemiste Gölü'nden karşılanır.Banyak orang yang tinggal di daerah ini mengambil air minum langsung dari danau Vättern.
Köyde suyun çıktığı yer halk arasında “ziyaret” olarak adlandırılmaktadır.Setiap orang yang datang untuk mendapatkan pertolongan di "The Village", dianggap sebagai tamu/ klien.