Asteroit kuşağında ayrıca Dünya'nın suyunun kaynağı olabilecek ana kuşak kuyruklu yıldızları da bulunur.Пояс астероїдів також містить комети головного поясу астероїдів, які, можливо, були джерелом води на Землі.
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.עין) означає джерело води.
Suyun yıllara göre tadı değişir.Рівень води змінюється за сезонами року.
Lemon myrtle yiyecekler içinde popülerdir,limon suyunu pıhtılaştırır, peynir tatlısı, dondurma gibi.Лимонний мирт популярний у харчових продуктах, які згортаються від лимонного соку, наприклад, морозиво.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Потрапити до нього можна було лише по воді на човні.
Ay balıkları bazen, henüz bilinmeyen nedenlerden suyun yüzünde yan yatarlar.Не часто можна побачити місяць-рибу, що лежить на боці на поверхні води.
Tatlı suyun yakınında yerde yuva yaparlar.На Водохреща біля криниці святили воду.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Стовпи повністю знаходяться у ґрунтових водах для запобігання гниттю, що викликається бактеріями.
Suyun altına sıkça burun deliklerinin üstüne kadar dalarlar.У пошуках корму часто занурює під воду голову.
Birkaç dakika sonra suyun içi kan olur.Через кілька хвилин палац поглинає вода.
Suyun çevresinde piknik yapmaya müsait alan bulunmaktadır.Планується створити навколо водосховища парк відпочинку.
Deniz suyuna karışmış toksinler birkaç gün içinde planktonlara geçer.Урочистий спуск на воду декількох катерів планується протягом наступних днів.
Elma suyunu severim.Я люблю яблучний сік.
Suyun sıfır kalorisi vardır.Вода має нуль калорій.
Suyun kalorisi yoktur.Вода не має калорій.
Suyunu yut ve ey gök, sen de tut.”Ve su çekildi.On sešle vám z nebe déšť proudem hojným a přidá sílu k vaší síle.
Buralar suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir.Vyhledává vody s písčitým či plochým a skalnatým pobřežím.
Irmaktaki buz sıkışmaları her yıl suyunun yükselmesine sebep olur.Pro celoroční provoz je nutné zvýšit průchodnost ledem.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.Hedvábí bylo ovšem velmi drahé a tak si jej mohli dovolit pouze bohatí jedinci.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?Kdo je fakt kámoš a na koho se vaří voda?
Suyu hep acı olduğu için adını suyundan almış.Svůj název získala proto, že z jejich trhlin neustále vytéká voda (skála pláče).
Yer altı suyu dünyanın tatlı suyunun yaklaşık olarak %22'sini sağlar.Podzemní voda tvoří asi 20 % veškeré sladké vody na Zemi.
Kirlilik riskini azaltmak için yeraltı suyundan ve yüzey sularından mümkün olduğunca uzak olmalıdır.Proto musí být zajištěno co nejbezpečnější oddělení sodíkového okruhu od vody i vzduchu.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.Od roku 2012 nad městem stojí termální lázně.
Konutlarda tüketilen suyun miktarı genel olarak yıllık sabit bir değerde olur.Hladina zadržované vody nad jezem se během provozu udržuje na konstantní hodnotě.
Finlandia, Finlandiya'da üretilen altı sıralı arpa ve buzul kaynak suyundan üretilen bir votka türüdür.Finlandia Vodka je finská vodka vyráběná z šestiřadého ječmene.
Minedeki suyun %25 lik kısmı apatit kristallerine bağlıdır.Zbylých 25 % vzduchu jde přímo do plic.
Suyun Isınma (özgül) ısısı yüksektir.Mimo ni je umístěna pouze nádrž na vodu (káď).
Akan suyun hızı azaldıkça, askı halindeki bu maddeleri taşıma yetisi de azalır.Vlivem natahování vody do buněk se mění jejich objem – roztahují se.
(Normal deniz suyunun tuzluluk oranı yüzde 10 civarındadır.)(Stejný základ, tedy růst o 10 procentních bodů.
Irmaklardaki suyun temel kaynağı yağışlardır.Zdrojem vody jsou dešťové srážky.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.Kontaminovanou pitnou vodu je možné ošetřit chemickým přípravkem temefos, který larvy vlasovce zahubí.
Buz suyun donmuş haline verilen addır.Mořský led vzniká zmrznutím mořské vody.
Sabunlar suyun yüzey gerilimini indirirler.Zvlhčení povrchů ploch vodou.
Bu nedenle Ogun nehrinin suyunun kısırlığı tedavi ettiğine inanılır.Podle pověsti zdejší voda léčí oční neduhy.
Görülecek en güzel yerler suyun çıktığı mağara ve civarıdır.Nejznámější vodopády jsou Okienkový vodopád a Korytový vodopád, které se nacházejí ve střední části úžiny.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Musí být vykonáván vždy v tekoucí vodě ponořením.
Genellikle tamammen suyun içine girer.Většinou se rozpouští ve vodě.
Böcekleri hem suyun altında hem suyun üstünde avlarlar.Semena dozrají v tobolkách nad vodou i ve vodě.
Bu kuşlar dalar ve suyun altında yüzerler.Ty plže opouští a plavou ve vodě.
Aquaporin'ler suyun distal kıvrımlı tübül ve toplayıcı tübüllerden hücrelere geçişini sağlayan kanallardır.Aquaporiny jsou membránové vodní kanály, které hrají hlavní roli v kontrole obsahu vody v buňkách.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Další byli přemístěni kvůli vzestupu hladiny oceánů.
Suyun veya diğer çözücü moleküllerin içeriği kendi kendine bir araya gelmiş yapıları değiştirir.Conținutul de molecule de apă sau alt solvent schimbă structurile auto-asamblate.
Finlandia, Finlandiya'da üretilen altı sıralı arpa ve buzul kaynak suyundan üretilen bir votka türüdür.Finlandia vodka este produsă din orz de șase rânduri cultivate în Finlanda și apă de primăvară glaciară pură.
Akan suyun hızı azaldıkça, askı halindeki bu maddeleri taşıma yetisi de azalır.Când însă s-a sfârșit apa din burduf, a lepădat ea copilul sub un mărăcine.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Aceste numere tind să rămână fixe deoarece nivelul lacului este reglementat.
Bu çalışmalarla Mars’ta en azından geçmişte sıvı suyun bulunduğu kesinlik kazanmıştır.Acestea au adus dovezi concludente că pe Marte a existat cândva apă.
Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar.Ca și calciul, determină duritatea apei.
Suyun elektriksel iletkenliği doğrudan sudaki çözünmüş iyonize katıların konsantrasyonu ile ilgilidir.Conductivitatea electrică a apei este direct legată de concentrația de solide ionizate dizolvate în apă.
Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler.La picioarele muncitorului sunt desenate flori.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Știrea morții sale provoacă o vie emoție în întreaga lume.
Adı meşhur ve şifalı içme suyundan gelmektedir.Numele provine de la timpul rapid (expres) de pregătire a băuturii.
Yer altı suyu dünyanın tatlı suyunun yaklaşık olarak %22'sini sağlar.Lacurile ei conțin aproximativ un sfert din apa dulce în stare lichidă din lume.
Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.În condiții normale, punctul de fierbere al apei este la 100 de grade Celsius.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.A fertőzött ivóvizet vegyileg úgynevezett temefosszal kezelik a lárva megöléséhez.
Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır.A terület nagyobb részét Izrael ellenőrzi.
Fakat az miktarda suyun ses miktarını arttırabilmektedir.Habár a kis mennyiségű víz igazából növelheti a hang erősségét.
Örneğin suyun akmazlığı 20 °C'de 1.0020 cP dir.A centipoise széles körű használatának az az oka, hogy a víz viszkozitása 20 °C hőmérsékleten 1,0020 cP.
Deniz akvaryumlarında refraktometre suyun tuzluluğunu ve özgül ağırlığını hesaplamak için kullanılmaktadır.A tengeri akvárium tartásában refraktométert használnak a víz sótartalmának és fajsúlyának mérésére.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.Az ELF frekvenciájú jelek azonban képesek áthatolni a tengervízen és sokkal mélyebbre jutnak.