Ana içeriğe geç
Sözlük

suyun ile cümle

suyun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Suyun kaynağı ise "sıkışmış hava"dır.)تتركب من: ماء مذيب.
Suyun sıkışması sonunda önce çamur, sonra toprak, en sonra da taş olur.فالهواء المخلخل يصبح النار وفي حين تكثيف الهواء الرياح أولا ثم السحاب ثم الماء ثم الأرضثم الحجر على التوالي.
Pastörize edilmemiş sütten ve meyve suyundan kaçınılmalıdır.عن طريق تجنب تناول الخضار والفواكة الغير مغسولة جيدا.
Rus uzmanlarının yaklaşık 40 yıldır burada içme suyunun hidrokarbon ve mineral rezervleri çalışmaları vardır.ويقول إن الروس يملكون مجموعة من الأسلحة الحرارية لمدة أربعة عقود على الأقل.
Cavendish Dünya'nın yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun 5.448 ± 0.033 katı olduğunu ortaya çıkardı.O valor obtido por Cavendish para a densidade da Terra foi 5,448 ± 0,033 vezes a densidade da água.
Suyun dökülmesi, yemin bozulursa kanın döküleceğine dair bir hatırlatmadır.O derramamento de água foi um lembrete que se o juramento é quebrado, sangue seria derramado.
Bush bu ikinci kısmı şu şekilde tanıttı: "Gece boyunca suyun içinde yalnız kalan bir insan hakkında.Bush o descreveu como sendo "sobre uma pessoas sozinha na água pela noite.
En basit faz diagramları bir maddenin örneğin suyun basınç-sıcaklık diagramlarıdır.Os mais simples diagramas de fase são diagramas pressão-temperatura de uma única substância, tais como a água.
Böylece kupanın içinde bulunan suyun tamamı dökülmüş olur.Dentre suas obras, a mais divulgada é Todas as águas.
Tut suyunu' denildi.É chamado de Dung.
Americano'nun sertliği eklenen espresso ve suyun miktarına göre değişir.A força de um Americano varia com o número de colheres de café e da quantidade de água adicionada.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?Mas quem ou o que é a caça de quem?
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.A palavra sede representa a necessidade de água.
Bir de suyun olsaydı...Se não havia água!
Daha yüksek atmosfer basıncı, suyun sıvı kalacağı aralığı arttırır.Pressões atmosféricas mais altas aumentam a gama onde a água pode permanecer líquida.
Ksenik asit, suyun içinde ksenon trioksitin dağılması ile oluşan bir soy gaz bileşiğidir.Ácido xênico é um composto de gases nobres formados pela dissolução de trióxido de xenônio na água.
Kanada'daki Dasani suyunun ilk kaynağı Calgary, Alberta idi.Foi a origem do nome de Fort Calgary no Canadá, que se tornou a cidade de Calgary, em Alberta.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.Ao ponto de ebulição da água, o valor foi 100ºC.
Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.Promoveu-se que os colonos pudessem elaborar seu próprio sal mediante a ebulição da água marinha.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Há casos onde o forro cedeu devido ao peso da água.
Karnındaki gaz keseleriyle G. atlanticus suyun üzerinde yüzeyel olarak durabilir.Com a ajuda de um saco cheio de gás no seu estômago, G. atlanticus flutua perto da superfície.
Voltaik pili öğrenirken Willam Nİcholson ve Anthony Carlise onu suyun elektrolizinde kullandılar.Algumas semanas mais tarde William Nicholson e Anthony Carlisle usaram-na para a eletrólise da água.
Suyun altına dalarak beslenirler.Como podemos mergulhá-lo debaixo d'água?
Suyun pH'si 7,68 olup içilebilir özelliktedir.Seu pH é 7,4 o mesmo do sangue normal.
Harbin yönetimi esasen su şebeke kaynağı kontrol edilirken, suyun geçici olarak kesileceğini söyledi.Harbin suspendeu temporariamente seu fornecimento de água.
Bu uzantılar yardımıyla suyun dibinde besin ararlar.Estas garrafas funcionam colocando água no interior.
"Günbalı" denen pekmez türü şıranın geniş kaplarda, güneş altında suyunun uçurulmasıyla elde edilir.Lindos campos de altivos pinheiros, Quando o sol ornamenta o poente.
Takım elbisesiyle suyun giderini tıkar.Atirou-se ao mar de roupa e tudo.
Bu suyun kurması kasaba halkının moralini kırdı.O fechamento da fábrica devastou a economia da cidade.
Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.A saída do nado de costas é realizada dentro da piscina.
Köfteleri servis tabağına alın ve üzerine suyundan gezdirip, sıcak servis yapın..Coloque as lascas numa panela com água e aqueça-os.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.Em alguns casos, os lagos salgados podem chegar a ter uma concentração de sal superior à água do mar.
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.E mandou que os troncos fossem removidos e lançados na água, ou no meio da mata, e assim foi feito.
Şürele “Suyun başı ne tarafta?” diye sorarsa, ona suyun aktığı taraf gösterilmelidir.Wanneer de boot echter zinkt worden ze door een duikboot opgepikt die hen vraagt: "À l' eau?"
Bir de suyun olsaydı...Om het zuivere water...
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.De letterlijke betekenis van het woord uppspretta is bron.
İrinin sızdığını gören kimse artık hayatta değilse de, suyun aktığını gören çoktur.Wanneer zal men er boven achter komen dat de mannen niet boven water zijn gekomen?
Yaklaşık 400 °C sıcaklıktaki fırında kolemanit kristal suyunu kaybeder.Bij 100°C verliest het zijn kristalwater.
Hızır ölümsüzlük suyunu içtiği için ölüp yeniden dirilebilir.Hızır zou onsterfelijk zijn doordat hij het water des levens gedronken heeft.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).In de buitenbocht loopt daardoor het water hoger op dan in de binnenbocht.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.Verontreinigd drinkwater kan worden behandeld met het chemische middel temefos dat de larve doodt.
Dolayısıyla 1 mol suyun ağırlığı 18,01508 gramdır.Ofwel: 1 mol water heeft een massa van 18,016 gram.
Suyun Isınma (özgül) ısısı yüksektir.Het warm water (her)uitvinden.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.Hij definieerde aanvankelijk het kookpunt van water als 0° en het vriespunt als 100°.
Bu bitkinin kökünün kaynatılarak elde edilen suyunun içilmesi şeker hastalığına iyi geldiği ifade edilir.Het drinken van het sap van deze boom zou je onsterfelijk maken.
Su ürünleri, suyun bulunduğu hemen hemen her yerde elde edilebilir.In het meer zit bijna al het water dat er in dat gebied te vinden is.
Suyun rengini ve tadını sekliği belirler.Er zijn regels voor de smaak en de kleur van het water.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.De waterput op het pleintje wijst op hun rijkdom, want zulke luxe konden weinigen zich permitteren.
Göl, suyunun şeffaflığı ve balık bolluğu ile bilinmektedir.Het meer staat bekend om haar heldere water en de rijkdom aan vis.
Sonra kadın kendini suyun akışına bırakır, gider.Daarna rent ze het water in en zwemt ze weg.
Etanolün bir yakıt olarak kullanılabilmesi için suyun uzaklaştırılması gerekmektedir.Voor benzineauto's kan ethanol als brandstof gebruikt worden.
Dibe çöken bu suyun yerine soğuk sular gelir.Bij vloed komt hier koud mineraalwater naar boven.
Suyun yüzeyine yakın olarak dalsalar da, 60 metre derinliğe kadar dalabilirler.Om hun prooi te vangen in de zee, kunnen ze tot 60 meter diep duiken.
Fakat kendini çok zorladığı zaman suyun içindeyken bile ateş patlamaları yaratabilir.Hij kan ook niet lang boven water blijven, en kan zijn vuur ook onder water afvuren.
Buğdaylar haşlanırken suyunda koyulaşma meydana gelecek.De kleur ontstaat zodra de kikkers het water betreden.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.De onverwachte lancering veroorzaakte grote opwinding over de hele wereld.
Suyun içine atılan 1 kilogram kütleli metalin tabana ulaşması, yaklaşık olarak 1 saat sürer.1 kg water neemt in de vloeistoffase ongeveer 1 dm³ in.
Bu nedenle suyun katı hâli, sıvı hâlinden daha hafiftir.Zoet water is namelijk lichter dan zout water.
Gelgite bağlı olarak, suyun üstünde yüzüyormuş gibi görünür.Bij het zwemmen lijken ze over het water te kaatsen.
Hazırlanışı: Menevcenler bol suyla yıkandıktan sonra kaynayan suyun içinde haşlanır.De bewoners konden vlakbij baden in de warme bronnen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod