Deniz suyunun pH değeri 7.5 ile 8.4 değerleri arasında sınırlıdır.Il pH dell'acqua di mare è tra 7,7 e 8,4.
Bu çalışmalarla Mars’ta en azından geçmişte sıvı suyun bulunduğu kesinlik kazanmıştır.Questa è la prima forte prova di una presenza di acqua liquida su Marte in passato.
Kendisi glutamatın kombu deniz yosununun suyuna lezzet verdiğini belirlemiştir.Fu, come detto, lui a battezzare il liquido aquafaba.
Suyun çıktığı bozkırlar ve kumlar ise Lop Nur Gölü olabilir.La diga e il lago sono quindi raggiungibili soltanto a piedi.
Nusaybin barajı bu suyun enerjisinden faydalanır.Questo Pokémon ha la capacità di sfruttare l'acqua a suo vantaggio.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Queste scoperte causarono una grande eccitazione in tutto il mondo.
Suyun kaynağının olduğu yerde yapay bir havuz vardır.Al centro dello spazio si trova posizionata una fontana artistica.
Bir de suyun olsaydı...Se anche il sole...
Dicle, marttan mayısa kadar üç ay içinde, bütün yıl akıttığı suyun hemen yarısını akıtır.Verso il mese di maggio, i nidiacei hanno già completato metà del loro sviluppo.
Balık suyun dışında yaşayamaz.Рыба не может жить вне воды.
Şeker, suyun içinde eritilir.Сахар растворим в воде.
Bana, turşu suyunu uzat.Передай мне маринованные огурцы.
Nehirde kürek çekmeye devam ettikçe, suyun berraklığı beni afallattı.Чистота воды поражала меня, пока я продолжал грести по реке.
Bu nedenle, analogu olmayan suyun en etkili saflaştırmasıdır.Поэтому это самая эффективная очистка воды, которая не имеет аналогов.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.И пусть из-под корней твоих течет источник, скрытый в земле, и пусть даст Нам воду утолить жажду».
Bu geleneksel Kore bahçelerinde suyun önemine dikkat çeker.В нём подчёркивается важность воды в традиционных садах.
Nadiren suyun içinde bulundukları gözlemlenmiştir.Потом они увидели змею, последовали за ней и вышли к источнику воды.
Finlandia, Finlandiya'da üretilen altı sıralı arpa ve buzul kaynak suyundan üretilen bir votka türüdür.Finlandia — водка, изготовляемая в Финляндии из шестирядного ячменя и талой ледниковой воды.
Suyunu yut ve ey gök, sen de tut.”Ve su çekildi.О небо, перестань!“ Вода спала, и свершилось веление.
Bu şekilde suyun yoğunlaşması önlenerek merceklerde ve prizmalarda buğulanmanın önüne geçilmiş olur.Ему молятся о ниспослании дождя во время засухи и всяких нестроениях.
Çökme şiddetli yağmur suyunun artırdı.Когда дождь начинался, то они умывались дождевой водой.
(Bir nehrin suyunun kara olması, çamurlu, kahverengi olması anlamındadır.)Это могут быть большие реки с мутной (или белой) водой и слабым течением.
Su yüzüne dönerek çıkar ve yalnızca derin dalış yapacağı zaman kuyruğunu suyun dışına belirgin olarak çıkarır.Когда он наклонился над водой и погрузил пальцы в своё отражение, вода всколыхнулась в стороны.
Celsius derecesinde ise 0 noktası suyun erime/donma noktası olarak alınmıştır.В частности, на шкале Цельсия за 0 произвольно принята точка замерзания воды.
Gutta cavat lapidem non vi, sed sæpe cadendo Suyun taşı delmesi gücünden değil sürekliliğindendir.(Gutta cavat lapidem non vi, sed saepe cadendo — «капля камень точит не силой, а частым паденьем».
Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.Территория города характеризуется очень значительной долей водных поверхностей.
İçme suyunu Kayacı vadisinden (Lemas çayı) almaktadır.В чашу поступает вода из источника.
Tablonun asıl konusu suyun şaraba dönüşmesidir.К предписываемым ему чудесам относится превращение воды в вино.
Suyun yıllara göre tadı değişir.При гадании вкус воды изменяется.
Son yıllarda yaşanan kuraklık bu derenin suyunun kesilmesine neden olmuştur.События прошлых лет заставляют леденеть душу.
Ağlıpınar Çeşmesi mahallenin meşhur çeşmesi olup, suyunun şifalı olduğu söylenir.Сады Шираза знамениты по всей стране, они хорошо обеспечены водой.
Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.При преследовании нередко убегает в воду.
Bazen kendi suyunun veya bir şerbetin içinde servis edilir.Иногда в конструкцию входит собственный бак для воды и/или моющего средства.
Ay balıkları bazen, henüz bilinmeyen nedenlerden suyun yüzünde yan yatarlar.Иногда, подобно китам, они по неизвестным причинам совершают прыжки над водой.
Çok sık olarak yüzeyde hızlıca yüzerken ya da suyun dışına sıçrarken gözlemlenir.Их очень часто видели быстро плывущими на поверхности и выпрыгивающими из воды.
Yaylada 20 Ağustos tarihine kadar kalınmakta, yaylanın havasından suyundan faydalanılmaktadır.В продвинутом базовом лагере они оставались до 20 сентября, ожидая улучшения погоды.
Tatlılar HASIDA: Un kavurulur ve suyun içerisine atılır.Испытывался каждый кирпич: взвешивался и опускался в воду.
Suyun altına dalarak beslenirler.Добывают пищу, ныряя в воду.
Suyun satışı için İsrail ile görüşmeler yapılmıştır.Израиль не принимает участия в вопросах распределения водных ресурсов сектора Газа.
(Normal deniz suyunun tuzluluk oranı yüzde 10 civarındadır.)(Доля в объёме продуктов лесохимии около 1 %).
Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.И вот пока довезём эту воду, она, конечно, уже в лёд превращается.
Bu aşamada peynir kendi suyunu bırakır, bundan sonra sertleşmesi icin baskıya alınır.После этого сыр вымачивают в рассоле и выкладывают для вызревания.
Bu dönemde ayrıca Boğaz suyunun rengi de değişir.Также у таких людей после катастрофы изменился цвет волос.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Управляет водой во всех её проявлениях.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.ومع ذلك، يبقى السؤال الأهم إلى أين ذهب الماء.
Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır.يتم تحويل معظم إمدادات المياه فيها إلى إسرائيل.
Dolayısıyla 1 mol suyun ağırlığı 18,01508 gramdır.وعلى هذا, فإن مول واحد من الماء يزن 18.01508 جرام.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.ولم تتمكن القوارب من الوصول أكثر بسبب الصخور الحادة في الماء.
Suyun yüzünden yukarı çıkıp kuruyunca katılaşıp toprak olur.وإذا زاد بخار الماء في الهواء صار الهواء كثير الرطوبة وإذا قل صار جافًا .
Deniz suyunun ortalama yoğunluğu su yüzeyinde 1.025 g/ml (1025 kg/m³)'dir.تبلغ كثافة ماء البحر عند سطح المحيط 1٫025 غرام /مل في المتوسط.
Sürekli kaynaklar: Hiç kurumadan sürekli suyun geldiği kaynaklar.أودية نهرية: تجري فيها المياه باستمرار.
Takım elbisesiyle suyun giderini tıkar.اغسل ثيابك بالماء.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.الماء إذا استقر في البركة لمدة طويلة يفسد.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.يمكن معالجة مياه الشرب الملوثة بمادة كيميائية تسمى تيميفوس لقتل اليرقة.
Bu yağıştan gelen su şehir şebeke suyunda kullanılır.و تستخدم مياه هذه الأمطار في مياه المدينة.
Tahıl yemekleri BULGUR PİLAVI: Kaynayan suyun içerisine bulgur atılır.بلازما اللبن: الماء المتبقي من اللبن المتخثر.
Sıcak deniz suyu genişler ve bu nedenle soğuk deniz suyundan daha az yoğun olur.تتمدد مياه البحر الدافئة مما يجعلها أقل كثافة بالمقارنة مع المياه الأبرد.
Bu suyun geliş yolunu bilenimiz hiç yok; yaşlılarımızda bizlere böyle gördük böyle biliyoruz diyorlar; derler.وأما المشبهة فيقولون: نحن لا نؤول بل نحمل آيات الصفات وأخبارها على ظاهرها.
Suyun üstünde yüzerler.بصمات فوق الماء.
Yöre halkının bu oldukça besleyici meyve suyundan günde 2 litreye kadar tükettiği belirlenmiştir.يجب الاهتمام بشرب الماء 4 لتر يومياً للشخص البالغ.