Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Quien hace así en la tierra deja la pista que hace el humo en el aire o la espuma en el agua.
Nehir suyunun 50-55% kadarı eriyen kar sularından oluşmaktadır.Alrededor del 50-55% del caudal del río proviene de la nieve derretida.
Suyunu yut ve ey gök, sen de tut.”Ve su çekildi.Satura la tierra y el cielo con la gordura, y haz que las vacas tengan bebida abundante.
Filyon'a göre bunun nedeni, ateşin havayı ortadan kaldırması ve havanın yerini suyun doldurmasıdır.Como dice Hume: percibimos el agua puesta al fuego y luego que el agua se caliente.
Bu da fazla suyun derin hendekten aşağı boşalmasını sağlıyordu.Esto permitía extraer agua de pozos mucho más profundos.
Rahibe Genevieve bu altın renkli suyun bir kısmını onun kabri üzerine dökmeyi teklif eder.La Sor Genoveva sugiere que echen algo del agua dorada sobre su tumba.
Hayat suyunu aramaya devam eder.“La búsqueda del agua.
Gerekirse buharlaşan suyun yerine kaynamış su ilave edilerek kıvamı ayarlanır.De ser necesario se ha de rellenar cada una de las células con agua destilada.
Bu sırada Charlie bunu görür ve herkes Boone'un üstüne yürür, suyun nerede olduğunu sorar.Los demás comienzan a presionar a Boone, preguntándole donde está el agua.
Halaç Köyü Elma deresi suyunun verimli kılınması girişimlerinde de bulundu.Anteriormente la pila que se encuentra en el parque servía para abastecer de agua a la Hacienda Grande.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.El equipamiento era muy costoso, así que sólo los ricos podían permitirse ser hoplitas.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?¿Quién o quienes apretaron el gatillo?
Karnındaki gaz keseleriyle G. atlanticus suyun üzerinde yüzeyel olarak durabilir.Con la ayuda de un saco lleno de gas en su estómago, G. atlanticus flota por la superficie.
Çok sık olarak yüzeyde hızlıca yüzerken ya da suyun dışına sıçrarken gözlemlenir.Con frecuencia se le observa nadando rápidamente en la superficie del agua y saltando sobre el agua.
Mevcut suyun bir göletle değerlendirilmesiyle sulanabilen arazi bunun birkaç katına çıkabilecektir.Hoy el dinero para adquirir un pedazo de tierra allí debe ser considerable.
Sonra kadın kendini suyun akışına bırakır, gider.Después entra en la piscina y se mueve bajo el agua, donde termina.
Suyun buharlaşma ısısı 2257 joule/gramdır (yaklaşık 540 cal/g).El calor latente de evaporación del agua a 100 °C es 540 cal/g (ó 2260 J/g).
Buz suyun katı halidir.El hielo, estado sólido del agua.
Bu ölçümde, suyun donma ve kaynama noktası sırayla 32 °F ve 212 °F olarak belirlenir.La escala establece como las temperaturas de congelación y ebullición del agua, 32 ℉ y 212 ℉, respectivamente.
Kayaların bileşimindeki suyun etkisiyle oluşur.Su temperatura se debe al contacto del agua con las rocas en fusión.
Genellikle betonun suyunun buharlaşması sonucu sertleştiği zannedilir.Suele ser típico ir a coger siempre agua del caño.
Celsius derecesinde ise 0 noktası suyun erime/donma noktası olarak alınmıştır.Se asemeja a la escala de grados Celsius en cuanto a que 0° Celsius equivale a 0° Réaumur.
Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.Se promovió que los colonos pudiesen elaborar su propia sal mediante la ebullición del agua marina.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Tiene el poder de controlar el agua.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Estos hallazgos causaron una gran emoción en todo el mundo.
Bu bitkinin kökünün kaynatılarak elde edilen suyunun içilmesi şeker hastalığına iyi geldiği ifade edilir.El agua potable de esos estanques se considera curativa.
Erime suyunun diğer bir rolü ise, tabansal kayma şeklindeki buzul hareketine imkan vermesidir.Aun así, su uso más habitual es el de dar forma de bola a la crema de helado.
Kulaklı (Hingel) Önce patates suyun içinde haşlanır.Lavar con agua hervida el pecho, antes de alimentar al lactante.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Su acceso es posible solo en bote.
Bu yüzden buz, suyun dibine batmayıp su üstünde yüzer.De ahí que el hielo, más frío que el agua, flote sobre ella.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.Como segundo punto de referencia tomó su temperatura corporal definiéndola como 100 grados.
Direnç yolunda ise polimer membranın emdiği suyun, geçirgenliği değiştirmesiyle nem ölçülür.Mejor resistencia al impacto que el poliestireno sin modificar.
Tünel, Fırat'ın suyunu Harran Ovası'na kavuşturacak.Por último deberán lanzarse al agua para lograr conseguir el remo bora.
Suyun üstünde yüzerler.Tierra sobre el agua.
Bu sistemdeki suyun büyük kısmından sulamada yararlanılır.Se mantiene en el agua la mayor parte del tiempo.
MADIMAK AŞI: Madımak kaynayan suyun içine atılır.Brújula: para orientarse bajo el agua.
Key lime suyunun rengi, düzenli limon suyunun aksine, bir soluk sarıdır.El zumo de lima, a diferencia del zumo de limón normal, es de color amarillo pálido.
Ayrıca yazın suyunu kaybeden küçük çaylarda bulunmaktadır.En pleno verano, les faltaba agua potable.
Irmaklardaki suyun temel kaynağı yağışlardır.El fuente principal de agua es el agua lluvia.
Bu gerilim, suyun kopmayan bir sütun hâlinde yükselmesini sağlar.En estas condiciones, se la sumerge en un recipiente que contenga agua.
Maden suyunu tercih ederim.Preferisco l'acqua minerale.
Tom, buzdolabından portakal suyunu aldı.Tom prese del succo d'arancia dal frigo.
Deniz suyu tipik olarak alkalidir ancak tatlı suyun pH oranı oldukça değişik olabilir.L'acqua marina tipicamente è alcalina, mentre il pH dell'acqua dolce può essere molto variabile.
Bu geleneksel Kore bahçelerinde suyun önemine dikkat çeker.Esso mette in luce l'importanza dell'acqua nei giardini coreani di tipo tradizionale.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Chi negherà viver la Terra, e la Acqua, le quali danno vita agli animali generati da loro?»
Suyun bu özelliğin bazı avantajları vardır.Molti sono i vantaggi che offre questa specie.
Nehir suyunun 50-55% kadarı eriyen kar sularından oluşmaktadır.Circa il 50-55% della quantità d'acqua a disposizione del fiume deriva dallo scioglimento delle nevi.
Suyun pH oranı asitlik ya da alkalilik oranını belirler.Il pH dell'acqua è la misura del grado di alcalinità o di acidità della stessa.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.All'altro punto fisso, il punto di ebollizione dell'acqua, fu invece assegnato il valore di 60 gradi.
Yangtze Nehri'nde suyun dışına sıçradıkları ve kuyrukları üzerinde dik durdukları bilinmektedir.Nel fiume Yangtze, si sa che le focene attere saltano fuor d'acqua e si tengono "in piedi" sulla coda.
Suyun üstünde yüzerler.Galleggia sull'acqua.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Naturalmente può essere dislocata unicamente in acqua.
Bunun sonucu olarak yağış hızlı bir şeklide suyun onları kurutan nehirlere doğru kabarmasını sağlar.Ma ci penseranno le rapide di un fiume a metterli definitivamente nei guai.
Örneğin suyun kırılma indisi 1.33'tür.Per esempio, l'aria ha un indice di rifrazione di 1,003 e l'acqua di 1,33.
Çark Suyunun hikayesi... medyabar.com.Sito sulla vita del medico, su ecomed-medizin.de.
Fakat Nijer Nehri'nin suyunun kara olmaması bu tezleri sarsar.Ad ogni modo il Niger non è un fiume dalle acque nere.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.I segnali nel campo di frequenze ELF, invece, possono penetrare molto più in profondità.
Bunlar suyun sistemden tazyikli çıkmasını sağlar.In quel caso un dispositivo le fa cadere dell'acqua.
Suyun üstünde uçan bir sineği sudan atlayarak havada kapabilirler.Evitano per un pelo uno zombie che arranca verso di loro.
Suyun yokluğu aynı zamanda, ısıyı yansıtmak için neredeyse hiç buz olmadığı anlamına gelir.Caratteristico è il fatto che l'acqua non geli mai.