Kristal yapısında kalan suyun hidratları biraz daha yüksek sıcaklıklarda gelebilirler.Water trapped in crystal structure of hydrates may come off at somewhat higher temperatures.
Bu, Antarktika'da tutulan suyun bir buçuk katı.That is one and a half times the water held in the Antarctic.
Ekstraselüler bölüm, vücuttaki toplam suyun üçte birini oluşturur.Its extracellular fluid (ECF) contains about one-third of total body water.
İşaya, "susuz toprağa dökülen" hayat veren suyun görüntüsünü kullandı.Isaiah used the image of the life-giving water "poured out on the thirsty soil".
Kol, bir miktar suyun dışarı akmasına izin veren bir valfi açtı.The lever opened up a valve which let some water flow out.
Yeraltı suyunun serbest su seviyesinin altındaki boşluk suyu basınçları piezometreler ile ölçülür.Pore water pressures below the phreatic level of the groundwater are measured with piezometers.
Bir sürecin su ayak izi, suyun hacimsel debisi olarak ifade edilir.The water footprint of a process is expressed as volumetric flow rate of water.
Başlangıçta, suyun büyük kısmı şehrin batısındaki bir havzada tutuluyordu.Initially, the bulk of the water was held in a basin west of the city.
Tiran'ın içme suyunun çoğu bu baraj gölünden temin edilmektedir.[1]It provides most of the drinking water for Tirana.[1]
Et suyunda bir çeşit çorba olarak servis edilir.It is served in the cooking broth, as a kind of soup.
Barajın rezervuarı kışın doluyor, yazın suyunu tüketiyordu.[1]The dam's reservoir was filled in the winter and expended its water during the summer.[1]
Ancak Anu, Adapa'dan etkilenir ve ona (ebedi) yaşamın yiyecek ve suyunu sunar.Anu, however, is impressed with Adapa and instead offers him the food and water of (eternal) life.
Suyun derinliği değişken olup genellikle 3 metrenin üzerindedir.The depth of the water varies, but it is at least over 3 meters, much like a regular pool.
Örneğin suyun ıslak olduğu inancı belirli bir semantik içeriğe sahiptir: su ıslaktır.For example, one's belief that water is wet has the semantic content of water is wet.
Yerel halk, göldeki suyun devridaim yaptığını iddia ediyor.Locals claim that the water in the lake recirculates.
Ya bir et suyuna pişirilirler ya da atıştırmalık olarak kavrulurlardı.They were either cooked down into a broth or roasted as a snack.
Sempati duyan Zeus, Hermes'i suyun üzerinde koşabilecek kadar hızlı iki atla gönderdi.Sympathetic, Zeus sent Hermes with two horses so swift they could run over water.
Modern Japonya'da Hokuto-cho yerlileri taze mineral suyunu tatlıyla birkeştirmeye başladılar.In modern Japan, locals in Hokuto-cho began incorporating fresh mineral water into the dessert.
Örneğin, havanın RI'si yaklaşık 1.0003'tür ve suyun RI'si yaklaşık 1.333'tür.For example, the RI of air is approximately 1.0003 and the RI of water is approximately 1.333.
Bu elementler insan faaliyetleri nedeniyle kirlendiğinde suyun kimyasını değiştirir. [1]When these elements are polluted due to human activity, it alters the chemistry of the water.[7]
Hidro-güç, nehirlerden ve akarsulardan kaynaklanan yüzey suyunun enerji üretimine zorlanmasıdır. [2]Hydropower is the forcing of surface water sourced from rivers and streams to produce energy.[4]
Deniz suyunun varlığı tüm deniz habitatları için ortaktır.The presence of seawater is common to all marine habitats.
Deniz suyunda hayatta kalamaz.It cannot survive in sea water.
Herhangi bir yönde açık suyun en büyük genişliği yaklaşık 30 kilometredir.The greatest width of open water in any direction is about eighteen miles.
İlk olarak, CO2 yüzey suyunda çözülür.First, CO2 dissolves in the surface water.
Ohio EPA ayrıca içme suyunun (farklı su yollarından elde edilen) güvenli olduğunu bildirdi.The Ohio EPA also reported that drinking water (sourced from different waterways) was safe.
Köprübaşı, suyun Slovakya'ya çıkarılabilmesini mümkün kılıyor. [kaynak belirtilmeli]The bridgehead makes the extraction of water to Slovakia possible.[citation needed]
Musluk suyundaki monokloramini nötralize etmek için de kullanılır.It is also used to neutralize monochloramine from tap water.
Potasyum metabisülfit bazen koruyucu olarak limon suyuna eklenir.Potassium metabisulfite is sometimes added to lemon juice as a preservative.
Potas – potasyum karbonat, sodalı suyun buharlaşmasıyla oluşur; tartar tuzu da denir.Potash – potassium carbonate, formed by evaporating lye; also called salt of tartar.
Suyun içindeki buz eridi.Das Eis im Wasser schmolz.
Suyun kimyasal formülü H₂O'dur.Die chemische Formel für Wasser ist H₂O.
Yağ suyun üstüne çıkar.Fett schwimmt oben.
Avlanan hayvanlar mümkün olduğunca suyun içinde yakalanır ve öldürülürler.Die Beutetiere werden nach Möglichkeit im Wasser gepackt und getötet.
Bu suyun geliş yolunu bilenimiz hiç yok; yaşlılarımızda bizlere böyle gördük böyle biliyoruz diyorlar; derler.Die Verse lauten: Wir kannten nicht sein unerhörtes Haupt, darin die Augenäpfel reiften.
Bunun üzerine suyun içinden bir alabalık burnunun üzerinde yüzük ile belirdi.Er findet sie auf einer nahegelegenen Insel, zu der sie geschwommen ist.
Çeşmede bulunan ikinci kitâbe ve suyun aktığı kısım.Beide sind im Vergleich zum Wasser kaum polar und viskoser (fließen langsamer).
Ölümsüzlük suyunu içtiği söylenir.Der Trank der Unsterblichkeit.
Apfelschorle daha az kalori içerir ve saf elma suyundan daha az tatlıdır.Apfelschaum hat damit eine leichtere Konsistenz als reines Apfelmus.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.Da diese Ausrüstung teuer war, konnten sich nur relativ wohlhabende Bürger eine solche leisten.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?Ohne dich, wer nähme meine Bürde, wer?
Bu kuşlar çoğunlukla geceleyin suyun kenarında avını pusuya düşürmek için beklerler.Die Spinnen jagen meistens nachts und befinden sich tagsüber in ihren Wohnröhren.
Su ürünleri, suyun bulunduğu hemen hemen her yerde elde edilebilir.Der Hai kann sich nun überall materialisieren, wo sich Wasser befindet.
Arka planda başka bir kadın ise suyun içinde yıkanmaktadır.Da kommt plötzlich eine andere Frau aus dem Bad.
Suyun yüzünden yukarı çıkıp kuruyunca katılaşıp toprak olur.Die Streuung von Licht in (sauberem) Wasser nimmt ab, wenn die Wellenlänge zunimmt.
Günde, bir cezir (suyun geri çekilmesi) olayına karşı iki defa suyun yükselmesi olayı yaşanır.Eines Tages sollen sich zwei feindliche Heerscharen diesseits und jenseits des Ortes gegenübergestanden haben.
Soğuk dere suyunu Muğla’ya getirmiştir.So behielt das Wasser auf dem Weg nach Köln seine angenehme Kühle.
Yapılan çalışmalar ile suyun taşması engellenmiş ve bataklık kurutulmuştur.Die Verfüllung sackte ab, das Erdloch entstand.
Hidrolik enerji: Genellikle yapılan barajlarda biriken suyun gücünden elektrik elde edilmesiyle gerçekleşir.Wenn möglich, werden Wärmekraftwerke für gewöhnlich an Flüssen mit ausreichender Wasserführung errichtet.
Patlıcan bir gece önceden sönmüş kireç suyuna yatırılır.Es wird eine Nacht lang in klarem Wasser gekocht.
Suyun işlevi günümüzde tümüyle farklılaşmıştır.Das Wasser selbst ist mittlerweile sehr sauber.
Suyun ortalama yüzde 88'i enerji kazanımı için kullanılır.Durchschnittlich 88 % des natürlichen Zuflusses könnten somit für die Energiegewinnung verwendet werden.
Hasıda Un kavurulur ve suyun içerisine atılır.Dabei wurde er abgeworfen und ertrank in den Fluten.
Kaynayan suyun içerisine un dökülür.Dichte von reinem Wasser
Ancak bu türün çoğu suyun dışında bir saatten fazla nefes alarak hayatta kalabilir.Einige Arten können stundenlang außerhalb des Wassers überleben.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Ihren Feuchtigkeitsbedarf decken sie mit der Nahrung und sind nicht auf offenes Wasser angewiesen.
Yavruların yumurtadan çıkmaları suyun sıcaklığına bağlı olarak 32 ila 64 gün sürer.Sie halten die Eier 32 Tage lang warm.
Bir diğer önemli kuvvet de yapraklardan suyun buharlaşması (terleme) ile meydana gelen emme kuvvetidir.Während des Backens quillt die Stärke auf und verkleistert im Zuge der Verdampfung des Wassers.
Wyatt banyo alırken Toby onu suyun altına doğru çeker.Als Lotte das hört, rennt sie aus der Toilette.
Yaklaşık 400 °C sıcaklıktaki fırında kolemanit kristal suyunu kaybeder.Bei 200 °C verliert dieses sein Kristallwasser.