Çiçekler susuzluktan soldu.The flowers died for lack of water.
Ben susuzluktan ölüyorum.I'm dying of thirst.
Adam kurak bir ülkede susuzluktan öldü.The man died of thirst in a dry country.
Bitkiler susuzluktan öldü.The plants died for lack of water.
Biz sadece aç değiliz fakat aynı zamanda susuzluk da çekiyoruz.Not only were we hungry, but we were also suffering from thirst.
Bahçedeki tüm çiçekler susuzluktan öldü.All the flowers in the garden died for lack of water.
Pınarda susuzluklarını giderdiler.They satisfied their thirst at the spring.
İştah yemek ile geliyor, ancak susuzluk içme ile gidiyor.Appetite comes with eating, but the thirst goes away with drinking.
Favori susuzluk içkin nedir?What's your favorite thirst quencher?
Tom susuzluktan ölüyordu.Tom was dying of thirst.
Susuzluktan ölüyorum. Bana su ver!I'm dying of thirst. Give me water!
Susuzluk vatan hasretinden daha ciddidir.Thirst is more serious than homesickness.
Leyla susuzluktan öldü.Layla died of thirst.
Çiçek susuzluktan öldü.The flower died because of a lack of water.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.There was only one solution - to force the Soviets to capitulate through hunger and thirst.
Bizans ordusu Dara'ya çekildi, ancak piyadelerin bir kısmı yürüyüş sırasında susuzluktan öldü.The Byzantine army retreated to Dara, but some of the infantry died of thirst on the march.
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.The symptoms of dehydration become increasingly severe with greater total body water loss.
Birçok yaşlı vatandaş susuzluk belirtileri geçiriyordur.Many senior citizens suffer symptoms of dehydration.
Sonraki günlerde açlık ve susuzluktan ölme tehlikesi baş gösterir.Over the following days, the men face death by starvation and thirst.
Susuzluktan neredeyse ölecek konuma gelen İspanyollar Florida bölgesine giderler.The Spanish almost died of thirst and sailed to Florida in search of potable drinking water.
Daha sonra tutkular ve susuzluk (Tanha) oluşmaya başlar.After that they feasted and begun to present and solve riddles.
Sürgün boyunca toplam nüfusun yaklaşık %45'i açlık, susuzluk ve hastalık nedeniyle ölmüştür.Fifty-four percent of the island's population died due to starvation and disease.
Bu şekilde açlıktan, susuzluktan veya genellikle yorgunluktan zayıf düşerek ölmeleri sağlanır.Usually because they are hungry or just bored.
Açlık ve susuzluk gibi, yok edilemezdir."Like hunger and thirst, it's almost impossible to stamp out."
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.It's a picture of a little girl dying of thirst.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.I knew that eating a mere hamburger a day can increase my risk of dying by a third.
Her yıl iki milyon çocuk susuzluktan ölüyor.What were you thinking under there?!
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...I no longer feel hunger, thirst or need to sleep from the sorrow.
Şimdi okuyacağım şiirin adı "Susuzluk."This is called "Thirst."
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.They make oil within the walls of these men. They tread wine presses, and suffer thirst.
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.In that day the beautiful virgins and the young men will faint for thirst.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Other seed fell on the rock, and as soon as it grew, it withered away, because it had no moisture.
Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir!Lapping it up like female camels raging of thirst with disease."
Derken susuzluk illetine uğrayıp içecekiçecek de kanmayacaksınız.Lapping it up like female camels raging of thirst with disease."
Ve bir kadehle susuzlukları giderilir ki içindeki şaraba zencefil karıştırılmıştır.There will they drink a cup flavoured with ginger
Susuzluktan çıkmış develerin içişi gibi içecekler.Lapping it up like female camels raging of thirst with disease."
Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.Nor thirst nor exposure to the sun."
Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,Finding neither sleep nor any thing to drink
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.Lapping it up like female camels raging of thirst with disease."
"Burda ne susuzluk çeker, ne de sıcaktan bunalırsın."Nor thirst nor exposure to the sun."
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.The symptoms of dehydration become increasingly severe with greater total body water loss.
Birçok yaşlı vatandaş susuzluk belirtileri geçiriyordur.Many senior citizens suffer symptoms of dehydration.
Günün ilerleyen saatlerinde bazı yetişkinler de yorgunluk ve susuzluktan bayılmaya başladı.Later in the day, some adults also started to faint from fatigue and thirst.
Türkeş Susuzluk Günü (Yevm'ül-ataş)'nde Müslim bin Sa'id el-Kilabi'yi yendi.Turgesh defeat Muslim ibn Sa'id al-Kilabi in the Day of Thirst.
Bunlar tipik olarak açlık, susuzluk ve seks dürtüsü veya libido gibi içgüdüseldir.These are typically instinctual, such as hunger, thirst, and the drive for sex, or libido.
Tere sıcaklık, baş ağrısı, deliryum, hızlı nabız ve yoğun susuzluk hissi eşlik ediyordu.A sense of heat, headache, delirium, rapid pulse, and intense thirst accompanied the sweat.
Yılan, kartalı yakalar ve onu açlıktan ve susuzluktan ölmesi için bir çukura atar.The serpent captures the eagle, and throws him into a pit to die of hunger and thirst.
Özgürlük modunda oyun, Hayatta kalma moduyla neredeyse aynıdır, ancak açlık ve susuzluk yoktur.In freedom mode, gameplay is near-identical to that of Survival mode, but without hunger and thirst.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Doch am Ende mussten sich die Osmanen wegen Hunger und Durst ergeben.
Buna örnek olarak açlık, susuzluk, yorgunluk, acı çekmek ve ölüm sayılabilir.Beispiele dafür sind Hunger, Durst, Müdigkeit, geschlechtliche Erregung.
Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.Andere würden in Lagern verhungern oder ersticken.
ABD'ye döndükten hemen sonra Zahara susuzluk ve beslenme bozukluğu sebebiyle hastaneye yatırıldı.Peu après son arrivée aux États-Unis, Zahara est hospitalisée pour déshydratation et malnutrition.
Sürgün boyunca toplam nüfusun yaklaşık %45'i açlık, susuzluk ve hastalık nedeniyle ölmüştür.Cinquante-quatre pour cent de la population de l'île meurt de famine et de maladie.
Ancak, yardım gelmemesi üzerine açlık ve susuzluk baş gösterince 2 Eylül 1595’te teslim olmak zorunda kaldı.Il dut se rendre, sans gloire, le 9 octobre 1595.
Kuraklık sırasında susuzluktan öldü.Murió de sed durante la sequía.
Orada bulunduğunu gördükleri bir çaya kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler.Fueron, pues, vieron dónde vivía y se quedaron con él aquel día.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Tras una heroica resistencia, los Xauxas acabaron por rendirse, agobiados por el hambre y la sed.
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.Los síntomas se vuelven cada vez más graves con mayor pérdida de agua.
Birçok yaşlı vatandaş susuzluk belirtileri geçiriyordur.Varios viejos maestros tienen vínculos con Leiden.
Orada bulunduğunu gördükleri bir çaya kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler.ورأيته أخذ قصعة النبي فغسلها في حبّ الماء ثم شرب فيها، ورأيته يشرب من ماء زمزم يستشفي به ويمسح به يديه ووجهه".