Ana içeriğe geç
Sözlük

suru ile cümle

suru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Kun tämä kuullaan Egyptissä, niin vavistaan Tyyron kuulumisia.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Als dit nieuws Egypte bereikt, zal het veel verdriet teweegbrengen.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Appena si saprà in Egitto, saranno addolorati per la notizia di Tiro
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Bahkan orang Mesir pun akan terkejut dan gempar bila mendengar bahwa Tirus sudah dibinasakan
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Cînd vor afla Egiptenii vestea aceasta, vor tremura auzind de căderea Tirului,
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Cuando la noticia llegue a Egipto, temblarán al escuchar acerca de Tiro
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.helyt e hír Égyiptomba [eljut,] Tírus e híre miatt szenvednek [ott is].
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Jako nad powieścią o Egipcie, tak będą żałośni o Tyrze.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Jako pôsobila zvesť Egypta - Ľudia sa svíjali od hrôzy - tak bude pôsobiť aj zvesť Týru.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Jakož nad pověstí o Egyptu, tak žalostiti budou nad pověstí o Týru.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Khi tin nầy đồn đến Ê - díp-tô , người_ta nghe tin về Ty-rơ , chắc sẽ đau_thương lắm .
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Khi tin nầy đồn đến Ê-díp-tô, người ta nghe tin về Ty-rơ, chắc sẽ đau thương lắm.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.그 소식이 애굽에 이르면 그들이 두로의 소식을 인하여 통도하리로다
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Ko pride poročilo v Egipt, bodo trepetali ob tem naznanilu iz Tira.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Når de får høre om dette i Egypten, skal de skjelve ved ryktet om Tyrus.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.När man får höra detta i Egypten, då bävar man vid ryktet om Tyrus.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Når Rygtet når Ægypten, skælver de ved Rygtet om Tyrus.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Quand les Égyptiens sauront la nouvelle, Ils trembleront en apprenant la chute de Tyr.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Quando a notícia chegar ao Egito, assim haverá dores quando se ouvirem as notícias de Tiro.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Sobald es die Ägypter hören, erschrecken sie über die Kunde von Tyrus.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Οταν ακουσθη εν Αιγυπτω, θελουσι λυπηθη ακουοντες περι της Τυρου.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Когато се чуе това в Египет, Ще се мъчат много поради известието за Тир
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.Когда весть дойдет до Египтян, содрогнутся они, услышав о Тире.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.כאשר שמע למצרים יחילו כשמע צר׃
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.عند وصول الخبر الى مصر يتوجعون عند وصول خبر صور.
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.這 風 聲 傳 到 埃 及 、 埃 及 人 為 推 羅 的 風 聲 、 極 其 疼 痛
Surun haberi Mısıra ulaşınca, Yüreği burkulacak insanların.這風聲傳 到 埃及 、 埃及人 為推羅 的 風聲 、 極 其 疼痛
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A medzi vrchnou dvoranou uholnou a medzi Ovčou bránou opravovali zlatníci a kramári.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A mezi palácem úhlovým až do brány bravné opravovali zlatníci a kupci.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A między salą narożną aż do bramy owczej poprawiali złotnicy i kupcy.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Argintarii şi negustorii au lucrat între odaia de sus din colţ şi poarta oilor.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.A szeglet hágója és a juhok kapuja között pedig javítgatának az ötvösök és a kereskedõk.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Còn những thợ vàng và tay buôn bán đều sửa phần giữa nơi góc thành và cửa Chiên.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Còn những thợ vàng và tay buôn_bán đều sửa phần giữa nơi góc thành và cửa Chiên .
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.E entre a câmara da esquina e a porta das ovelhas repararam os ourives e os mercadores.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.En vanaf die hoek tot de Schaapspoort waren de goudsmeden en handelaars bezig met de herstelwerkzaamheden.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.In med vežo stolpovo in Ovčjimi vrati so popravljali zlatarji in trgovci.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.성 모퉁이 누에서 양문까지는 금장색과 상고들이 중수하였느니라
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Kultasepät ja kauppiaat korjasivat muurin Kulmasalin ja Lammasportin väliltä.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Les orfèvres et les marchands travaillèrent entre la chambre haute du coin et la porte des brebis.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Och mellan Hörnsalen och Fårporten arbetade guldsmederna och köpmännen på att sätta muren i stånd.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Og mellem Hjørnesalen og Fåreporten arbeidet gullsmedene og kremmerne.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Og mellem Tagbygningen ved Hjørnet og Fåreporten arbejdede Guldsmedene og Kræmmerne.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Und zwischen dem Söller und dem Schaftor bauten die Goldschmiede und die Krämer.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Y los fundidores y los comerciantes restauraron entre la sala alta de la esquina y la puerta de las Ovejas
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Και μεταξυ της αναβασεως της γωνιας εως της προβατικης πυλης, επεσκευασαν οι χρυσοχοοι και οι μεταπραται.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.А между нагорнището, при ъгъла и овчата порта, поправяха златарите и търговците.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.А между угольным жильем до ворот Овечьих чинили серебряники иторговцы.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.ובין עלית הפנה לשער הצאן החזיקו הצרפים והרכלים׃
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.وما بين مصعد العطفة الى باب الضأن رممه الصياغون والتجار
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.銀 匠 與 商 人 在 城 的 角 樓 、 和 羊 門 中 間 修 造
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.銀匠 與 商人 在 城 的 角樓 、 和 羊門 中 間 修造
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.A tak sme staväli múr, až bol celý múr spojený až do svojej polovice. A srdce ľudu bolo ochotné konať.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.A tak stavěli jsme tu zed, a spojili všecku až do polu, a měl lid srdce k tomu dílu.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.És építõk a falat annyira, hogy elkészült az egész fal félmagasságban, mert a nép nagy kedvvel dolgozott.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.이에 우리가 성을 건축하여 전부가 연락되고 고가 절반에 미쳤으니 이는 백성이 마음들여 역사하였음이니라
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.Men vi byggede på Muren, og hele Muren blev bygget færdig i halv Højde, og Folket arbejdede med god Vilje.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.Och vi byggde på muren, och hela muren blev hopfogad till sin halva höjd; och folket arbetade med gott mod.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.Uiteindelijk was de muur klaar tot de helft van zijn oorspronkelijke hoogte. Er was heel hard aan gewerkt.
Surun onarımına devam ettik; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladık. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu.Мы однако же строили стену, и сложена была вся стена до половины ее. И у народа доставало усердия работать.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod