Hanedanın Sürgününden sonra eşleri ve çocukları ile Fransa'ya yerleşti.Il doit s'exiler avec femme et enfants aux Provinces-Unies.
Amerika'dan ülkesi Küba'ya gönderilerek burarada sürgünde yaşamıştır.Vaincu, il s'exile à Cuba.
Bu arada Sürgün, herkesin ölmüş olduğunu ve bunun nedenini araştırmak ister.Ne comprenant pas pourquoi il est mort, il décide d’enquêter sur les raisons de son décès.
Bu işlem sürgünleri ayıracaktır.Elle déboute ainsi les plaignants.
İmparator, Elba adasına sürgün edildi.Il est envoyé en exil sur l'île d'Elbe.
Polina, Stalin'in ölümünden sonra sürgünden dönecektir.Elle sera réhabilitée après la mort de Staline.
İsyan başarısız olunca tutuklanır ve sürgüne gönderilir.Après l’échec de l’insurrection, il est arrêté et exécuté.
İnternod, İki nod arasındaki sürgün parçası.Delly, roman Entre deux âmes.
1973'teki askeri darbeden sonra sürgüne çıkmıştır.Il est libéré de ses obligations militaires après le conflit de 1973.
Nafplion'da hapsedildi ve Gavdos adasına sürgün edildi.Capturé, il est déposé et exilé dans les îles Oki.
Napolyon savaşı kaybeder ve sürgüne gönderilir.Napoléon est battu, et contraint à faire retraite.
Sürgünden sonra bir ara tekrar tutuklanarak 30 Aralık 1896'da idam edildi.Jugé pour rébellion, il est exécuté le 30 décembre 1896.
Ama ülkesine dönmeyerek Kahire'de sürgün yaşamını sürdürdü.Il y demeure en attendant son extradition vers le Pérou.
22 Ekim 1938'de Londra'ya sürgüne gitti.Le 22 octobre 1996, il se rend en Israël.
Bunun üzerine Besarabyalı Bolşevikler, Ukrayna'da sürgün hükûmetini kurdu.Les Walsh-Cassidys ont alors fait appel à la Cour suprême d'Irlande.
Fakat İolkos meclisi onları sürgüne gönderir, bunun üzerine Korinthos'a giderler.Sandoval fait arrêter les deux hommes et les expédie à Cortés à Tenochtitlan.
Böylece gönüllü sürgünlük dönemi başlar.Commence alors le temps de la disgrâce.
Birçoğu yaz sürgünü yapar.Il arrive qu'elles tarissent certains étés.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı yakalandı, tutuklandı ve sürgüne gönderildi.Impliqué dans les mouvements révolutionnaires, il est arrêté et condamné à mort.
Savaş Yıllarında Bir Sürgün.Pendant Les années de guerre.
Ailesi sürgünün ilk yıllarının Fransa’nın Nice kentinde geçirmişti.Il avait pu assister aux derniers jours de sa mère en France.
Sürgün, Bahtin Çevresinin çalışmalarını sona erdirdi.L'abbé fit exhausser les tours de l'enceinte.
Tutuklandı ve sonra İskenderiye'ye zoraki sürgüne gönderildi.Il est de nouveau arrêté, mais parvint à s'exiler en Suisse.
Osmanlı Hanedanı'nın sürgünde doğan ilk çocuğudur.Claire est l'un des enfants du Réveil Sourd.
Tepe sürgünü karakteristik olarak aşağıya sarkar.Le départ pour l'ascension est Hinterstein.
Namık Kemal'in Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü.Le Canon royal de Turin lui en compte quatre-vingt-quinze ans.
Bir Guatemala hapishanesinde bir süre kalan Armas kaçtıktan sonra sürgüne gitti.Armas passa quelque temps dans une prison guatémaltèque avant de s'échapper et de s'exiler au Honduras.
Dante sürgüne yollandı.Devlin est envoyé en reconnaissance.
Tüm organize protestolar yurt dışında sürgünde bulunan kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir.De nombreux protestants sont exécutés et des populations entières de protestants s'enfuient à l'étranger.
Kısa ve uzun sürgünler bulunur.Il existe en empattements court et long.
Buchenwald’dan gelen ilk sürgün grubu 21 Nisan 1944'te kampa ulaştı.El primer grupo de deportados procedentes de Buchenwald llegaron el 21 de abril de 1944.
1932 yılında hapsedildi ve siyasi eylemlerinden dolayı iç sürgüne gönderildi.En 1932, fue encarcelado y enviado al exilio interno por su acción política.
Orada askerler arasında fitne çıkarması dolayısıyla Alaiye'ye sürgüne gönderildi.Como enviaron legados para pedir la paz, pudo haber amistad perpetua entre ellos.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Isabel le dice que debe irse al exilio o entrar en un convento, y sale.
Bu iki krallık "sürgündeki krallıklar" olarak bilinir.Mis señores, esto es lo que yo les digo a los dos reyes (escupe al suelo).
Hayatının geri kalanını Batı Avrupa'da, özellikle İsviçre'de sürgünde geçirdi.El resto de su vida transcurrió en el exilio en Europa Occidental, principalmente en Suiza.
Geçici Hükümetin nihai başkanıydı ve Ekim 1950'ye kadar görevde kaldı (28 Ağustos 1949'dan sonra sürgünde).Permaneció en el cargo hasta octubre de 1950 (en el exilio desde el 28 de agosto 1949).
1928 yılında sürgünde Cannes’da öldü.Murió en 1928 en el exilio, en Cannes.
Agnes ve annesi şansın ve pratik zekanın etkisiyle bir şekilde sürgün edilmemeyi başarmışlardır.Ágnes Heller y su madre lograron evitar la deportación por una suerte de azar y sentido práctico.
Yeni bir kimlik aldı ve evlendi, kendi kendini sürgün ederek gizli bir hayat yaşadı.Allí tomó una nueva identidad y se casó, viviendo su exilio autoimpuesto.
Cinna ve Marius'un sürgünden dönmeleri için görüşmelerde bulunmuş ve konsül görevinden istifa etmiştir.Negoció la vuelta de Cinna y Mario del exilio y abdicó de su consulado.
Komün üyelerinin yaklaşık üçte birine basit sürgün cezası verilmiştir.La sentencia de deportación simple se le aplicó a unos dos tercios de los comuneros.
Önceleri İttihatçılar ile çalışmış, sonradan onlara muhalefet edince sürgüne gönderilmiştir.Y antes de que pudieran hacer algo, saqueó Fomentos, llevando con él los Silmarils.
Darbeden sonra bir sonraki on yedi buçuk yıl sürgünde yaşayacağı Brezilya'ya kaçtı.Posteriormente, se trasladaron a Brasil durante mes y medio.
Geniş yayılan rizomları sayesinde sürgün vererek çoğalırlar.Agujeros que se mantienen, y dedos que se multiplican.
Papa VI. Pius Fransa'ya sürgüne gönderildi ve 1799'da orada öldü.Pío VI fue apresado y conducido a Francia, donde murió en agosto de 1799.
Herod Antipas suçunu itiraf etti ve Caligula tarafından sürgüne gönderildi.Antipas confesó y Calígula le exilió.
Bunun üzerine Nadir, II. Tahmasb' ı Meşhed'e sürgüne gönderdi.Era el hijo de Al-Mansur Muhammad II a quien sucedió.
Çok azı da sürgünlerin uçlarında terminal durumludur.Tiene una pequeña estípula entre las hojuelas terminales.
Fiéis (Sadıklar): Katanga’lı sürgünlerdir.Creen en los espíritus (djinns) que tienen un carácter animista.
İmparator, Elba adasına sürgün edildi.Posteriormente será exiliado a la isla de Elba.
Hattuşili, Murşili'yi yenmiş ve sürgüne göndererek tahta kendisi çıkmıştır.Cuando eso se produce el árbol anfitrión ha sido abrumado y asesinado.
Bu savaştan sonra kul kahyası iken bir ara görevinden azledilmiş ve memleketine sürgüne gönderilmiştir.Luego, toma un vuelo corto a su casa para reunirse con su familia, a quien no ha visto en doce años.
Sürgün, 18 Mayıs 1944 tarihinde tüm Kırımlı yerleşim yerlerinde başladı.La deportación comenzó el 17 de mayo de 1944 en todas las localidades habitadas de Crimea.
Chitrāngadā: Arjuna sürgün yıllarında bütün bir Hindistan'ı dolaştı.Aryuna viajó a todo lo largo y ancho de India durante su exilio.
Bunun üzerine Verona prensi Escalus, Romeo’yu Mantua’ya sürgüne gönderir.Como resultado de esta pérdida, el príncipe Escalus destierra a Romeo de Verona.
"Sürgündeki Prenses" olarak da bilinir.Se la conoce también como "Princesa dos Campos".
O Francisco Franco'nun diktatörlüğü sırasında sürgünde uzun yıllar geçirdi.Criticó mucho la censura en los años de la dictadura de Francisco Franco.
Nedenlerine göre; Zorunlu göçler: Savaş afet, sürgün gibi nedenlerle oluşur.Fuerza: ellos están motivados como el infierno.
Babası önceki iki imparatora isyan ettiğinde, sık sık sürgüne gönderildi.Como su padre se había levantado contra los dos emperadores anteriores, tuvo que exiliarse en su juventud.