sur ile cümle
sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bugün niçin öyle suratsız.Why is Tom so grouchy today?
Tom Mary'nin ne kadar kısa sürede akşam yemeğini hazırlayacağını merak etti.Tom wondered how soon Mary would have dinner ready.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Tom Mary'nin bir arabayı nasıl süreceğini bilmediğinden emindi.Tom was sure Mary didn't know how to drive a car.
Tom uzun süre uzaklarda bulunduktan sonra evde olmaktan mutluydu.Tom was happy to be home after being away for so long.
Tom o kabul ettiği sürece desteğini sürdürmeye kararlıydı.Tom was determined to continue his support for as long as it took.
Tom ehliyetsiz araba sürerken yakalandı.Tom was caught driving without a license.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede bir doktor görmek istiyor.Tom wants to see a doctor as soon as possible.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom, onlar ilkokuldayken, sürekli Mary'ye sataşırdı.Tom used to pick on Mary all the time when they were in elementary school.
Tom bütün gece Mary'yi araba sürmesi için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to talk Mary into driving all night.
Tom sürücüye para üstünün kalmasını söyledi.Tom told the taxi driver to keep the change.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom told me that if it didn't rain tomorrow he'd go cycling with Mary.
Tom Mary'ye bu kadar kısa sürede çıkamayacağını söyledi.Tom told Mary she couldn't quit on such short notice.
Tom Mary'nin sürdüğü arabanın güvenli olmadığını düşündü.Tom thought the car Mary was driving wasn't safe.
Tom Mary'nin bir araba sürmediğini düşündü.Tom thought that Mary didn't drive a car.
Tom onun daha uzun süreceğini düşündü.Tom thought it would take longer.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom Amerika'daki kadınların çok parfüm sürdüklerini düşünüyor.Tom thinks women in America wear too much perfume.
Tom sürekli Mary hakkında düşünüyor.Tom thinks about Mary all the time.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom araba sürmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to drive.
Tom uzun süredir Mary'yi görmediğini söyledi.Tom said he hadn't seen Mary for a long time.
Tom elinden geldiğince hızlı bir şekilde bisikletini sürdü.Tom pedaled his bicycle as fast as he could.
Tom sürekli hikayeler yazar.Tom makes up stories all the time.
Tom Mary hakkında düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about Mary.
Tom Mary'nin araba süremeyecek kadar yaşlı olduğuna ikna etmenin zor olacağını biliyordu.Tom knew it was going to be tough to convince Mary that she was too old to drive.
Tom bir adım daha yürüyemeyecek kadar çok yoruluncaya kadar yürümeyi sürdürdü.Tom kept walking until he was too tired to take even one more step.
Tom sol direksiyonlu araba sürmeye alışkın değildir.Tom isn't used to driving a left-hand drive car.
Tom bir süre nefesini tuttu.Tom held his breath for a moment.
Tom buzlu yollarda araba sürmekten nefret ediyor.Tom hates driving on icy roads.
Tom uzun bir süre bilgisayarındaki antivirüs yazılımını güncellemedi.Tom hasn't updated the antivirus software on his computer in a long time.
Tom bir süre Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary in a while.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Tom uzun süredir evlenmedi.Tom hasn't been married long.
Tom uzun süredir burada yaşamıyor.Tom hasn't been living here long.
Tom Boston'da uzun süre bulunmadı.Tom hasn't been in Boston long.
Tom uzun süredir burada değil.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir burada değildi.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir barmenlik yapmıyor.Tom hasn't been bartending long.
Tom uzun süredir yatakta hastadır.Tom has been sick in bed for a long time.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom, bu hafta yapacak bir sürü iş var.Tom has a lot of work to do this week.
Tom'un önünde uzun bir sürücü kuyruğu var.Tom has a long drive ahead of him.
Tom'un okulda bir sürü sorunları vardı.Tom had a lot of problems at the school.
Tom sürücünün yerine oturdu ve uzaklaştı.Tom got into the driver's seat and drove off.
Tom arabasını bir uçurumdan sürdü.Tom drove his car off a cliff.
Tom arabasını bir köprüden sürdü.Tom drove his car off a bridge.
Tom güvenli bir şekilde araba sürer.Tom drives safely.
Tom bir manyak gibi araba sürer.Tom drives like a maniac.
Tom bir Toyota sürer.Tom drives a Toyota.
Tom bir Ford sürer.Tom drives a Ford.
Tom bir BMW sürer.Tom drives a BMW.
Tom Mary'ye araba sürmeyi öğretmede hatalı bir şey görmüyor.Tom doesn't see anything wrong with letting Mary learn to drive.
Tom yağmurda bisiklet sürmeye aldırmaz.Tom doesn't mind cycling in the rain.
Tom bir yarış otomobili sürücüsü olmak için gerekenlere sahip değildir.Tom doesn't have what it takes to be a race car driver.
Tom yağmurun o kadar uzun süreceğini düşünmedi.Tom didn't think the rain would last so long.
Tom sürpriz partiyi bildiğini belli etmedi.Tom didn't let on that he knew about the surprise party.