sur ile cümle

sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'ye cevap veremediği bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions that she couldn't answer.
Tom Mary'ye Boston'daki yaşam hakkında bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions about life in Boston.
Tom Mary'ye Avustralya hakkında bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions about Australia.
Tom, Mary'ye bir sürü soru sordu, ama o bazılarına cevap vermeyi reddetti.Tom asked Mary a lot of questions, but she refused to answer some of them.
Tom daha kısa sürede Mary'ye söylemediği için özür diledi.Tom apologized for not having told Mary sooner.
Tom ve Mary otuz yıldan daha fazla bir süre evlidirler.Tom and Mary have been married for more than thirty years.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom ve Mary kanolarında nehrin aşağısına doğru sürüklendiler.Tom and Mary drifted down the river in their canoe.
Tom ve Mary bir hafta süreyle partiyi erteleme kararı aldı.Tom and Mary agreed to postpone the party for a week.
Tom Mary'ye bir okul bölgesinde çok hızlı sürmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to drive too fast in a school zone.
Tom, Mary'nin John'un yeni arabasını sürdüğünü gördü.Tom saw Mary driving John's new car.
İş bir sürü sosyal yardımlarla birlikte gelir.The job comes with a lot of fringe benefits.
Bir süredir seninle konuşmadım.I haven't talked to you in a while.
Bizimle istediğiniz kadar uzun süre kalabilirsiniz.You're welcome to stay with us as long as you want.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Hepimiz bisiklet sürmeyi severiz.We all like to ride bikes.
Daha kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't answer sooner.
Tom merdivenlerden yukarı bavulunu sürükledi.Tom lugged his suitcase up the stairs.
Tom sürücüye müdahale edenlerden nefret eder.Tom hates backseat drivers.
Tom uzun süre yüzmeye gitmedi.Tom hasn't gone swimming in a long time.
Tom uzun süre silahını temizlemedi.Tom hasn't cleaned his gun in a long time.
Tom uzun süredir süpermarkete gitmedi.Tom hasn't been to the supermarket in a long time.
Tom uzun süredir yalnız yaşıyor.Tom has been living alone for a long time.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Tom yatağın ters tarafından kalktı ve bütün gün suratsızdı.Tom got up on the wrong side of the bed and has been grouchy all day.
Tom yatağına yığıldı ve kısa sürede hızlıca uyudu.Tom flopped onto his bed and was soon fast asleep.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom 2.30'da vardı, Mary kısa bir süre sonra vardı.Tom arrived at 2:30 and Mary arrived a short time later.
Uzun süre İzlanda'da yaşadı.He lived in Iceland very long.
Tom'un arabasını gerçekten sürmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to drive Tom's car, are you?
Herkes gittikten sonra biz konuşabilelim diye neden bir süre oyalan mıyorsun?Why don't you hang around a while after everyone else leaves so we can talk?
Mary John'la çalışan otobüs sürücüsüne bitişik mi yaşıyor?Does Mary live next door to the bus driver that worked with John?
Bir sürü iş yapıldı, daha fazla yapılması gerekiyor.A lot of work has been done, more needs to be done.
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.The man driving the bus is a good friend of mine.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Başarılı olmayan devrimler kısa sürede unutulur.Revolutions that don't succeed are soon forgotten.
Polis uzun süredir onun peşinde.The police have been after him for a long time.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Ben yeni bir bloğa başladım. Sürdürmek için elimden geleni yapacağım.I started a new blog. I'll do my best to keep it going.
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.Driving in the dark feels like flying!
Aşk ve çiçekler yalnızca tek bir bahar sürer.Love and flowers only last a single spring.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Araba süremeyecek kadar çok yorgunum.I'm too tired to drive.
Sarhoş araba sürmek ciddi bir sorundur.Drunk driving is a serious problem.
Sarhoş araba sürme ciddi bir sorundur.Drunk driving is a serious problem.
Ne kadar süre için ülkemizde kalıyorsun?How long are you staying in our country for?
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Senin hiçbir sürüş deneyimin yok.You have no driving experience.
Parkta bir sürü kişi var.There are a lot of people in the park.
Tom'un şu ana kadar sürdüğü tek araba kendi arabası.The only car Tom has ever driven is his own.
Bu soğuk hava ne kadar sürecek?How long will this cold weather last?
Bu soğuk havanın ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long this cold weather will last.
Buralarda birçok insan kamyon sürer.A lot of people around here drive trucks.
Bu civarda bir sürü insan Amerikan folk müziğini sever.A lot of people around here like country music.
Bir sürü insan senin hissettiğinle aynı hisseder.A lot of people feel the same way you do.
Bizim binamızda yaşayan bir sürü insan mal sahibinden hoşlanmıyor.A lot of people living in our building don't like the owner.
Araba süremeyecek kadar çok uykuluyum.I'm too sleepy to drive.

İlgili Sayfalar