sur ile cümle
sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir sürü resmim var.I have a lot of pictures.
Mümkün olan en kısa sürede sizinle temas kuracağım.I'll get in touch with you as soon as possible.
Otobüs süremem.I cannot drive a bus.
Kısa sürede Terry Tate etiketli bir kutuya rastladım.I soon came across a box labeled Terry Tate.
Kısa sürede dairemi çok sevdim.I soon grew to love my apartment.
Kısa sürede dairemi sevdim.I soon grew to love my apartment.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
Yarışta son olarak başladım ama kısa sürede diğerlerine yetiştim.I started last in the race, but I soon caught up with the others.
On dakika kadar uzun süre yağmurda bekletildim.I was kept waiting in the rain for as long as ten minutes.
Ben araba sürmede deneyimli değilim.I am not experienced in driving.
Araba sürerken uykuya dalmaktan korktum.I was afraid I might fall asleep while driving.
Ben ondan uzun bir süre haber almadım.I haven't heard from him for a long time.
Yabancı ülkelerde bir sürü arkadaşım var.I have many friends in foreign countries.
Uzun süredir kasabayı ilk kez ziyaret ettim.I visited the town for the first time in a long time.
Hayal kurarak bir sürü zamanı boşa harcarım.I waste a lot of time daydreaming.
Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.I want to live as long as I can stay in good health.
Öğleden sonra bir süre çalıştım.I studied for a while in the afternoon.
Onu oldukça kısa süre önce gördüm.I have seen him quite recently.
Bana bir süre beklemem söylendi.I was told to wait for a while.
Yirmi yıldan daha fazla bir süredir belediye başkanıyla tanışıyoruz..I have been acquainted with the mayor for more than twenty years.
Ben bisiklet sürebilirim.I can ride a bicycle.
Nasıl araba sürüleceğini biliyorum.I know how to drive a car.
Nasıl araba süreceğimi biliyorum.I know how to drive a car.
Araba sürmeyi bilmiyorum.I do not know how to drive a car.
Araba sürmek istiyorum.I want to drive.
Bir araba sürebilirim.I am able to drive a car.
Ben araba sürebilirim fakat Tom süremez.I can drive a car, but Tom can't.
Ona elimden geldiği kadar uzun süre katlandım.I put up with her as long as I could.
Yeni otobanda araba sürmekten zevk aldım.I enjoyed driving on the new highway.
Büyük araba süren insanlara karşıyım.I'm against people driving big cars.
Yaşadığım sürece onu bir daha görmeyeceğim.I'll never see him again as long as I live.
Yaşadığım sürece onu tekrar hiç görmeyeceğim.I'll never see him again as long as I live.
Yaşadığım sürece sana destek olacağım.I'll support you as long as I live.
İnsanların isimlerini sürekli unutuyorum.I am constantly forgetting people's names.
Sürücü belgemi geçen ay yenilettim.I had my driver's license renewed last month.
Sürücü ehliyetimi geçen ay yenilettim.I had my driver's license renewed last month.
Ben annemin kısa sürede iyileşmesini istiyorum.I want my mother to get well soon.
Ben hâlâ bir araba sürmeyi öğrenmedim.I still haven't learned to drive a car.
Sabahleyin tostuma bal sürmeyi severim.I like to spread honey on my toast in the morning.
Uzun süredir onu seviyorum.I have loved her for a long time.
Uzun süredir ressam olmak istiyorum.I have wanted to be a painter for a long time.
Uzun bir süre onu bekledim.I waited for her for a long time.
Ben uzun süredir seni görmedim.I have not seen you for ages.
Uzun süredir burada yaşamaktayım.I have lived here for a long time.
Uzun bir süredir aşırı zorluklar altında mücadele ediyorum.I have struggled under extreme difficulties for a long time.
Uzun süre bekletildim.I was made to wait for a long time.
Uzun süre bekletilmeyi sevmem.I don't like to be kept waiting for a long time.
Ben uzun bir süre ondan haber almadım.I haven't heard from her for a long time.
Ben cadde trafiğinin sürekli gürültüsünden bıktım.I got sick of the constant noise of the street traffic.
Ben kırsalda araba sürmeye gittim.I went for a drive in the country.
Ben onun bir yalan söylediğinden şüpheleniyordum, ancak bana sürpriz olmadı.I suspected that he was telling a lie, but that didn't surprise me.
Onu uzun süredir tanıyorum.I have known him a long time.
Kısa sürede onunla arayı kapattım.I caught up with him soon.
Ona çok hızlı sürmemesini rica ettim.I asked him not to drive so fast.
Ona araba sürmemesini tavsiye ettim.I advised him not to drive.
Ona araba sürmeyi öğretmeye çalıştım.I tried to get him to learn to drive.
Onun sürüş becerisine hayranım.I admire his skill at driving.
Onun yemek kitabının güncelleştirilmiş sürümünü tercih ederim.I prefer the updated version of his cookbook.
Ona sürpriz yapmak istiyorum.I want to surprise him.
Onu ne kadar uzun süre dinlersem, onu o kadar az severim.The longer I listen to her, the less I like her.