Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.Кариерният съветник в училище никога не ми го спомена като вариант.
Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.Мій консультант з професійної орієнтації в школі ніколи не згадував цю професію як варіант вибору.
Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.Школьный специалист в помощи по выбору профессии никогда даже не упоминал о таком варианте.
Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.למגלים בימינו. יועץ התעסוקה שלי בבית הספר מעולם לא העלה זאת כאפשרות.
Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.للمستكشفين هذه الأيام. مستشار حياتي المهنية في المدرسة لم يذكر لي أبدًا الاستكشاف كخيار.
Okuldaki kariyer danışmanım bunu bir seçenek olarak hiç sunmadı.探検家なんて選択肢はなかったです 例えば
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Aber die Sache ist die: Diese Labors können der Gesellschaft was bieten, das man nirgendwo anders findet.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Faza e că aceste laboratoare pot oferi societății ceva ce nu se găsește niciunde altundeva.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.사실은, 이 연구소들에는 다른 어느 곳에서도 찾아 볼 수 없는, 이 곳에서만 만들어 낼 수 있는 것들이 있습니다.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Maar iets in deze labs biedt de samenleving iets dat je nergens anders vindt.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Vấn đề là, có một điều gì đó trong các phòng thí nghiệm này mà bạn không thể tìm thấy ở bất cứ nơi nào khác.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Το θέμα είναι ότι τα εργαστήρια αυτά έχουν να προσφέρουν κάτι στην κοινωνία που δεν υπάρχει πουθενά αλλού.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Дело в том, что эти лаборатории могут предложить обществу то, что вы больше нигде не найдёте.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.Справа в тому, що ці лабораторії можуть запропонувати суспільству те, що ви не знайдете більше ніде.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.העניין הוא, יש משהו במעבדות אלו שמאפשר להן להציע לחברה מה שאין באפשרותכם למצוא בשום מקום אחר.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.الحقيقة أن هنالك أمر في هذه المختبرات حيث أنه يجب عليهم تقديم ما يصلون إليه إلى المجتمع في أي مكان آخر.
Olay şu ki, bu laboratuvardaki herhangi birşey topluma başka yerde bulamayacağınız şeyler sunmalı.他のどこにもないものを 社会に提供しているんです そこには何か神聖なるものがあります
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;(113:25) Ни мертвые восхвалят Господа, ни все нисходящие в могилу;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;(25)Мъртвите не хвалят Господа, Нито ония, които слизат в мястото на мълчанието;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;De döda prisa icke HERREN, ingen som har farit ned i det tysta.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;De døde lover ikke Herren, ingen av dem som farer ned i dødsrikets stillhet;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;De døde priser ej HERREN, ingen af dem, der steg ned i det tavse.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Die Toten werden dich, HERR, nicht loben, noch die hinunterfahren in die Stille;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Dode mensen kunnen de HERE niet prijzen; vanuit het dodenrijk kan niemand Hem eren.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Eivät kuolleet ylistä Herraa, ei kukaan hiljaisuuteen astuneista.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Kẻ chết hoặc kẻ xuống cõi nín lặng chẳng ngợi khen Ðức Giê-hô-va.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Kẻ chết hoặc kẻ xuống cõi nín_lặng chẳng ngợi_khen Ðức_Giê - hô-va .
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;죽은 자가 여호와를 찬양하지 못하나니 적막한데 내려가는 아무도 못하리로다
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Nem a meghaltak dicsérik az Urat, sem nem azok, a kik alászállanak a csendességbe.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Ne mrtví chváliti budou Hospodina, ani kdo ze všech těch, kteříž sstupují do místa mlčení,
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Nie mŕtvi budú chváliť Hospodina a niktorý z tých, ktorí sostupujú na miesto mlčania;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;No alaban a Jehovah los muertos, ni cuantos descienden al silencio
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Non i morti lodano il Signore, né quanti scendono nella tomba
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Nu morţii laudă pe Domnul, şi nici vreunul din cei ce se pogoară în locul tăcerii,
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Os mortos não louvam ao Senhor, nem os que descem ao silêncio;
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;TUHAN tidak dipuji oleh orang mati, oleh orang yang sudah turun ke tempat yang sunyi
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Umarli nie będą chwalili Pana, ani kto z tych, co zstępują do miejsca milczenia.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;Οι νεκροι δεν θελουσιν αινεσει τον Κυριον, ουδε παντες οι καταβαινοντες εις τον τοπον της σιωπης
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;לא המתים יהללו יה ולא כל ירדי דומה׃
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;ليس الاموات يسبحون الرب ولا من ينحدر الى ارض السكوت.
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;死 人 不 能 讚 美 耶 和 華 . 下 到 寂 靜 中 的 、 也 都 不 能
Ölüler, sessizlik diyarına inenler, RABbe övgüler sunmaz;死 人 不 能 讚 美 耶和華 . 下到 寂靜 中 的 、 也 都 不能
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:C'era un passaggio nell'articolo che egli non presentò qui ed io credo che valga la pena leggervi.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Daar kwam een passage in voor die hij hier niet noemde en ik vind die zo goed dat ik die hier ga voorlezen.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Elle contenait un passage qu'il n'a pas présenté ici et je pense qu'il est si bon que je vais vous le lire.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Era un pasaj pe care nu l-a prezentat aici și cred că pasajul este atât de bun încât trebuie să vi-l citesc.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Hay un párrafo que no mostró aquí y considero que es tan bueno que voy a leerlo para ustedes.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:그 논문에 그가 여기서 보여주지 않았던 구절이 있었는데요 너무 좋은 구절 같아서 여러분들께 읽어드리고자 합니다.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Siinä oli kappale, jota hän ei esitellyt täällä, ja minusta se on niin hyvä, että aion lukea sen teille.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Tam byla pasáž, kterou zde nevylíčil a já si myslím, že je tak dobrá, že vám ji přečtu.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Tinha uma passagem que ele não apresentou aqui e eu acho que é tão boa que vou lê-la agora.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Volt benne egy rész, amit nem adott itt elő, de annyira jónak tartom, hogy felolvasom Önöknek.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Zawierał akapit, którego Paul tutaj nie przedstawił, a sądzę, że jest tak dobry, że go wam przeczytam.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:Υπήρχε μια παράγραφος που δεν παρουσίασε εδώ και νομίζω ότι είναι αρκετά καλή ώστε να σας τη διαβάσω.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:В него имаше един пасаж, който той не представи тук, а според мен е толкова добър, че ще ви го прочета.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:היה שם קטע שהוא לא הציג כאן ולדעתי זה כל-כך טוב, עד שאקריא לכם אותו.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:كان هناك جزء من البحث لم يستعرضه لنا وأعتقد بانه كان جيدا للغاية ساقرأه عليكم.
O makalede, burada sunmadığı... ama güzel bir bölüm vardı, onu okuyacağım:すごく良いので ここで読み上げたいと思います 「何十億年以上にもわたって偶然は この独特な--
Öncelikli hedefimiz kullanıcılara kaliteli, konuyla ilgili bilgi sunmaktır.Notre but principal est d'offrir aux utilisateurs des informations pertinentes de haute qualité.
Öncelikli hedefimiz kullanıcılara kaliteli, konuyla ilgili bilgi sunmaktır.Nuestro principal objetivo es proporcionar a los usuarios información relevante y de alta calidad.