Ana içeriğe geç
Sözlük

sunma ile cümle

sunma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Belediyeler örneğin sağlık merkezleri ve hastanelerde tıbbi rehabilitasyon imkânları sunmaktadır.Kunnat järjestävät lääkinnällistä kuntoutusta esimerkiksi terveyskeskuksissa ja sairaaloissa.
Belediyeler örneğin sağlık merkezleri ve hastanelerde tıbbi rehabilitasyon imkânları sunmaktadır.Los ayuntamientos organizan servicios de rehabilitación, por ejemplo, en centros de salud y hospitales.
Belediyeler örneğin sağlık merkezleri ve hastanelerde tıbbi rehabilitasyon imkânları sunmaktadır.Коммуны организуют медицинскую реабилитацию, например, в поликлиниках и в больницах.
Belediyeler örneğin sağlık merkezleri ve hastanelerde tıbbi rehabilitasyon imkânları sunmaktadır.تقوم البلديات بتنظيم إعادة تأهيل علاجية على سبيل المثال في المستوصفات الصحية وفي المستشفيات.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.Kaupungilla tai muilla vuokranantajilla ei ole velvollisuutta tarjota sinulle asuntoa.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.La ciudad u otros arrendadores no tienen obligación de ofrecerle a usted una vivienda.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.La ville ou d’autres bailleurs n’ont pas l’obligation de vous proposer un logement.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.Varken staden eller andra hyresvärdar är skyldiga att erbjuda dig en bostad.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.Город или иные арендодатели не обязаны предлагать вам жилье.
Belediyenin ya da konut kiralayan diğer şahıs ve kurumların size konut sunma yükümlülükleri bulunmamaktadır.البلدية أو المؤجرين الآخرين ليسوا ملزمين بأن يعرضوا عليك المسكن.
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.科学と芸術を 調和させ 再統合させる事だと思います
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.Chúng ta phải làm gì?
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.Je pense que notre mission est de réconcilier, de réintégrer
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.제가 생각하기에 우리의 사명은 과학과 예술의 화해와 통합이라고 생각합니다. 왜냐하면 바로 지금
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.Pienso que nuestra misión consiste en reconciliar, reintegrar
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.Wat moeten we doen?
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.לעשות? אני חושבת שמשימתנו היא לפייס, למזג את המדעים והאמנויות, מפני שברגע זה
Bence görevimiz bilim ve sanatı bir araya getirmek ve birlikte sunmaktır.علينا فعله؟ أعتقد أن رسالتنا هي التوفيق، لإعادة توحيد العلم والفنون، لأن هناك إنقسام موجود
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Bude ochotný diskutovat, jmenovat podezřelé, říkat detaily.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Chętnie weźmie udział w burzy mózgów, podsunie podejrzanych, dostarczy szczegółów.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.De er villige til at brainstorme, navngive mistænkte, forsyne detaljer.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.De kommer att vara villiga att komma med idéer, föreslå misstänkta, ge dig detaljer.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Elle sera prête à réfléchir avec vous, à nommer des suspects, à fournir des détails.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Estarán dispuestos a dar ideas, nombrar sospechosos, brindar detalles.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Hajlandóak lesznek ötletelni, gyanúsítottakat megnevezni, részleteket adni.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Họ sẵn sàng động não, nêu lên nghi ngờ, cung cấp thông tin.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Irão estar dispostos a fazer brainstorm, nomear suspeitos, fornecer detalhes.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.그들은 자진해서 브레인 스토밍을 하고, 주의 인물의 이름을 대고, 자세한 내용도 줄 것입니다
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Mereka akan mau berpikir, menyebut tersangka, menyediakan rincian.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Rád príde s nápadmi, vymenuje podozrivých, poskytne vám podrobnosti.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Sie werden gern Ideen sammeln, Verdächtige benennen, Einzelheiten angeben.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Va avea multe sugestii, va numi suspecți, va furniza detalii.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Vi aiuteranno a formulare idee, vi faranno nomi, vi forniranno particolari.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Ze zullen bereid zijn te brainstormen, verdachten te noemen, details te geven.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Θα είναι πρόθυμο να κατεβάσει ιδέες, να ονοματίσει υπόπτους, να δώσει λεπτομέρειες.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Би давал добри идеи, би посочвал заподозрени, би давал подробности.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Будет готов решить проблему сообща, озвучивать подозрения, уточнять детали.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.Вона охоче шукатиме розв'язок, називатиме підозрюваних, розповість подробиці.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.הוא יהיה מוכן להציע רעיונות, להצביע על חשודים, לספק מידע.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.إنهم سيرغبون في طرح الافكار، الأسماء المشتبه بها، وتقديم التفاصيل.
Beyin fırtınası yapmaya, şüphelileri adlandırmaya, detaylar sunmaya hazır olacaklardır.詳細な話をします こんなことを言うかもしれません
Bildirilen hepatit B ve C vakalarındaki zamansal eğilimler farklı tablolar sunmaktadır.14 5 indistintamente, una disponibilità non inferiore al 75 % (
Bildirilen hepatit B ve C vakalarındaki zamansal eğilimler farklı tablolar sunmaktadır.Allerdings sind keine spezifischen Daten für IDU verfügbar.
Bildirilen hepatit B ve C vakalarındaki zamansal eğilimler farklı tablolar sunmaktadır.Časové trendy v oznámených prípadoch hepatitídy B a C ukazujú rozdielne obrazy.
Bildirilen hepatit B ve C vakalarındaki zamansal eğilimler farklı tablolar sunmaktadır.Tendin†ele temporale în cazurile notificate de hepatit≤ B ªi C prezint≤ caracteristici diferite.
Bildirilen hepatit B ve C vakalarındaki zamansal eğilimler farklı tablolar sunmaktadır.Tidstrenderna för rapporterade fall av hepatit B och hepatit C ser olika ut.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Chúng tôi cũng hỏi danh tánh họ, đặng tâu cho vua biết các tên của những người quản suất chúng.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Chúng_tôi cũng hỏi danh_tánh họ , đặng tâu cho vua biết các tên của những người quản suất chúng .
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.우리가 또 그 두목의 이름을 적어 왕에게 고하고자 하여 그 이름을 물은즉
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Sõt még neveiket is megkérdeztük tõlük, hogy tudassuk veled, hogy megírhassuk azon férfiak nevét, kik fejeik.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Vprašali smo jih tudi za njih imena, da tebi oznanimo, da bi zapisali imena mož, ki jim načelujejo.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Wij hebben hun namen genoteerd en die lijst bij deze brief gevoegd.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.Още и за имената им попитахме, за да ти явим, и да запишем имената на мъжете, които им са на чело.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.ואף שמהתהם שאלנא להם להודעותך די נכתב שם גבריא די בראשיהם׃
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.وسألناهم ايضا عن اسمائهم لنعلمك وكتبنا اسماء الرجال رؤوسهم.
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.又 問 他 們 的 名 字 、 要 記 錄 他 們 首 領 的 名 字 、 奏 告 於 王
Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.又 問 他 們 的 名字 、 要記錄 他 們首領 的 名字 、 奏告 於 王
Biliyorum ki TED'de dünyayı değiştirecek bir şeyler sunmanız gerekiyor.Donc je sais qu'à TED vous êtes censés avoir des trucs pour changer le monde.
Biliyorum ki TED'de dünyayı değiştirecek bir şeyler sunmanız gerekiyor.És tudom, hogy a TED-en egyféle "megváltom a világot" dologgal kéne előállnom.
Biliyorum ki TED'de dünyayı değiştirecek bir şeyler sunmanız gerekiyor.Ich weiß, dass man für TED eine weltverändernde Sache haben soll.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod