Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Da byggede Josua HERREN, Israels Gud, et Alter på Ebals Bjerg,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Então Josué edificou um altar ao Senhor Deus de Israel, no monte Ebal,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Entonces Josué edificó en el monte Ebal un altar a Jehovah Dios de Israel
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.In quell'occasione Giosuè costruì un altare al Signore, Dio di Israele, sul monte Ebal
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Kemudian Yosua membangun sebuah mezbah di Gunung Ebal untuk TUHAN, Allah Israel
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.때에 여호수아가 이스라엘의 하나님 여호와를 위하여 에발산에 한 단을 쌓았으니
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Majd oltárt építe Józsué az Úrnak, Izráel Istenének Ebál hegyén,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Silloin Joosua rakensi Eebalin vuorelle alttarin Herralle, Israelin Jumalalle,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Tedaj zgradi Jozue oltar GOSPODU, Bogu Izraelovemu, na gori Ebalu,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Tedy Jozue zbudował ołtarz Panu, Bogu Izraelskiemu, na górze Hebal.
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Tedy vzdělal Jozue oltář Hospodinu Bohu Izraelskému na hoře Hébal,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Toen bouwde Jozua op de berg Ebal een altaar voor de HERE, de God van Israël,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Ved denne tid bygget Josva et alter for Herren, Israels Gud, på Ebal-fjellet,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Vtedy postavil Jozua Hospodinovi, Bohu Izraelovmu, oltár na vrchu Ébale,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Τοτε ωκοδομησεν ο Ιησους θυσιαστηριον εις Κυριον τον Θεον του Ισραηλ επι το ορος Εβαλ,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Тогава Исус издигна олтар на Господа Израилевия Бог на хълма Гевал,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.Тогда Иисус устроил жертвенник Господу Богу Израилеву на гореГевал,
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.אז יבנה יהושע מזבח ליהוה אלהי ישראל בהר עיבל׃
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.حينئذ بنى يشوع مذبحا للرب اله اسرائيل في جبل عيبال
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.那 時 約 書 亞 在 以 巴 路 山 上 、 為 耶 和 華 以 色 列 的 神 、 築 一 座 壇
Bundan sonra Yeşu Eval Dağında İsrailin Tanrısı RABbe bir sunak yaptı.那 時約書亞 在 以 巴 路 山上 、 為耶和華 以色列 的 神 、 築 一 座 壇
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,A preto sme riekli: Nože si to spravme, postavme si oltár, nie na zápal ani nie na bitnú obeť,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,C`est pourquoi nous avons dit: Bâtissons-nous donc un autel, non pour des holocaustes et pour des sacrifices,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Därför sade vi: Må vi gripa oss an och bygga detta altare, men icke till brännoffer eller till slaktoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Darum sprachen wir: Laßt uns einen Altar bauen, nicht zum Brandopfer noch zu andern Opfern,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,De aceea am zis: ,Să ne zidim deci un altar, nu pentru arderi de tot şi pentru jertfe:
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Derfor sa vi: La oss ta oss fore å bygge et alter, ikke til brennoffer eller til slaktoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Derfor tænkte vi: Lad os bygge dette Alter, ikke til Brændoffer eller Slagtoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Jadi, kami mendirikan mezbah, bukan untuk kurban bakaran atau untuk persembahan-persembahan kami
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,우리가 말하기를 우리가 이제 한 단 쌓기를 예비하자 하였노니 이는 번제를 위함도 아니요 다른 제사를 위함도 아니라
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Pelo que dissemos: Edifiquemos agora um altar, não para holocausto, nem para sacrifício,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Perciò abbiamo detto: Costruiamo un altare, non per olocausti, né per sacrifici
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Por eso dijimos: "Preparémonos y edifiquémonos un altar, no para holocausto ni para sacrificio
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Protož jsme řekli: Přičiňme se a vzdělejme oltář, ne pro zápaly a oběti,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Przetośmy rzekli: Uczyńmy tak, a zbudujmy sobie ołtarz, nie dla całopalenia, ani innych ofiar:
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Sentähden me sanoimme: Tehkäämme itsellemme alttari, rakentakaamme se, ei polttouhria eikä teurasuhria varten,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Zato smo rekli: Dejte, zgradimo si oltar, ne za žgalne žrtve, ne za klalne daritve,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Затова рекохме: Нека се заемем да си издигнем олтар, не за всеизгаряне, нито за жертва,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Поэтому мы сказали: соорудим себе жертвенник не для всесожжения ине для жертв,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,ונאמר נעשה נא לנו לבנות את המזבח לא לעולה ולא לזבח׃
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,فقلنا نصنع نحن لانفسنا. نبني مذبحا لا للمحرقة ولا للذبيحة
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,因 此 我 們 說 、 不 如 為 自 己 築 一 座 壇 、 不 是 為 獻 燔 祭 、 也 不 是 為 獻 別 的 祭
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,因此 我 們說 、 不如 為 自己 築 一 座 壇 、 不 是 為獻 燔祭 、 也 不 是 為獻別 的 祭
Bunları ek veya yan ürünler olarak sunabiliriz.부가 상품이나 부대 제품을 제공하거나
Bunları ek veya yan ürünler olarak sunabiliriz.ثم نعرض تلك العناصر كمنتج إضافة أو منتجات تابعة
Bunları ek veya yan ürünler olarak sunabiliriz.または別の商品として売ってもいいでしょう
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.제사장에게로 가져 갈 것이요 제사장은 그 속죄 제물을 먼저 드리되 그 머리를 목에서 비틀어 끊고 몸은 아주 쪼개지 말며
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.והביא אתם אל הכהן והקריב את אשר לחטאת ראשונה ומלק את ראשו ממול ערפו ולא יבדיל׃
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.يأتي بهما الى الكاهن فيقرّب الذي للخطية اولا. يحزّ راسه من قفاه ولا يفصله.
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.把 這 些 帶 到 祭 司 那 裡 、 祭 司 就 要 先 把 那 贖 罪 祭 獻 上 、 從 鳥 的 頸 項 上 揪 下 頭 來 、 只 是 不 可 把 鳥 撕 斷
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.把 這些 帶到 祭司 那 裡 、 祭司 就 要 先把 那 贖罪 祭獻 上 、 從鳥 的 頸項 上 揪下 頭來 、 只是 不可把鳥 撕斷
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.Bied hen de HERE aan en de priesters zullen hen met zout bestrooien als een brandoffer.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.budeš ich obetovať pred Hospodinom, a kňazi hodia na ne soli a budú ich obetovať v zápalnú obeť Hospodinovi.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.du skal bringe dem for HERRENs Åsyn, og Præsterne skal strø Salt på dem og ofre dem som Brændoffer for HERREN.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.És áldozzál velök az Úr elõtt, és a papok hintsenek sót reájok, és vigyék azokat égõáldozatul az Úrnak.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.In ju daruj pred GOSPODOM, in duhovniki naj ju potresejo s soljo ter ju darujejo kot žgalno daritev GOSPODU.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.나 여호와 앞에 받들어다가 제사장은 그 위에 소금을 쳐서 나 여호와께 번제로 드릴 것이며
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.Kteréž když obětovati budeš před Hospodinem, uvrhou kněží na ně soli, a budou je obětovati v zápal Hospodinu.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.Să -i aduci înaintea Domnului; preoţii să -i presare cu sare, şi să -i aducă Domnului ca ardere de tot.
Bunları RABbin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RABbe sunacaklar.Tuo ne Herran eteen, ja papit heittäkööt niiden päälle suolaa ja uhratkoot ne polttouhriksi Herralle.