sun ile cümle

sun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Menüye baktım ve ne hizmet sunduklarını tahmin edemezsin: Fransız usulü tost.I looked at the menu and you'll never guess what they were serving: French toast!
Ben Ji Sung Park'ım.I am Ji Sung Park.
Şuna yakından bir göz atsan iyi edersin.You'd better take a closer look at that.
Diğer şirketler benzer programlar sunuyor.Other companies offer similar programs.
İçki ve tatlı sunacağız.We'll provide drinks and dessert.
Hiçbir açıklama sunulmadı.There was no explanation offered.
Tom farklı bir bakış açısı sundu.Tom offered a different perspective.
Şundan faydalanabilirim.I can take advantage of that.
Sunmadan önce biraz serinletin.Cool slightly before serving.
Kadınlar şundan daha akıllıdır.Women are smarter than that.
Tom, Mary'ye suni teneffüs yaptı.Tom gave Mary mouth-to-mouth.
Hiçbir ayrıntı sunulmadı.No details were offered.
Size başka bir şey sunabilir miyim?Can I offer you anything else?
Şunu gördün mü, Jamal?Did you see that, Jamal?
Şunu beğendim.I like that one.
Gitarımı genellikle ön sundurmada çalıyorum.I often play my guitar on the front porch.
Tom dışarıda sundurmada.Tom is out on the porch.
Sundurmadan düştüm.I fell off the porch.
Sürücülerin uyması gereken kurallar şunlardır.The rules drivers should obey are the following.
Bunu tek başınıza mı yapıyor sunuz?Are you doing that by yourself?
Şunu dinle.Listen to that.
Olası başka çözüm önerileri sunar mısınız?Can you suggest any other possible solutions?
Tom'un sunacağı başka bir şey var mı?Does Tom have anything else to offer?
Şunlardan birini nereden alabileceğimi biliyor musun?Do you know where I can get one of those?
At şunu.Throw it.
Şunlardan birini almayacak mısın?Aren't you going to buy one of those?
Şunlardan birini alacak mısın?Are you going to buy one of those?
Tom sundurmada oturuyordu ve bir kitap okuyordu.Tom was sitting by himself on the porch and reading a book.
Şunlardan daha fazlasını istemiyorum.I don't want any more of those.
Tom dışarıda sundurmada Mary ile konuşuyor.Tom is out on the porch, talking to Mary.
Tom dışarıda sundurmada Mary ile konuşyor.Tom is out on the porch, talking to Mary.
Tom sundurma üzerinde Mary ile öğle yemeği yiyor.Tom is having lunch with Mary on the porch.
Dışarıda buradaki sundurmanın üzerinde yatmamamız gerekir.You shouldn't sleep out here on the porch.
Herkesin sunacağı özel bir şeyi vardı gibi görünüyordu.It seemed like everybody had something special to offer.
Yemek masasına doğru yol alın! Akşam yemeği sunuldu.Make your way to the dining table! Dinner is served.
Sünnet gereksizdir.Circumcision is unnecessary.
Bir oğlan babasına benzemek için sünnet edilmelidir.A boy should be circumcised to look like his father.
Sünnet acı vericidir.Circumcision is painful.
Çocukların sünneti etik değildir.Circumcision of children is unethical.
Ben sünnetli değilim.I am not circumcised.
Erkek arkadaşım sünnetli değildir.My boyfriend is not circumcised.
Sünnet derimden hoşlanıyorum.I like my foreskin.
Yeni bir birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu bulmalıyım.I need to find a new primary care provider.
Onun sünnet derisinin altında beyaz salgı vardı.There was smegma under his foreskin.
Sundurmaya çıkalım.Let's go out on the porch.
Lütfen şunların hepsini bana ver.Please give me all those.
Sen iyi bir sunucusun.You're a good presenter.
Şunlardan ikisine ihtiyacım olacak.I'll need both of those.
Tom sundurmayı süpürüyor.Tom is sweeping the porch.
Sunucuyu değiştirmemiz gerekir mi?Should we change the server?
Lütfen bana şunu gösterin.Please show me that one.
Bana şunlardan üç tanesini ver.Give me three of those.
Tom ve Mary daha önce sundurmadaydılar. Şimdi nerede olduklarını bilmiyorum.Tom and Mary were on the porch earlier. I don't know where they are now.
Tom eskiden sünger gibi içerdi.Tom used to be a heavy drinker.
Şunlar Tom'un mu?Are those Tom's?
Sami'nin IQ'sunun altmış olduğu söyleniyordu.Sami's IQ was said to be sixty.
Lütfen bana şunları gösterin.Please show me those.
Sami, Leyla'ya kalacak bir yer sunmak istedi.Sami wanted to offer Layla a place to stay.
Sami sevdiği karısını açgözlülüğün sunağında kurban etti.Sami sacrificed his loving wife on the altar of greed.
Tom'a seçenek sunmadım.I didn't give Tom choice.

İlgili Sayfalar