Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.كلمات فم الانسان مياه عميقة. نبع الحكمة نهر مندفق.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人 口 中 的 言 語 、 如 同 深 水 . 智 慧 的 泉 源 、 好 像 湧 流 的 河 水
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人口 中 的 言語 、 如同 深水 . 智慧 的 泉源 、 好像 湧流 的 河水
Bir gün tamamen sulara gömülecekĐến một ngày, nó sẽ biến mất dưới những con sóng.
Bir gün tamamen sulara gömülecekÎntr-o zi va ajunge sub valuri.
Bir gün tamamen sulara gömülecekJednoho dne zmizí zcela pod vlnami.
Bir gün tamamen sulara gömülecekΚάποια μέρα θα καταλήξει κάτω από τα κύματα.
Bir gün tamamen sulara gömülecekיום אחד, יסיים את חייו .מתחת לגלים
Bir gün tamamen sulara gömülecekيوم واحد، هو سينتهي تحت الموجات
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.(45:5) Речные потоки веселят град Божий, святое жилище Всевышнего.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Ada aliran sungai yang menggembirakan kota Allah, tempat kediaman Allah Yang Mahatinggi
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Byť i ječely, a kormoutily se vody jeho, a hory se rozrážely od dutí jeho. Sélah.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Choćby zaszumiały, a wzburzyły się wody jego, i zatrzęsły się góry od nawałności jego. Sela.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Có một ngọn sông , dòng nước nó làm vui thành Ðức_Chúa_Trời , Là nơi thánh về chỗ ở của Ðấng_Chí cao .
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Có một ngọn sông, dòng nước nó làm vui thành Ðức Chúa Trời, Là nơi thánh về chỗ ở của Ðấng Chí cao.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.En Flod og dens Bække glæder Guds Stad, den Højeste har helliget sin Bolig;
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Este un rîu, ale cărui izvoare înveselesc cetatea lui Dumnezeu, sfîntul locaş al locuinţelor Celui Prea Înalt.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Fremano, si gonfino le sue acque, tremino i monti per i suoi flutti
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Há um rio cujas correntes alegram a cidade de Deus, o lugar santo das moradas do Altíssimo.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Hay un río cuyas corrientes alegran la ciudad de Dios, el santuario, morada del Altísimo
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Je reka, potoki njeni razveseljujejo mesto Božje, kraj presveti prebivališč Najvišjega.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.한 시내가 있어 나뉘어 흘러 하나님의 성 곧 지극히 높으신 자의 장막의 성소를 기쁘게 하도다
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Laat het water maar bruisen en kolken; laten de bergen maar wankelen door de kracht van het water.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Nech hučia a penia sa jeho vody; nech sa trasú vrchy od jeho veleby! Sélah.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.om än dess vågor brusade och svallade, så att bergen bävade vid dess uppror. Sela.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.om dets bølger bruser og skummer, og fjell bever ved dets overmot. Sela.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.vaikka sen vedet pauhaisivat ja kuohuisivat ja vuoret vapisisivat sen raivosta. Sela.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Zúghatnak, tajtékozhatnak hullámai; hegyek rendülhetnek meg háborgásától. Szela.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.Има една река, чиито води веселят Божия град, Свето място, гдето обитава Всевишният.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.נהר פלגיו ישמחו עיר אלהים קדש משכני עליון׃
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.نهر سواقيه تفرح مدينة الله مقدس مساكن العلي.
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.有 一 道 河 . 這 河 的 分 汊 、 使 神 的 城 歡 喜 . 這 城 就 是 至 高 者 居 住 的 聖 所
Bir ırmak var ki, suları sevinç getirir Tanrı kentine, Yüceler Yücesinin kutsal konutuna.有 一 道 河 . 這河 的 分汊 、 使 神 的 城歡喜 . 這城 就 是 至 高者 居住 的 聖所
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Aaron şi -a întins mîna peste apele Egiptului; şi au ieşit broaştele şi au acoperit ţara Egiptului.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Arão, pois, estendeu a mão sobre as águas do Egito, e subiram rãs, que cobriram a terra do Egito.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.A-rôn giơ tay mình trên các sông rạch xứ Ê-díp-tô, ếch nhái bò lên lan khắp xứ.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.A-rôn giơ tay mình trên các sông_rạch xứ Ê - díp-tô , ếch_nhái bò lên lan khắp xứ .
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Då räckte Aron ut sin hand över Egyptens vatten, och paddor stego upp och övertäckte Egyptens land.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Entonces Aarón extendió su mano sobre las aguas de Egipto, y subieron ranas que cubrieron la tierra de Egipto
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.És kinyujtá kezét Áron Égyiptom vizeire, és békák jövének fel és ellepék Égyiptom földét.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.In iztegne Aron roko svojo nad vodami Egipta, in žabe so prilezle na dan in pokrile deželo Egiptovsko.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.I vztáhl Aron ruku svou na vody Egyptské; a vystoupily žáby a přikryly zemi Egyptskou.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.아론이 팔을 애굽 물들 위에 펴매 개구리가 올라와서 애굽 땅에 덮이니
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Maka Harun mengacungkan tongkatnya ke atas semua air, lalu muncullah katak-katak memenuhi seluruh negeri
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Niin Aaron ojensi kätensä Egyptin vetten yli, ja sammakoita nousi, ja ne peittivät Egyptin maan.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Og Aron rakte sin Hånd ud over Ægyptens Vande. Da kravlede Frøerne op og fyldte Ægypten.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Og Aron rakte ut sin hånd over Egyptens vann, og froskene kom op og dekket hele Egyptens land.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Vtedy vystrel Áron svoju ruku na egyptské vody, a vyšly žaby a pokryly Egyptskú zem.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.Аарон простер руку свою на воды Египетские; и вышли жабы и покрыли землю Египетскую.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.И Аарон простря ръката си над египетските води и възлязоха жабите и покриха Египетската земя.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.ויט אהרן את ידו על מימי מצרים ותעל הצפרדע ותכס את ארץ מצרים׃
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.فمدّ هرون يده على مياه مصر. فصعدت الضفادع وغطت ارض مصر.
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.亞 倫 便 伸 杖 在 埃 及 的 諸 水 以 上 、 青 蛙 就 上 來 遮 滿 了 埃 及 地
Böylece Harun elini Mısırın suları üzerine uzattı; kurbağalar çıkıp Mısırı kapladı.亞倫 便 伸 杖 在 埃及 的 諸水 以上 、 青蛙 就 上 來遮滿 了 埃及 地
Bu bir mavi balina. Bu sularda,이 사진은 대왕고래(Blue Whale)입니다.
Bu bir mavi balina. Bu sularda,זהו לוויתן כחול. יש לנו ליוויתנים כחולים
Bu bir mavi balina. Bu sularda,هذا حوت أزرق. لدينا حيتان زرقاء
Bu bir mavi balina. Bu sularda,インド洋周辺で彼らを見ることができます
Bu erkek mümkün olduğunca hızlı yemek zorunda Bu soğuk sularda vücut sıcaklığı hızla düşüyorAcest mascul trebuie să mănânce cât poate de repede, în aceste ape reci temperatura corpului său scade rapid.
Bu erkek mümkün olduğunca hızlı yemek zorunda Bu soğuk sularda vücut sıcaklığı hızla düşüyorЭтот самец должен поторопиться, ведь в холодной воде его тело быстро остывает.