Akımıyla yeraltı (45%), kar (35%) ve yağış (20%) sularından oluşur.Prevláda snehový (36%) a podzemný (30%), ďalej nasledujú dažďový (20%) a ľadovcový (14%).
28 Eylül 1970 tarihinde saat 17:16 sularında bir kalp krizinden dolayı yaşamını yitirdi.Zomrel 5. októbra o 19:50 na zlyhanie srdca.
Ben Hildebrand ve 12 yaşındaki Eric Kirby Isla Sorna adası civarındaki sularda parasailing yapmaktadırlar.Ben Hildebrand in 12 letni Eric Kirby odideta na vožnjo s padalom okoli otoka Isla Sorna.
Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar.Ta bitja najdemo ob južni in zahodni avstralski obali in se v glavnem zadržujejo v plitvih, toplih vodah.
Bu türlerin 1.200'ünden fazlası derinliği 200 m'yi geçen sularda yaşar.Okoli 1.200 vrst biva v področjih, ki so globlja od 200 m.
Soğuk Labrador Akıntısı burada Gulf Stream'in sıcak suları ile karışır.Na tej točki se hladna voda labradorskega toka spusti pod plast tople vode.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.Približno 85% dotoka vode je posledica pritokov, 13% je zaradi padavin in 2% zaradi podzemnih vodnih virov.
Artık bu sular Sultansazlığı'na ulaşamıyor.V tem primeru ne govorimo več o idelnem plinu.
Sıla yine güvenli sularda.Puščava je zopet varna.
Suları temizdir.Vode so brakične.
Pîrî Reis, sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalıştı.Desetletje je delal za “podzemno” vlado na Kavkazu.
Bir felaket sonucu okyanusun sularına gömülmüştü.Njene posmrtne ostanke so pokopali v morju.
Antik çağlarda gemiler yalnızca sakin sularda ve ırmaklarda kullanılabiliyordu.Reaktivni čolni so bili sprva namenjeni uporabi na plitkih in hitrotekočih rekah.
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.Nato z vlakom izgine v neznanem času.
Kendisi sulara gömülür.Pokopan je na Vrhniki.
Yarıkların oluşmasından sonra birçok şehir sular altında kalmıştır.Po potopitvi je v vodi ostalo na stotine ljudi.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.85 % vandens ežeras gauna iš intakų, 13 % iš kritulių, 2 % iš požeminių vandenų.
Suları temizdir.Vanduo skaidrus.
Gölün suları tatlıdır.Ežero vanduo šarmingas.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.Gresiant pavojui jie neria į vandenį.
Güçlü rüzgârlarda küçük şelalelerin suları dağa kadar savrulur.Esant didesniam vėjui, mažesnių krioklių vanduo gali netgi tekėti į kalną.
Sıla yine güvenli sularda.Vyksta sekliuose vandenyse.
Glacius: Akan suları dondurma büyüsüdür.Kriokliu tekėjo tirpstančių ledynų vanduo.
Böylece Nil'in sularının ne kadar yükseldiği düzenli olarak saptanabiliyordu.Tuo metu pradėta surašinėti gyventojus ir reguliariai matuoti Nilo vandens lygį.
Belirtilen rakamlara, ülkelerin iç suları (göl, gölet, nehir) dahil edilmiştir.Daugiau jų aptinkama prie vandens telkinių (upių, ežerų, jūros).
Altay yaratılış destanında başlangıçta her yerin sularla kaplı olduğu anlatılmaktadır.Rigvedoje minima, kad pasaulio pradžioje Vritra laikė pagrobęs visus pasaulio vandenis.
Adana Demirspor gençlik futbol antrenman sahası da kulübün Sular bölgesindeki ofisinin yanında yer almaktadır.Vaikų futbolo klubas „Granitas” naudojasi aikštynu šalia ligoninės.
Hazirandan itibaren som balıkları denizden tatlı sulara üremek için gelirler.Vasario mėnesį apsiplunksnavę jaunikliai išplaukia į jūrą maitintis savarankiškai.
Daha çok yağmur suları ile beslenir.Maitina daugiausia lietaus vandenys.
Daha sonraki yıllarda buralardaki sular çekilmiş ve insanlar bu bölgeye yerleşmişler.Galiausiai, krašte įsivyravo sausra, ir gyventojai šią vietą apleido.
Hidrojeoloji, yeraltı sularını inceleyen bilim dalı.Hidrogeologija tiria požeminius vandenis.
Deniz alabalığı hayatının çoğunu okyanuslarda geçirir ve sadece yumurtlama için tatlı sulara geri döner.Didžiąją gyvenimo dalį praleidžia vandenyje, į sausumą grįžta tik veisimosi periodu.
Uzak durmaya çalışıyorlar ama çamurlu sular Bernal’ın kaplıcasındaki saydam sularında belirirler.Pietvakariuose išteka upelis link Vernijo ežero intako Termento upelio (Baltosios Ančios baseinas).
Şelalenin suları üç kademe halinde, 30–40 m yükseklikten düşmektedir.Kartais šių rifų viršūnės siekia 30–40 metrų žemiau vandens paviršiaus lygio.
Göl sularının yüksekliği değişkendir.Ežerų spalva keičiasi.
Nihayetinde Pazar günü sabah Saat 10.00 sularında gelin çıkarılır.Jumalateenistused on igal pühapäeval algusega kell 10.00 Paide kirikus.
Etrafı sularla çevrilidir.Maapind on ümbritsetud veega.
Bütün sular kana dönüştü.Kõik uppunud muutusid vee all kivideks.
Taşan sular kuzeybatı ve güneybatıda daha yoğundu.Asustus oli tihedam põhja- ja kaguosas.
Nehrin suları yağmur, kar ve kaynaklardan gelir.Jõgi toitub lumesulamisveest, vihmast ja põhjavetest.
Yeryüzündeki sulardan sorumludur.Maapind on Maa pind.
Suları temizleyen teknik önlemler."Reovee puhastamise tehnoloogilised võimalused".
Termal suları pek çok hastalığa iyi gelmektedir.Rebased on vastuvõtlikud paljudele nakkushaigustele.
Anktarktik deniz buzlarında ve göl sularında bulunur.Jäätumise tunnuseid on leitud Sahara kõrbes ja mujal.
Şelalenin suları, en uç noktadan tabana doğru düşerken 807 metre boyunca hiçbir engele çarpmadan ilerler.Samuti on see pikima vee vabalangemisega juga maailmas, selle takistuseta langus on 807 m.
Güneş, deniz, temiz hava, şifalı sular, çevre ve iklim imkanlarından yararlanılmaya çalışılmaktadır.See eeldab head kliimat, värsket õhku, puhast vett, päikest, rikkumata loodust.
Dünyanın bütün okyanuslarında ve ılıman tropikal sularda bulunur.Neid leidub kõigis ookeanides nii külmades kui ka troopilistes vetes.
Tarımsal faaliyetlerde bu sular kullanılmaktadır.Populatsioonigeneetilistes töödes kasutatakse tähist Ne.
Saat 15:30 sularında enkazlardan çıkarılan yaralılar hastanelere ulaştırılmaya başlandı.Kell 13.31 hakkasid kiirabiautod haavatuid ära viima.
Yaz kış buz gibi kaynak suları vardır.Talvel kasutatakse vee allikana lund.
En önemli suları Sarımerge ve Çimgon sularıdır.Neist tähtsamad on Paunküla ja Soodla veehoidla.
Bu antlaşmanın bazı şartları şunlardır: Venedikliler Osmanlı sularında ticaret yapma hakkını kazandılar.Alles saja aasta pärast suutsid Veneetsia kaupmehed saavutada kauplemisõiguse Osmanite riigi sadamates.
Sular yamaçtan gür bir karstik kaynak olarak çıkar.Nõos neelduv vesi avaneb Kurekivi allikatena.
Mangal kömürleri suların arıtılması ve temizliğinde de kullanılmaktadır.Laialt on ioniidid kasutuses vee pehmendamises ja puhastamises.
Daha sonra Napolyon onu siyasetin çamuruna ve bataklıklı sularına sürükleyecekti.Sõjatee viis teda veel Sangla ja Rannu mõisa.
Ovanın büyük bir bölümünü sular.Nad kaevavad suuri urge.
Nehrin büyük bir kısmı yağmur sularından oluşur.Enamik jõe veest pärineb sulanud lumest.
Egenin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.Lapiti on säilinud üksikud kuivendusmõjudega madalsoosiilud.
Sular 2008'den sonra evlerden akmaya başladı.Eriti kiiresti on jää hakanud sulama pärast 2002. aastat.
1986'dan beri çatıda biriken yağmur sularını topluyoruz이것은 1986년의 일입니다. 어느 엔지니어나 건축가도 생각지 못한 일이었죠