Batı Pasifik'teki sığ sularda bulunur.Występuje w wodach wschodniego Oceanu Spokojnego.
Suları çok.Wielka woda.
Bazıları sularda, çoğunlukla tatlı sularda bulunur.Przeważnie żyją w morzach, niektóre w wodach słodkich.
Suları temizdir.Woda jest bardzo czysta.
Kendisi sulara gömülür.Pochowany w Brodach.
Suları çok berrak ve derindir.Zamieszkuje wody dość głębokie i otwarte.
Güney tarafında kaynak sularla beslenen bir hendek vardı.Po jej południowej stronie jest źródełko z wodą.
Bu tip sulara vadoz su adı verilir.Z tego źródła wypływa tzw. święta woda.
Sıcak ve tropikal sularda yaşarlar.Tarło odbywają w ciepłych i tropikalnych wodach oceanicznych.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Bytuje zazwyczaj w płytkich wodach blisko brzegu, najczęściej w strefie pływowej.
Egenin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.Utwory solowe na głos dziecięcy.
Termal sıcak sular manto kaynaklıdır.Płaszcz ocieplony jest watoliną.
Tüm yıl boyunca açık denizde derin sularda yaşarlar.W ciągu lata przebywają na głębszych wodach.
Atlas Okyanusu'nun batısında, Florida'dan Brezilya'ya kadar uzanan Karayip Denizi sularında bulunur.Zamieszkuje tropikalne wody zachodniego Atlantyku, od Florydy po Brazylię.
Dayanıklı balıklardandırlar; fazla oksijen bulundurmayan sularda yaşayabilirler.Ryba drapieżna, może przebywać w wodach o niskiej zawartości tlenu.
Alaca yunus sığ suları tercih eder.Tarpon indyjski preferuje spokojne wody.
Saat 15:30 sularında enkazlardan çıkarılan yaralılar hastanelere ulaştırılmaya başlandı.Wszyscy zabici i ranni znaleźli się w szpitalu do 21:30.
Sıla yine güvenli sularda.Las był znowu bezpieczny.
18 Nisan 1906'da saat 5:12 sularında, büyük bir deprem San Francisco'yu ve Kuzey Kaliforniya'yı vurdu.18 kwietnia 1906 o 5:12 silne trzęsienie ziemi obróciło miasto w ruinę.
En iyi istiridyeler akıntılı sularda yetişir.Optymalny rozwój osiąga w wypłycających się zatokach jezior.
Aynı zamanda buraya kadar olan kısımda kanalizasyon suları da tahliye edilmiştir.Co jakiś czas były również przerywane dostawy wody.
Sobek: Sular Tanrısı Sekhmet: Savaş ve yıkımın tanrıçasıdır.Mangala – jako bóstwo, jest bogiem sporu, zniszczenia i wojny.
Kıyılarda sığ sularda dolaşarak avlanırlar.W wodach przybrzeżnych polują morświny.
Sığ sularda avlanırlar.Polują w wodzie.
Beslenmek için sığ suları tercih ederler.Preferuje swieżą wodę.
Yürüdüğü yerlerden sular fışkırır.W miejscach jej rozwoju powstają plamy.
Suların efendisi olarak adlandırılır.Nazywany jest Królem Morza.
Köyün içme suları, dağlardan çıkan kaynak sularıdır.Góry stanowią źródło słodkiej wody.
Salins, adını tuzlu sularına borçludur, banyo ve içme amacıyla kullanılır.Salins har fått sin namn för sitt salthaltiga vatten, använt för bad och som dryck.
Suları temizdir.Vattnet är rent.
Aynı gün saat 16:00'da ilk gemi Juminda Körfezi'nin mayınlı sularına ulaştı.Klockan 16.00 närmade sig det första fartygen Jumindahalvöns hårt minerade vatten.
Çin'in su alanları için yalnızca iç sularını kapsar.Nam Kun är ett vattendrag i Kina.
Bu tip sulara vadoz su adı verilir.Reservatet omfattar vattendraget med detta namn.
Suların akışına hükmederler; sular onların müdahalesiyle hızlı veya yavaş akar.Dessa lever ett tag fritt i vattnet (pelagiskt) men senare sjunker de mot botten.
Avustralya'nın iç bölgelerinde yaşayan populasyonlar, suların ortaya çıkıp kurumasıyla yer değiştirirler.Populationer i Australien nomadiska då vattensamlingar i inlandet uppstår för att sedan torka ut.
Sularının pH değeri 8,2'dir..Vattenlösningens pH blir ca 8,6.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.Omkring 85 % av vattnet kommer från tillflödeskanalerna, 13 % från nederbörd och 2 % från grundvatten.
Esme sırasında altlarındaki okyanus sularını da sürüklerler.De gömmer sig under tiden i vattendragets botten.
Antik çağlarda gemiler yalnızca sakin sularda ve ırmaklarda kullanılabiliyordu.Förr i tiden kunde konstgjorda öar vara flytande strukturer i lugna vatten.
Tatlı sularda yaşarlar ve insanlar gibi ölümlülerdir.De lever i sötvatten och är rovdjur.
Nehir sonra 290 kilometre (180 mil) çölün içinden kuzeye doğru akar ve Tarım Nehrine sularını boşaltır.Floden rinner därefter 290 km norrut genom öknen och rinner ut i Tarimfloden.
Etrafı sularla çevrilidir.Hela området omges av vatten.
Tam bu sıralarda Nil Nehri suları inmeye başladı.Därifrån skulle vattnet falla ner till floden Nera.
Göldeki sular Aktakan Deresi'ne akmaktadır.Vattenkvaliteten i sjön är fortfarande försvarligt.
Bu durumda Ay'a yakın yerdeki sular ay tarafından kendine doğru çekilirler.Här på floden närmar månen sig människorna.
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.Förbandet har möjlighet att förflytta sig såväl på land som på vatten.
Anlamı ak sular, beyaz nehir.För andra betydelser, se Sungai Putih.
Takımada, çevresi sularla kaplı iki ya da daha fazla toprak parçasının oluşturduğu adalar topluluğudur.Ett fiskevårdsområde kan i Sverige bildas av fiskevatten som tillhör två eller flera fastigheter.
Göç eden balıklar şu şekilde sınıflandırılabilir: Tuzlu sular ve tatlı sular arasında göç eden balıklardır.Vandringen klassificeras enligt följande: Diadrom – fiskart som vandrar mellan saltvatten och sötvatten.
"Şiirin dip sularında, Bütün şiirler-4", Çekirdek Yayınlar.Officiell hemsida på TV4.se ^ ”Hela Sverige bakar”.
En iyi istiridyeler akıntılı sularda yetişir.Bäst lämpad att fiska med i strömmande vatten.
Copella meyve suları% 100 saf preslenmiş elmalardan üretilmiştir.Cachaça 51 är ett sockerrörsdestillat producerat på 100% rena krossade sockerrör.
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.Under vintern vandrar den till djupare vatten.
Zerdüştçülük’te bir denizin derin sularından çıkan, ölümsüzlük sağlayıcı gaokerena ağacı.Arten är en djuphavsart som lever vid (och nära) bottnen.
Suları Deniz Gölü'ne akmaktadır.Hon gör nu kryssningar i Vesijärvi.
Elverişli kıyı sularında büyük sürüler meydana getirir.Vid kusten kan kraftiga så kallade fallvindar uppstå.
Gölgelik sığ sularda ayakta durarak ya da yavaşça hareket ederek balıkları avlar.Hägern väntar passivt vid ett ställe eller går med långsamma steg.
Taşkın suların gerilemesinden sonra ürünlerin gelişme mevsimi Ekim'den Şubat'a kadarki dönemdi.Efter att vattnet drog sig tillbaka sådde man och lät grödorna växa från oktober till februari.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Ibland kommer de upp på land, men håller sig då nära stranden.
Yağmur suları kapanı tetiklemez.Man bör inte vara helt beroende av regnvatten.