Ana içeriğe geç
Sözlük

sular ile cümle

sular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kendini sulara bırakır.Eles tentam evitar afogamentos.
Sularda yıkanmayı severler.Lavar em água.
Bu durum bir zamanlar bu bölgenin deniz suları altında olduğunu göstermektedir.Registro de marcas da época em que a região estava no fundo do mar.
Kuzey ucunda bir ayakla fazla suları Sakarya Irmağı’na boşalır.«Sendas com um pé na final da Copa Rio».
Saat 14:00 sularında misogi uygularken, birden tüm öğrendiğim dövüş tekniklerini unuttuğum.Ao cair da noite, cerca de 21h00, todas as formações prussianas haviam deixado a batalha.
Sıcak ve tropikal sularda yaşarlar.Vive em águas temperadas tropicais.
Güneye akan sular, Brezilya akımını oluşturan batı sınırını oluşturur.O verdadeiro sentido de brasilidade é a Marcha para o Oeste.
Tüm türleri göçmendir ve kış mevsiminde daha sıcak sulara göçerler.São predominantemente residentes, mas alguns indivíduos migram para zonas mais quentes no inverno.
Yeraltı suları, yer yer ortaya çıkar ve bol miktarda bulunmaktadır.Boven de aarde is een laag water, daarboven ligt een reeks hemels.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Hij doet mij neerliggen in grazige weiden; Hij voert mij zachtjes aan zeer stille wateren.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).In de buitenbocht loopt daardoor het water hoger op dan in de binnenbocht.
Mozart, 5 Aralık 1791 tarihinde gece 1 sularında Viyana'da ölür.Mozart overleed om vijf minuten voor één uur op 5 december 1791.
Suları temizdir.Het water is te schoon.
MÖ 709'da gerçekleşen bir fırtına sonrasında Herm ile ilişkisini sağlayan alan sular altında kalmıştır.Er wordt verteld dat een storm in 709 de smalle landverbinding met Herm heeft weggeslagen.
Uykudan uyanan Baykal kendi sularını titretti.6 Elder Dragons die sliepen zijn uit hun slaap gewekt.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.God voorspelde het water van de doop.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.In stromend water kan dat gevaarlijk zijn.
Her yer sularla kaplıydı.Aan alle zijden was het door water beschermd.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
Derin suları tercih ettikleri görülür.Ze geven de voorkeur aan diep water.
Balıkçılık da önemli bir gelir kaynağı olup, körfez sularında her türlü balık bulunur.Visvangst is hun belangrijkste bron van inkomsten, wat u verzekert van verse vis in alle restaurants.
Etrafı sularla çevrilidir.Het werd omringd door water.
Dibe çöken bu suyun yerine soğuk sular gelir.Bij vloed komt hier koud mineraalwater naar boven.
Maygıl ise suların tanrısıdır.Njord is de god van de zee.
Toplaklar değişik nedenlerle oluşabilirler: yağmur suları, kar erimeleri gibi.Dit kan verschillende oorzaken hebben: getijde regenval smelten van sneeuw
Narlıgöl yer altından sıcak su kaynaklarıyla beslenmesi nedeniyle minarelce zengin, suları acı bir göldür.Dankzij de zachte maar warme lente heeft Lapta rijke waterbronnen en een vruchtbare grond.
Batı Büyük Okyanus'un tropik sularında yaşar.Hij komt voor in de tropische wateren in het westen van de Grote Oceaan.
Bu arada kabaran suların arkasında bulunan boşlukları yanlardan gelen sular doldurur.Watervogels vermijden wateroppervlaktes die bedekt zijn met de varen.
Adanın etrafı ise soğuk körfez suları ve bolca köpekbalığı ile çevriliydi.De rivier stroomt door een brede vlakte met vele bochten en hoefijzermeren.
Sular yukarıdan gelir.Boven water komen.
"Round Midnight" ('Round midnight veya around midnight) Türkçede "gece yarısı sularında" anlamına gelmektedir.Midnight rocks heeft niets te maken met rock rond het middernachtelijk uur.
Anlamı ak sular, beyaz nehir.Samen met de Groene Rivier vormt ze het Witte Water.
Göl, son Buzul Çağı'nın sonlarında, eriyen buzul suları ile beslenmiştir.De Steengrub is ontstaan in de laatste ijstijd (het Weichselien) door afstromend smeltwater.
(Etesios rüzgarları nehrin tersine eserek onun denize dökülmesini engelliyorlarmış ve sular da taşıyormuş.)(De zeeschepen liggen niet aan de kade wegens ondiepten, er moet op het water worden overgeladen in aken).
Bu suların en önemli özelliği kışın sıcak yazın soğuk olmasıdır.Deze waterlaag is in de winter het warmste en in de zomer het koudste.
Fakat genelde çok düz olan bu adalar sıklıkla sular altında kalır.Nadeel was wel dat deze weilanden vaak onder water stonden.
Nihayetinde Pazar günü sabah Saat 10.00 sularında gelin çıkarılır.Op zaterdagen wordt om 15:00 uur de zondag ingeluid.
Tam 24 farklı balina türü bu adanın sularında kaydedilmiştir.Er zijn 202 verschillende soorten vogels waargenomen op het eiland.
Bu kaplıca sularının şifalı olduğuna inanılır.Men gelooft dat het warme water van deze bron geneeskrachtig is.
Bulanık sularda balık tutmaya mı çalışıyorsun?Probeer je te vissen in troebel water?
Bulanık sularda balık tutmaya mı çalışıyorsun?Proberen jullie te vissen in troebel water?
Küba televizyon raporlarına göre kıyıdaki Surgidero de Batabano şehrinin %90'ı sular altında kalmıştır.Według lokalnej telewizji przybrzeżne miasto Surgidero de Batabano zostało zalane w 90 procentach.
"Tıva'nın Mineralli Suları (Минеральные воды Тувы)."Rozlewnia wód mineralnych (woda "Talskaja").
29 Temmuz: Sabah 1:30 sularında Vincent öldü.29 lipca we wtorek, o godz. 1.30 w nocy Vincent van Gogh zmarł.
Alaska açıklarında olduğu gibi daha soğuk sularda yumurtaların tamamen gelişmesi 10 ayı bulabilmektedir.W zimniejszych wodach, na przykład opływających Alaskę, może minąć 10 miesięcy, nim jaja rozwiną się.
Bunlardan bazılarının suları yazın tamamen kurur.Podczas lata część z nich całkowicie wysycha.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Oddzielisz ziemię od ognia, subtelne (lotne) od gęstego, z wolna, z wielką zręcznością.
Suları Çağlayan Deresi'ne akmaktadır.Pojawiają się w pobliżu wód płynących.
Hızlı akan sularda yaşar.Nie występuje w wodach szybko płynących.
Yağmur suları kapanı tetiklemez.Niestety, deszcze nie ustawały.
Göl sularının yüksekliği değişkendir.Poziom wody w jeziorze jest zmienny.
Kış aylarında daha derin sulara göç eder.Na zimę przenosi się do głębszych wód.
Yaşam ağacını sular.Potrząsa on drzewem życia.
Saat 19:30 sularında gazete binasından çıkan Abdi İpekçi arabasına bindi.Około 23:30 przez bramę placówki wyjechał opancerzony samochód ambasadora.
Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu.A wyschła jej woda, by dla królów ze wschodu słońca droga stanęła otworem."
Belirtilen rakamlara, ülkelerin iç suları (göl, gölet, nehir) dahil edilmiştir.Do wartości powierzchni wliczono wody śródlądowe (jeziora, zbiorniki wodne, rzeki).
1966'da ölümünden sonra "Yeraltı suları okyanusa akıyor" romanı yayınlandı.Jako pisarz zadebiutował w 1966 powieścią Powracający z morza.
Yüzey suları, temel su kaynağıdır.Głównymi źródłami wody są wody powierzchniowe.
Ayrıca güzel kaynak suları vardır.Występuje również woda źródlana.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.To wielkie wydarzenie, bowiem smoki w Europie są bardzo rzadkie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod