Kıtasal kaynaklardan elde edilen tortu, sığ sularda birikmiştir.Sediment derived from continental sources was deposited in shallow water.
Suları temizdir.Das Wasser ist sehr sauber.
Göl suları azaldığı yaz aylarında mikroorganizmalardan dolayı kırmızı bir renk alır.Im Sommer färbt sich sein Wasser durch die Blüte von Mikroalgen rot.
Tuzlu ve tatlı sularda avlanabilirler.Sie sind an Süß-, Salz- und Brackgewässern zu finden.
Yürüdüğü yerlerden sular fışkırır.Aus dessen Seitenwunde floss das Wasser.
"Round Midnight" ('Round midnight veya around midnight) Türkçede "gece yarısı sularında" anlamına gelmektedir.Übersetzt bedeutet es so viel wie „nachts hingestellt“ (türk. gece: Nacht).
Çok kirli sularda yaşayabilir.Il peut aussi vivre dans des eaux turbides.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Comme de nombreux Céphalopodes d'eaux profondes, le vampire des abysses n'a pas de sac à encre.
Kendisi sulara gömülür.Il s'enfonce dans les eaux.
Ayrıca güzel kaynak suları vardır.Ils ont aussi une fontaine d'eau claire.
Amiral gemisi kısa sürede, 1.600 kişiyle birlikte sulara gömülüyor.Le navire sombre rapidement, emportant près de 1 000 victimes.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Los tiburones y ráyidos son poco frecuentes en aguas europeas.
Yine de, önceden hazırlık yapıldığı takdirde bazı tanklar daha derin suları aşabilirler.Con preparación algunos tanques pueden vadear aguas considerablemente más profundas.
"Fıratın Sularıyla Yıkanmış Sözler".Un dialecto con toda la barba".
İlkbahar da göl suları yükselerek kıyıları kaplamakta, yaz aylarında ise geri çekilmektedir.Antes de que la alcancen, ella escala un árbol para refugiarse y pasa la noche allí.
Suları temizdir.Las Aguas Sagradas.
Hurley ve Charlie, Jack'ten azalan suları hakkında ne yapılması gerektiğine karar vermesini isterler.Hurley e Charlie vogliono che Jack decida come gestire la mancanza di acqua.
Bunun üzerine entler Isen Nehri’nin sularını bölgede toplamaya karar verdi ve nehrin yönünü değiştirdi.Marshall decise di usare la forza naturale del fiume per scavare ed allargare il canale.
Sessiz ve sakin suları severler.Amano la vita semplice e tranquilla.
Açık sularda nadiren dolaşırlar.Solo di rado si spinge in acque aperte.
Uzunluğu 10 km, Gölden çıkan sular menderesler çizerek denize ulaşır.10 km² da Scoffie fino al mare.
Daha sonra 1930'lu yıllardaki deprem nedeniyle kuyu suları acılaşır.A causa di una grave siccità il deserto si sta allargando fin dagli anni sessanta.
Birinci kat sular altında kaldı.Первый этаж был затоплен.
İstanbuldere Samanlı Dağları'na yağan yağmur ve kar suları ile beslenir.Питание в горах снеговое и дождевое; весенне-летнее половодье.
Bu sular çıkış noktasında oldukça soğuktur.Вода в источнике очень холодная.
"Tıva'nın Mineralli Suları (Минеральные воды Тувы)."«Минеральные воды Тувы.»
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Конфликты между собаками и кошками не являются редкостью в городской среде.
Belirtilen rakamlara, ülkelerin iç suları (göl, gölet, nehir) dahil edilmiştir.Площади даны с учётом внутренних вод (озёра, водохранилища, реки).
Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır.И в зависимости от того, на какую высоту поднималась вода, можно было определить температуру.
Notilus, Güney Pasifik'in derin sularında yaşar.Обитают в глубоких водах юго-западной части Тихого океана.
Sular beş metreye kadar yükseldi.Вода в реке поднималась до 15 футов.
Şehrin adı da Tupi yerlisi dilinden gelmektedir ve "Saklı Sular" anlamına gelir.Название провинции также пришло из саамских языков и означает «обильная вода».
Carteret İlçesi'nde sel suları 5000 dolar zarara yol açtı.في مقاطعة كارتيريت، مياه الفيضان دولار 5,000 في الضرر.
Altay yaratılış destanında başlangıçta her yerin sularla kaplı olduğu anlatılmaktadır.في البداية بدا الأمر وكأن شيئا يطفو على الماء.
Suları Çağlayan Deresi'ne akmaktadır.بُجْمَة وتعني رشفة (من الماء).
Bu suların en önemli özelliği kışın sıcak yazın soğuk olmasıdır.مشروبه المفضل هو الشاي الثقيل صيفاً شتاءً.
Tethys—Yeraltı suları.لعبة الهوكي تحت الماء.
Manitoba, ılımanlaştıran dağ silsilelerinden veya büyük sulardan çok uzaktadır.Manitoba está longe das influências moderadoras de cadeias montanhosas ou grandes corpos de água.
Sularının şifa özelliği vardır.Se têm alguma virtude particular as suas águas.
Hurley ve Charlie, Jack'ten azalan suları hakkında ne yapılması gerektiğine karar vermesini isterler.Hurley e Charlie querem que Jack decida como fazer com a escassez de água, no entanto, ele recusa.
Suları tuzlu ve sodalıdır.Tudo era oceano e água salgada.
Yetişkin erkekler yazın kutup sularına göç eder.As jovens cegonhas adoptam a plumagem adulta no segundo verão.
Her iki akarsu da Basra Körfezi’ne sularını boşaltırlar.Ambos os países extraem o lítio nas piscinas de água salgada.
Sularda yıkanmayı severler.Lavar em água.
Saat 14:00 sularında misogi uygularken, birden tüm öğrendiğim dövüş tekniklerini unuttuğum.Ao cair da noite, cerca de 21h00, todas as formações prussianas haviam deixado a batalha.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Hij doet mij neerliggen in grazige weiden; Hij voert mij zachtjes aan zeer stille wateren.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
Batı Büyük Okyanus'un tropik sularında yaşar.Hij komt voor in de tropische wateren in het westen van de Grote Oceaan.
"Round Midnight" ('Round midnight veya around midnight) Türkçede "gece yarısı sularında" anlamına gelmektedir.Midnight rocks heeft niets te maken met rock rond het middernachtelijk uur.
(Etesios rüzgarları nehrin tersine eserek onun denize dökülmesini engelliyorlarmış ve sular da taşıyormuş.)(De zeeschepen liggen niet aan de kade wegens ondiepten, er moet op het water worden overgeladen in aken).
Hızlı akan sularda yaşar.Nie występuje w wodach szybko płynących.
Yaşam ağacını sular.Potrząsa on drzewem życia.
Ayrıca güzel kaynak suları vardır.Występuje również woda źródlana.
Termal sıcak sular manto kaynaklıdır.Płaszcz ocieplony jest watoliną.
Sığ sularda avlanırlar.Polują w wodzie.
Aynı gün saat 16:00'da ilk gemi Juminda Körfezi'nin mayınlı sularına ulaştı.Klockan 16.00 närmade sig det första fartygen Jumindahalvöns hårt minerade vatten.
Suların akışına hükmederler; sular onların müdahalesiyle hızlı veya yavaş akar.Dessa lever ett tag fritt i vattnet (pelagiskt) men senare sjunker de mot botten.
Etrafı sularla çevrilidir.Hela området omges av vatten.
Tam bu sıralarda Nil Nehri suları inmeye başladı.Därifrån skulle vattnet falla ner till floden Nera.
Göldeki sular Aktakan Deresi'ne akmaktadır.Vattenkvaliteten i sjön är fortfarande försvarligt.