Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Chi negherà viver la Terra, e la Acqua, le quali danno vita agli animali generati da loro?»
Nehir suyunun 50-55% kadarı eriyen kar sularından oluşmaktadır.Circa il 50-55% della quantità d'acqua a disposizione del fiume deriva dallo scioglimento delle nevi.
Bunun üzerine entler Isen Nehri’nin sularını bölgede toplamaya karar verdi ve nehrin yönünü değiştirdi.Marshall decise di usare la forza naturale del fiume per scavare ed allargare il canale.
Donanma, saat 05:15 sularında bombardımana başladı.L'artiglieria cominciò il bombardamento alle 05:30.
Fazla sularını Kura Nehrine boşaltır.Presto, buttala in quel secchio d'acqua!
Arktik bölgenin soğuk sularını 35. kuzey enlemine kadar taşır.Specie olartica, nidifica a nord del 50° latitudine N fino ai territori ghiacciati dell'Artico.
Maygıl ise suların tanrısıdır.Ea: dio delle acque.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Dopo un breve bombardamento, Hipper ordinò alle sue navi di ritirarsi.
Atık suların tekrar kaynağa döndürülmesi bu kaynakta kirliliğin artmasına neden olmaktadır.La diluizione di tali soluzioni con acqua precipita di nuovo CuI.
Düzenlenen miting sonrası saat 16:00 sularında gruplar tamamen dağıldı.Da quel momento sino alle 16.00 le due parti si diedero battaglia.
Sularının şifa özelliği vardır.Le sue acque sono di buon qualità.
Okyanusların sınırları, Dünya'da bulunan okyanus suların sınırlarıdır.Le nazioni sono ordinate per la percentuale di superficie in Oceania.
Chalchiuhtlatonal: Suların tanrısı.Chalchiuhtlatonal) — бог воды.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.И пусть из-под корней твоих течет источник, скрытый в земле, и пусть даст Нам воду утолить жажду».
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.По книге Бытия Дух Божий носился над водой.
Göl sularının yüksekliği değişkendir.Размеры озера изменчивы.
Az miktar besin içeren deniz sularında bulunur.Присутствует в небольших количествах в воде океанов.
Suların kirletilmesi onu çok üzer.Загрязнение океанов очень злит её.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.В Вайе, под корнями Арды, обитает Ульмо, владыка вод.
Durumu LORAN C ile olduğu gibi birincil kullanımı kıyı sularında gemilere seyir yardımı içindi.Как и в случае с Loran C, её основным назначением стала навигация в прибрежных водах.
Saat 15:30 sularında enkazlardan çıkarılan yaralılar hastanelere ulaştırılmaya başlandı.Только в 17:10 пострадавшие были доставлены в окружной госпиталь.
Çevrimli köyüne 50 kişilik bir PKK'lı grubu gece 23.00 sularına saldırdı.Около полудня человек сто неприятельской конницы сбили наши пикеты.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Конфликты между собаками и кошками не являются редкостью в городской среде.
Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu.Ноббс проснулся в 2:30 с ужасной головной болью.
Saat 19:30 sularında gazete binasından çıkan Abdi İpekçi arabasına bindi.В 12.10 автомобиль с президентом остановился у здания галереи.
"Round Midnight" ('Round midnight veya around midnight) Türkçede "gece yarısı sularında" anlamına gelmektedir.Кори Ёнь) «Около полуночи»/Round Midnight/Autour de minuit, Франция-США (реж.
Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır.И в зависимости от того, на какую высоту поднималась вода, можно было определить температуру.
Yuvalarını bataklığın sığ sularında veya bir tümseğin üzerinde yaparlar.Они живут у подножья горы Сумеру или в море вокруг неё.
Atık suların arıtılıp sulamada kullanılması.Переработка сточных вод посредством их очищения.
Notilus, Güney Pasifik'in derin sularında yaşar.Обитают в глубоких водах юго-западной части Тихого океана.
Bir felaket sonucu okyanusun sularına gömülmüştü.Его тело было погребено в океане.
Yer altı suları yeryüzünde akan suların aksine çok yavaş hareket eder.Более того, время там течёт в 6 раз медленнее, чем во внешнем мире.
Bulundukları suların sıcaklıklarına göre Nisan ile Eylül ayları arasında ürerler.AVENGED SEVENFOLD выложит свой сингл, Nightmare, в этом месяце (неопр.).
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Выработанная станцией электрическая и тепловая энергия идёт на покрытие нужд города.
Atlantik ve Pasifik Okyanuslarının arktik sularında yaşarlar.Встречается от умеренных до арктических вод Атлантического и Тихого океанов.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi"."تأثير طعم أومامي على جودة طعم الحساء قليل الملح خلال الاختبارات المتكررة".
Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar.الموطن الأصلي لهذه المخلوقات هو جنوب وغرب أستراليا، وغالبا ما تبقى في المياه الضحلة معتدلة الحرارة.
Az miktar besin içeren deniz sularında bulunur.لكن تبقى مشكلة العدد اللانهائي من الشحنات موجودة بالمحيط.
Suların büyük kısmı içilebilirdir ama paketlenmiş su satışı da yaygındır.عيى الرغم من أن جزء كبير من المياة الموجودة في البلقان صالحة للشرب، إلا إن بيع المياة المعبئة يعدّ منتشرة.
Göl sularının yüksekliği değişkendir.وحجم وأبعاد البحيرة متغيرة.
Bu suların en önemli özelliği kışın sıcak yazın soğuk olmasıdır.مشروبه المفضل هو الشاي الثقيل صيفاً شتاءً.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Hipper pouco depois ordenou que seus navios retornassem para águas alemãs.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.O espírito de Deus pairava sobre as águas.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Deitar-me faz em verdes pastos, guia-me mansamente a águas tranquilas.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.Na ilha, Claire desmaia por causa do calor e descobrem que a água restante foi roubada.
Tapınağın taşlarının çoğu yerinde bırakılmış olup şimdi göl sularının altında yer almaktadır.A maior parte do templo de pedra foi deixada no lugar e agora está submersa sob as águas do Nilo.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi".«Efeito do gosto umami na agradabilidade de sopas com pouco sal durante teste repetido».
Sularının şifa özelliği vardır.Se têm alguma virtude particular as suas águas.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.Ulmo , o Senhor das Águas que habita em Vaiya, abaixo das raízes de Arda.
82 kilometre uzunluğunda olan nehir sularını Võrtsjärv Gölü'ne boşaltır.Possui 82 km de extensão e deságua no Lago Võrtsjärv.
Tam 24 farklı balina türü bu adanın sularında kaydedilmiştir.Foram identificados 47 cones e crateras diferentes nesta ilha.
Yetişkin erkekler yazın kutup sularına göç eder.As jovens cegonhas adoptam a plumagem adulta no segundo verão.
Krasnoyarsk Reservoir'ın sularının altında kayboldu.Foi inundada após a construção e vazão do reservatório de água de Krasnoyarsk.
Her iki akarsu da Basra Körfezi’ne sularını boşaltırlar.Ambos os países extraem o lítio nas piscinas de água salgada.
Dev taşları, Neretva Nehri'nin sularına gömüldü.Tumbas romanas foram encontrados perto do rio Nala.
Saat 14:00 sularında misogi uygularken, birden tüm öğrendiğim dövüş tekniklerini unuttuğum.Ao cair da noite, cerca de 21h00, todas as formações prussianas haviam deixado a batalha.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Hij doet mij neerliggen in grazige weiden; Hij voert mij zachtjes aan zeer stille wateren.
Mozart, 5 Aralık 1791 tarihinde gece 1 sularında Viyana'da ölür.Mozart overleed om vijf minuten voor één uur op 5 december 1791.
Uykudan uyanan Baykal kendi sularını titretti.6 Elder Dragons die sliepen zijn uit hun slaap gewekt.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.God voorspelde het water van de doop.