Ana içeriğe geç
Sözlük

suların ile cümle

suların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ganj'ın sularının doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılmaktadır.The waters of the Ganges are believed to possess supernatural powers.
21 Ocak 1973 günü saat 20.00 sularında Heimaey'de bir dizi küçük yer sarsıntısı oluşmaya başladı.Am 21. Januar 1973 begann etwa um 20 Uhr eine Serie schwacher Erdbeben um Heimaey.
Saat 15:30 sularında enkazlardan çıkarılan yaralılar hastanelere ulaştırılmaya başlandı.Um 19.30 Uhr konnten weitere Ärzte an Bord und die Verwundeten in Krankenhäuser transportiert werden.
Donanma, saat 05:15 sularında bombardımana başladı.Die Besatzung bestieg die Maschine um 5:15 Uhr.
Yükselen göl sularının engellemesi nedeniyle kazılar 1987 yılında sona erdirilmiştir.Wegen Abwasserproblemen musste die Jugendherberge 1987 geschlossen werden.
Yaklaşık saat 17 sularında Aktium Muharebesi bu şekilde alevler içinde bitmişti.Gegen 17 Uhr ging schließlich die Schlacht bei Actium mit dieser Feuersbrunst zu Ende.
Maygıl ise suların tanrısıdır.In den Veden ist er der höchste der Götter.
Fakat birdenbire Musa deniz kıyısına gelir ve elindeki asa ile deniz sularına dokunur.Mosè berührt das Meer mit seinem Stab.
Saat 19:30 sularında gazete binasından çıkan Abdi İpekçi arabasına bindi.Kurz vor 10:30 Uhr fuhr er mit einem Auto direkt vor das Regierungsgebäude.
Volturnus, Roma mitolojisinde suların tanrılarından biri.Volturnus war in der römischen Religion ein Gott der fließenden Gewässer.
20:10 sularında kalbi durduktan sonra tekrar çalıştırılmaya çalışıldığı söylenmiştir.Um 22:15 Uhr konnte jedoch wieder Herztätigkeit gemessen werden.
Gökler Cenneti ile Suların Bölünmesi.Samlade verk (Über Wasser und Erde.
Günlük hayatta beyazlatıcı çamaşır sularında kullanılmaktadır.Täglich muss das Bett mit sauberer Bettwäsche bezogen werden.
Güney Amerika'da, Subantarktik sularında ve Umman Körfezi'nde ticari amaçla avlanırlar.Laternenfische werden bei Südafrika, in subantarktischen Gewässern und im Golf von Oman kommerziell gefischt.
Mozart, 5 Aralık 1791 tarihinde gece 1 sularında Viyana'da ölür.Wolfgang Amadeus Mozart starb am Montag, dem 5. Dezember 1791, gegen ein Uhr früh in seinem Haus in Wien.
Temiz suyu elde etmelerinin bir yolu, yağmur sularını toplamak ve depolamaktır.Eine Regentonne ist ein Behälter zum Sammeln und Speichern von Regenwasser.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Polarfüchse und Waschbären sind eher selten anzutreffen.
"Round Midnight" ('Round midnight veya around midnight) Türkçede "gece yarısı sularında" anlamına gelmektedir.Übersetzt bedeutet es so viel wie „nachts hingestellt“ (türk. gece: Nacht).
Çok hareketli olan bu yunus türü Kuzey Pasifik Okyanusu'nun serin ve ılık sularında bulunur.Die Art ist in kalten bis gemäßigten Gewässern des nördlichen Pazifiks verbreitet.
Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı.Il semble que les eaux du lac aient renfermé les restes d'au moins 500 individus.
Suların efendisi olarak adlandırılır.Ils sont décrits comme les maîtres des eaux.
Kadir gecelerinde ise suların durduğuna ve ağaçların secdeye gittiğine inanılır.Et dans la nuit ils vivent dans l'eau, et le jour à la surface, dans les rochers et les grottes.
Amerikan sularından gelen Dresden ve Leipzig orada fırkaya katıldı.Là, elle est rejoint par le Dresden et le Leipzig, qui naviguaient dans les eaux américaines.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.Ulmo le Seigneur des eaux demeure en Vaiya, sous les racines d'Arda.
Bunun üzerine saat 14:00 sularında darbe yönetimi camiye müdahale etmeye başladı.Un peu avant midi, ils commencent à investir le campement des Francs.
Dünyadaki suların % 97,2'si denizlerdedir.En effet, l'eau de mer constitue 97,5 % de l'eau mondiale.
29 Temmuz: Sabah 1:30 sularında Vincent öldü.Il meurt le 29 juillet suivant à une heure et demie du matin.
Kazada 22.000 koyun boğaz sularına gömüldü.Ainsi, on a retrouvé entre cinquante et cent millions d'huîtres enterrées.
Üçünün cenazesi, Diyarbakır Bağlar Özel Hastanesi'nden saat 10.00 sularında çıkarıldı.Nous trois sur le site des éditions de Minuit.
Aynı gün saat 16:00'da ilk gemi Juminda Körfezi'nin mayınlı sularına ulaştı.À 16h00, le 28 août, le premier bateau approchait les eaux infestées de mines au large du cap Juminda.
Maygıl ise suların tanrısıdır.Déesse des eaux des rivières.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.Le paradis des corps débouche sur les enfers des âmes.
Ölümünden sonra Styx nehrinin sularına katılır.Même après sa mort, il cherche à distinguer ses traits dans les eaux du Styx.
Moğolistan'ın tatlı su rezervlerinin %70'ini, Dünya'nın tatlı sularının ise %0.4'ünü oluşturur.Seulement 0,3% de l'eau douce est sous forme liquide à la surface de la terre.
Tuzlu sularında ise 250 balık, 2,500 kabuklu ve 700 yumuşakça türü barınır.Les eaux écossaises contiennent environ 2 500 espèces de crustacés et 700 mollusques.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Poco después Hipper ordenó regresar a aguas alemanas.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Los tiburones y ráyidos son poco frecuentes en aguas europeas.
Saat 14:00 sularında misogi uygularken, birden tüm öğrendiğim dövüş tekniklerini unuttuğum.Al rededor de las 2am, de pronto olvidé todas las técnicas de artes marciales que alguna vez aprendí.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Quien hace así en la tierra deja la pista que hace el humo en el aire o la espuma en el agua.
Amerikan sularından gelen Dresden ve Leipzig orada fırkaya katıldı.Allí se les unió el Dresde y Leipzig , que había zarpado de aguas americanas.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.En la isla, Claire se desmaya del agotamiento por calor, y descubren que el agua restante ha sido robada.
Nehir suyunun 50-55% kadarı eriyen kar sularından oluşmaktadır.Alrededor del 50-55% del caudal del río proviene de la nieve derretida.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi"."Los efectos del sabor umami en lo agradable de las sopas bajas en sal durante pruebas reiteradas".
Huang He, Liao He ve Luang He gibi nehirler sularını Bohai Denizi'ne boşaltır.Los ríos Huang He, Liao He, Hai He y el río Luan desembocan en Bo Hai.
Okyanusların sınırları, Dünya'da bulunan okyanus suların sınırlarıdır.Los límites de los océanos delimitan las aguas oceánicas de la Tierra.
29 Temmuz: Sabah 1:30 sularında Vincent öldü.A las 21:00 del 31 de julio Velasco murió de sus heridas.
Sularını Zambezi ve Limpopo ırmaklarının kolları toplar.Se encuentran en África: cuencas de los ríos Zambeze y Limpopo.
Chalchiuhtlicue: Nehir, derelerin tüm suların tanrıçası.Chalchiuhtlicue: diosa de ríos y mares.
Sınıraşan suların tüm yönleriyle el alındığı küresel bir düzenlenme yoktur.No se tiene una definición aceptada por todos los especialistas en morfología fluvial.
Firavunun ordusu da Kızıldeniz’in sularında boğulur.El faraón somete a los pueblos del mar.
Atık suların %98'i arıtıldıktan sonra körfeze ulaşmaktadır.Las deshidratas hasta que contengan un 98 % de agua.
Bu paylaşıma göre Ürdün suların dörtte üçünü alacaktı.Dicho partido, lo ganaría el conjunto de Bassedas por 3 a 2.
Tanrıça ayrıca yol üzerindeki bir nehrin sularını da yükseltir.Los dioses le prometieron una rica tierra más allá de los mares.
Gaziantep'in kuzeyinin sularını toplar.Recoge las aguas del río Guatizalema.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.La verás jugar por la verde pradera, Caminar tranquilamente junto al mar.
Hidrojeoloji, yeraltı sularını inceleyen bilim dalı.Hidrogeología, estudio de las aguas subterráneas.
Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.Lo Spirito di Dio aleggiava sulle acque".
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.Sull'isola, Claire ha un colpo di calore e si scopre che l'acqua restante è stata rubata.
Arazinin uygunluğundaki ana etken arazinin yeraltı sularının bol olmasıydı.Nonostante fosse agile in acqua, sulla terra era piuttosto goffa.
Suların çekildiğinde gelgit hattı gözlenebilen kaya.All'entrata delle rovine trovano Wario che li attende.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod